Hakan Kılıç

Su-57'yi kim yapıyor?

  • Son Güncelleme: 14/04/19 20:44:46
  • 18

Su-57, Rusların Bir Türlü Üretemediği, Ancak Bizim Üreteceğimiz Rus Uçağı!

Son birkaç haftadır twitter’dan, DM’den ve e-posta yolu ile yoğun şekilde sorulan soruları şöyle bir derleyip, toplu cevap vereyim istedim. En azından sürekli aynı sorulara cevap vermektense direk bu makalenin linkini atmak daha mantıklı olacak diye düşündüm…

Şaka bir yana bu konularda sürekli dezenformasyon devam ediyor. Sadece ulusal medya değil, dış basın da yoğun olarak işin içinde olacak şekilde devam ediyor. Medyamız taraf değişti ama bu haber doğruluğu, titizliği veya tarafsızlığı getirmedi. Maşallahları var diyebiliriz. Bizimkiler eskiden Amerikan medyasında ne çıksa hemen onların gazına gelirdi. Şimdi ise Rus medyasında misal “Türkiye’nin uydusunu uzaya yollayacağız” haberi çıksa “Rusya bizim Türkonotları geçerken Ay’a bırakacak” diye yazıyorlar.

“Rus uzman açıklama yaptı!” Hangi makamdaki Rus? Ne uzmanı? Gerçekten Türkiye için mi, yoksa Türk düşmanı mı? Spekülasyon mu yapıyor? Kimse sormuyor. Birazdan örneklerle açıklayacağım.

Bugün SU-57/35 gibi alternatif uçaklar üzerine gelen soruları, ikinci bölünde ise S-400/300/YIHSS ve PAC ile ilgili soruları cevaplamaya çalışacağım.

1-SU-57 İLE F-35 KIYAS EDİLEBİLİR Mİ? F-35 YERİNE ALABİLİR MİYİZ?

Öncelikle bu mantık dışı haberin kaynağına inmek lazım. Türk medyası haberin üzerine atladı ama kaynak Korotçenko adında bir Rus uzman. Adamın uzmanlığını kritik edecek değilim. Çünkü SU-57 hakkında Rus uzmana gerek kalmayacak kadar açık kaynak bilgisi mevcut. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun ABD'nin F-35 savaş uçaklarını tedarik etmemesi halinde Türkiye'nin bunun alternatifini bulacağına dair açıklamasını değerlendiren Rus askeri uzman Korotçenko şöyle dedi: “Washington'un tehditlere devam etmesi halinde Türkiye'nin 5. nesil savaş uçağı Su-57'leri ithal eden ilk ülke olabilir”.

Peki aynı Rus askeri azman Rus SU-24 uçağını düşürdüğümüz 2016 yılında ne demişti? Birazını hatırlatalım: Rus uçağını düşürme kararını Sayın Cumhurbaşkanının verdiğinden emin olduğunu, Rusya için artık “Erdoğan” diye birinin mevcut olmadığını ve dahası Sayın Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında ileri geri konuşmalar ve burada detaylandırıp uzatmaya gerek olmayan çeşitli ithamlar vs. Şimdi biz bu adama nasıl inanalım veya siyasi görüşümüz ne olursa olsun bu adam ne kadar güvenilir bir uzmandır.

Aslında ona kızmıyorum. Her asker veya uzman kendi ülkesi çıkarına konuşur. Kızdığım ona inanan medya/sosyal medya. Adam olmayan uçağı pazarladı. Bizim en ciddi gazete ve yazarlarımız günlerdir SU-57 yazıyor. Güler misin, ağlar mısın?

SU-57’yi F-35 yerine alabilir miyiz? Nasıl ki tepkilere rağmen dinlemeyip S-400 aldık, tabi ki onu da alabiliriz önemli olan ülkemizin çıkarı. Ancak öncesinde çok ufak detayların halledilmesi lazım. Bu ufak! detayları kısa kısa paylaşmak isterim:

-SU-57 Amerikan F-22 Raptor 5’nci nesil savaş uçağına rakip olsun diye geliştirilmiş bir savaş uçağı ve Rus hava kuvvetlerinin en sofistike savaş uçağı olacak. Malum ABD kongre kararı ile satışı yasak olan F-22’yi İsrail’in yalvarmasına rağmen vermedi. Hatta Japonlar F-22 alamadıklarından X-2 projesine yıllar önce başladığını X-2 yazılarında anlatmıştım. Aynı şekilde diğer 5’nci nesil savaş uçağı Çinli J-20 Chengdu da başka ülkelere satılmıyor. Yani kimse en son teknolojisini kimseye satmıyor. ABD F-35’i, Çin ise FC-31’i bitirebilirse satacak. Şimdi yarın öbür gün Karadeniz veya Suriye’de yine bir SU-24 krizi olduğunda Rus savaş uçaklarının karşısına çıkacak olan Türk SU-57’si ihtimalini düşündüğümüzde Rusların kafası mı çalışmıyor yoksa bizi Slav ırkında mı görüyorlar bilemiyorum. Bir ülkenin gelecekte hava hakimiyetini belkemiğini oluşturacak uçağı karşı bir ittifakın (NATO) üyesine sattığı nerede görülmüş?

-SU-57, 11-12 prototipi (birinin yangın geçirdiği söyleniyor) üretilmiş, hala geliştirilen, seri üretim kararı bir türlü verilemeyen bir uçak. Hatta görülmemiş şekilde 12 prototipten ötürü “Ruslar çaktırmadan seri üretim yapıyor” diye dalga konusu olmaya başladı. Bunda mali sebeplerin etkili olduğunu söyleyenler var ama diğer görüş ise motorlarında hala daha termal gizlilik kabiliyetinin yakalanamaması sebebi ile yeni Izdeliye motorunun olgunlaşması beklendiği söylenmekte ki bende bu görüşteyim. Bu neden önemli? Rus ekolü ABD ve Çin’in tersine stealth gövde yerine performansa önem vermiş, menzil, silah taşıma kapasitesi ve manevra kabiliyetinden fedakârlık yapmamıştır. Bu sebeple SU-57 hemen hemen tüm batı ve Çin uçaklarından daha üstün manevra yeteneğine sahip olacak gözüküyor. Ancak burada bir sorun var. Ruslar stealth ABD uçaklarını görebilen radarlar yaptıklarını iddia ettiklerinden geleceğin teknolojisinin düşük radar görünürlüğü olmadığını o yüzden böyle bir dizaynı tercih ettiklerini söyleseler de eğer bu teorileri doğru çıkmaz ise fena çuvallayacaklar. Çünkü ABD yapımı F-22 veya F-35, SU-57 kendisini göremeden BVRAAM (Görüş ötesi menzilli hava-hava füzesi) AIM-120’leri ateşlemiş olacağından SU-57 onların arkasına geçip manevra yeteneği ile vurma fırsatı bulamayacak. Zaten bir şekilde bulsa bile DAS ve EOTS ile (360 derece kamera, kızılötesi sensöre ve tüm bu sensör füzyonunu gerçekleştiren yani tüm uçaklarla sürekli bağlantı içinde olan ağ merkezli harp yeteneği) konusunda lider F-35 ile kısa menzilde yani yakın mesafede kapışsa bile daha önce “Görüş Ötesi Hava Savaşı, Savaşçıları ve LRAAM Füzeleri” makalelerinde yazdığım gibi HOB özelliği ile artık 180 derece kilit 360 derece angajman yapılıyor olacak. Yani kimsenin kimsenin arkasına geçmesine gerek yok.

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-gorus-otesi-hava-sahasi-1

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-gorus-otesi-hava-sahasi-2

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-gorus-otesi-hava-sahasi-3

-Diğer yandan SU-57 PESA radarı F-35’in AESA radarı gerisinde. F-35 radarından görev yaparken bir taraftan da elektronik karıştırma yapmak gibi görülmemiş kabiliyetler var. Uçak ayrıca EH podu barındırmıyor. SU-57 yanak ve kanat hücum kenarlarındaki radarlar ile gerçekten çok iyi bir kaplama sağlasa da birçok kabiliyeti yönü ile F-35 ile kıyaslanamayacak bir uçak. En azından bir F-35’i çok rollü bir derin darbe uçağı olarak aldık. SU-57 ise daha çok F-22 gibi hava hakimiyeti/üstünlüğü uçağı. Malumunuz olduğu üzere bizim F-16 ve F-35 yanına hava hakimiyeti konseptinde dizayn edilecek ve görev verilecek uçağımız MMU TF-X olacak. Zaten onu bunun için yapıyoruz. Yani yakın hava desteği gibi özellikleri kısıtlı olacak. Esas görevi F-15/22, SU-57/35 vb. hava-hava savaşı olacak. Dolayısı ile SU-57 alımı ile F-16’nın servisten kalktığı, F-35’in alınmadığı ve TF-X’in üretildiği bir hava gücünde yine hava-yer görevli bir uçak ihtiyacı karşılanamamış olacaktır. F-35’in “Durumsal Farkındalık”, “Sensör Füzyonu”, “Ağ Merkezli Harp Kabiliyeti”, Barracuda “Elektronik Harp Sistemi” ve P&W F135 motorunun sağladığı “Termal Gizlilik” gibi özelliklerini uzun uzun anlatıp SU-57 ile kıyaslarsam bu makalede diğer soruları yazamam. Bu konuda daha önce çok ayrıntılı bir “F-35 ve TSK raporu” yazmıştım. Aşağıdaki BİLGESAM sayfasından serbest erişim PDF dosyasına göz atabilirsiniz. Aşağıdaki linkin içinde hem sayfanın linki hem de kaynakçanın bir kısmı bulunmakta. Oradan da PDF’ye ulaşacaksınız.

http://hakankilicaero.blogspot.com/2018/11/f-35-lightning-ii-ve-turk-silahl.html?view=flipcard

-Sonuç olarak düşük radar görünürlüğüne inanmadığını iddia eden Rus tasarımcılar stealth kabiliyetinin diğer önemli unsuru termal gizliliği inkâr edemediği ve SU-57 IRST cihazı ile F-35 EOTS arasında en az 2 kat menzil farkı olduğu için motordaki termal gizliliği gidermek için hala yoğun gayret sarf etmektedir. Sosyal medyada karşılaştığım Rus ve Çinlilere hep sorduğum ama cevap alamadığım bir soru var: Dünyada tıpkı Çin J-20 uçağı gibi Amerikan F-22 ve tüm kullanıcı ülkelerin F-35’leri sürekli olarak radar reflektörlü uçuyor ve bildiğimiz kadarı ile savaş durumu hariç çıkarmaları yasak. Dolayısı ile Rus ve Çin radarları reflektörsüz bir F-35’i hangi hava sahasında buldu ki test edip gördüğünü anladı. Reflektör ile F-35, F-16’dan bile daha büyük RCS değerine sahip zaten.

-Ayıca Hint-Rus SU-57 ortaklığı Hindistan’ın ödediği 800 Milyon USD’den sonra kavga ile sonlanmış olduğunu hatırlatmak da lazım. Devam edilse idi 8 Milyar USD bütçeli olacak olan ortak geliştirme-üretim projesinde Hindistan, Rusya’nın tatmin edici veya anlaştıkları teknoloji paylaşımını yapmadığını ileri sürerek ödediği parayı da yakarak programdan çıktı. Şu an kendi başına (AMCA-Advance Medium Combat Aircarft) yürüteceği 5’nci nesil proje belirsizliğini koruyor. Dolayısı ile tıpkı F-35 programında S-400 sebebi ile bizi yarı yolda bırakacak veya vefasızlık yapacak olan ABD gibi yarın Rusya’dan da bir kazık yemeyelim. Hindistan örneğini düşününce bu olası. Artık kritik teknolojileri kimsenin kimse ile paylaşmayacağını kabullensek iyi olur.

-Bu aralar “Rus askeri uzman” ile başlayan haberler çıkınca şüphe ile yaklaşmaya başladım. İran kaynaklı haberlerle yarışır oldular. Daha önce kokpitaero’da yazmıştım, hatırlarsınız Çin’in S-400 ile MRBM yani 1000-3000 km arası menzilli balistik füze vurma haberi. Ta ABD füze savunma ajansı, CSIS gibi sitelerde (yorumsuz) haber oldu. Hatırlayın Çin’den çıkıp, Rusya’daki askeri uzmanın (füze uzmanıymış) yorumuna uğrayan haber Honkong, Tayvan, Japonya’yı dolaşıp tekrar Çin’de yankılanınca en son Sputnik haberi patlatmış ve Çin kaynaklı gibi gözükünce dünyaya yayılmıştı. Yani Rusların attığı bumerang geri dönmüştü. Oysa Çinliler MRBM dememiş 250 km mesafede yani ellerindeki S-400’ün 250 km menzilli füzesinin sınırında HEDEFİ vurmayı başardıklarını söylemişlerdi. Rus füze uzmanı da hedef şu hızdaymış dolayısı ile MRBM’den başka bir şey olamaz dedi. Haber her yere MRBM olarak yayıldı. Tabi kimse “Kardeşim broşüründe bile yazıyor, S-400’ün balistik füze önleme kabiliyetli anti-balistik füzesi 30 km irtifa, 60 km menzilli iken 250 km mesafede nasıl balistik füze vursun? 250 km menzilli SAM füzesi ise o da MRBM ile kesişebilir mi?” diye sormadı. Sputnik’te boy boy haber oldu ama kimse broşüründe SRBM’ye karşı etkili olduğu iddia edilen ve en hızlı füzesi 8 Mach olan S-400’ün en az 10 Mach hatta daha fazla olan MRBM’yi nasıl yakaladığını da sormadı (Benden başka).

2-SU-57 GERÇEKTEN 5’NCİ NESİL SAVAŞ UÇAĞI MI?

Dünyada MMU TF-X’den başka 5’nci nesil savaş uçağı projesi olarak;

Japonya X-2:Prototip uzun süre uçmuş olsa da gerek F3 versiyonu için teknoloji gösterim aracı olan X-2 konusunda ilerleme sağlanamaması, gerekse 5 Milyar USD daha bütçe hesaplanması sebebi ile iptal aşamasına gelmiş ancak yeniden konuşulur olmuştur. ABD F-22/35 hibrit modelini geliştirmeyi teklif etmiş ancak X-2 konusunda belirsizlik sürmektedir.

Fransız NGF: 6’ncı nesil uçak yapacağı açıklaması ile havalanan Almanlar 5,5’a kadar indikten sonra Fransa projesine ortak olarak birlikte geliştirme kararı aldı. İtalya ve İspanya’nın katılımına kesin gözü ile bakılan proje bana göre gelecekte Avrupa’daki (İngiltere ve Türkiye hariç) tüm NATO ülkelerini içine alacak. İTU Savtek’de sunum yapan TAI yetkilisinden öğrendiğim kadarı ile bu proje daha başlangıç aşamasında ve bizim TF-X den çok geride ve çok daha düşük bir bütçe ile bütçelendirilmiş henüz başlangıç aşamasında bir proje.

İngiliz Tempest: Fransız projesinden çok farklı olmasa da daha medyatik şekilde mokap sunumu yapıldı. Gerçeğini yansıtmadığı söylenen mokap zaten 6’ncı nesil olarak tanıtılsa da kesinlikle 6’ncı nesillerin performansını verecek bir dizayna sahip değil. Bu da daha proje aşamasında.

Güney Kore KFX: Medyamızda bir dönem TF-X görseli sanılan KFX-100/200 olarak iki modeli olan henüz proje aşamasında uzun yıllar geçmesine rağmen hala prototipi hangardan çıkmamış bir 5’nci nesil.

Çin J-31/FC-31: Kulislerde Türkiye’den incelemek için heyet gittiği söylentileri olan J-31 çift motorlu ve görünüş olarak F-35’e çok benzeyen bir Çin 5’nci nesil adayı. Çeşitli türevleri, ihraç versiyonları olan uçağın Avustralya’dan siber hırsızlıkla indirilen terabaytlara varan F-35 bilgisi ile yapıldığı iddia edilse de hala test-geliştirme aşamasında ve ne zaman seri üretime geçeceği belli değil. Çin uçak gemilerine de inmesi planlanmakta. Ancak dikey iniş-kalkış şeklinde değil F-35C modeli gibi.

Çin J-20: J-31 gibi motorların da uçağın kızılötesi görüntüsünü kısıtlayacak kabiliyeti fazla gelişmemiş ve bu onun tek kusuru dersek 5’nci nesiller adına haksızlık yapmış olmayız. Diğer yönleri ile 5’nci nesil kabul edilmekte. Yani ABD’li F22/35 gibi stealth, sensör kabiliyetleri (EOTS kopyası var) gelişmiş ve bu yönleri ile dünyadaki 3 adet 5’nci nesilden biri. Aynı zamanda F22, F-35’den sonra seri üretime geçip filolarda operasyonel olan üçüncü 5’nci nesil savaş uçağı. Ancak F-22’nin tam karşılığı değil. F-22, F-35 arası bir model. Bunda tenkit edilecek bir durum da yok. Bunun sebebi Çin konsept veya muhtemel yeni hava doktrinindeki farklılık. Çok başarılı bir proje olup, uçak gemisine iniş yapamıyor. Zaten dediğim gibi SU-57, F-22 karşılığı bir uçak olacak.

ABD F-22: Seri üretimi dahi tamamlanmış 5’nci nesil hava üstünlüğü/avcı uçağı.

Dolayısı ile bu tabloda Çin J-20’nin de WS motorlarının termal iz azaltma sıkıntısı olsa da diğer yönleri ile 5’nci nesil kabul edilmektedir. Fakat SU-57 son zamanlarda ulusal medyalarda değil de özel savunma sanayi siteleri veya röportajlarda Rus uzmanlarında itiraf ettiği gibi 5’nci nesil olamamıştır. 4++ olarak kabul edilmektedir. Çünkü 5’nci nesil kabul edilmenin temel şartı olan “Stealth” ın da temel şartı olan düşük radar görünürlüğü, düşük termal iz ve ağ merkezli harp konusunda beklenenin altında olduğu pek çok kişi tarafından iddia edilmektedir. (Izdeliye-30/AL-31F motorlarının termal iz konusunda çok ilerleme kaydettiği söylenmektedir ancak henüz hazır değil). Kişisel olarak motorunun içini veya elektronik kabiliyetini göremeyiz ama uçağın dizaynı zaten “ben stealth değilim” diye bağırmaktadır.

Termal izin önemini de çok yakın zamanda Suriye’de gördük. Hatırlasanız başka bir makalede Suriye’de F-22’nin nasıl yakalandığını yazmıştım. Düşük radar görünürlüğüne sahip olsa bile muhtemelen bir SU-35 veya test amaçlı Suriye’de uçan SU-57’ye de yakalanmış olabilir, birinin kızılötesi sensörü (IRST) tarafından yakın mesafede çekilen F-22 görüntüsü propaganda amaçlı dünyaya servis edilmişti. Bu konuları daha önce kokpitaero’da çok yazdığımızdan burada noktalıyorum.

3-TÜRK HAVA KUVVETLERİ İÇİN SU-35 VEYA MİG-35 ALTERNATİF OLABİLİR Mİ?

Daha önce Rus uçağı alıp, verimli kullanabilir miyiz gibi mevzuları kokpitaero’da birkaç kez yazdım. O yüzden aynı şeyleri tekrar etmeyeceğim. Sadece IFF gibi teknik sorunlar çözülse bile depolardaki NATO ülkeleri menşeili yüzlerce belki binlerce hava-yer ve hava-hava mühimmat ve füzelerinin hiçbirini biz ve Ruslar istese bile NATO ülkeleri izin ve kaynak kodunu vermediği için kullanamayacağımızı belirtmek isterim. NATO-Universal Armament Interface (UAI)-Silah ara yüzünün Rus karşılığına da tanıtmamız imkânsız. Yani Rus uçağı yanında tüm Rus mühimmatlarını da almamız lazım. Tabi ki SOM gibi milli füzeleri Ruslar arıza çıkarmadığı sürece ki çıkaracaklarını sanmam kullanabiliriz. Ancak unutmayalım ki milli hava-hava hava füzelerimiz henüz hazır değil. Ayrıca KH serisi veya R-27, R-77 gibi uzun menzilli Rus hava-hava füzelerini almayacaksak Rus uçağı almanın bir esprisi kalmaz zaten.

Uzatmadan bitireyim dün konuştuğum bir emekli generalimiz belirttiği gibi hava kuvvetlerimiz adaptasyonunun 10 yıl sürebileceğini unutmamak lazım. Malum kokpitleri bile çok farklı. Bırakın askeri uçak, sivil uçakların kokpit göstergeleri bile aşağıda görüldüğü gibi farklı mantıkla çalışmakta ki geçen yıllarda bir Rus pilot, kaza raporuna göre (Kaynak: NatGEO uçak kazaları belgeseli) alkol etkisi ile kendini Rus yolcu uçağında sanarak kokpit göstergesini Rus saati olarak okuyup ters kumanda vererek uçağı düşürmüş. Bu sadece ufak bir detay tabi. Bizde kimse alkollü uçacak değil ama kim bilir daha ne farklar var.

Ancak Sayın Dışişleri Bakanının Türkiye alternatifsiz kalacak değil, illa başının çaresine bakacaktır manasında demeçleri var. Haklı olarak diyor ki ABD, S-400 bahanesi ile F-35 vermez ise uçaksız kalacak değiliz.

Bu durumda en güçlü aday gördüğümüz kadarı ile Rus uçakları. Bana göre EF-2000 çok daha öncelikli olmalı. Ancak S-400 mevzusunun ve başka alçak-orta irtifa sistemler alacağımızın konuşulması gösteriyor ki en güçlü aday Rusya. Şimdi yukarıda SU-57’yi anlattığımıza göre diğer adaylara bakalım.

Şu an Rus hava gücünün en sofistike uçağı SU-35. Amerikan F-22 ve F-35 uçağının stealth, durumsal farkındalık ve ağ merkezli harp kabiliyetini göz ardı edersek hiçbir eksiği yok fazlası var. Onlar kadar olmasa da ağ merkezli harp kabiliyeti, IRST, Supercurise, kısa menzilli de olsa kuyruk radarı ve birçok özelliği ile tam bir hava üstünlüğü/hakimiyeti uçağı veya avcı uçağı. Aslında F-35’in çok rollü derin darbe uçağı olduğunu düşündüğümüzde onun yerine değil daha çok TF-X’in görevini üstlenecek bir uçak. Ancak “İstemem yan cebime koy” misali Ruslar satsa ve eğer Rus uçağında karar kılınmış ve NATO ile aramıza ciddi mesafe koymaya karar vermişsek SU-35 asla hayır denecek bir uçak değil. F-15’den F-18’e, EF-2000’e kadar hiçbirinde geri kalacak bir uçak değil ki zaten hepsinden yeni bir model. Ancak Rusya’nın Mısır’a SU-35 satacağı ilan edilmiş olsa bile ben bir NATO üyesine satacaklarına ihtimal vermiyorum.

Muhtemelen biz Rusya’nın uçak alımı için kapısını çaldığımızda/çalarsak bize teklif edilen model Mig-35 olacak. Zaten Mig-35 ihraç amaçlı tasarlanmış ve Rus hava kuvvetlerinde henüz kullanılmayan bir uçak. Aslen meşhur çift motorlu Mig-29’un modernize edilmiş en ileri versiyonu. F-18/16 ayarında hatta AESA radarı olduğunu ve motorlarında TVC olduğunu düşünürsek en azından F-16’dan çok üstün bir uçak diyebiliriz. Malum olduğu üzere ASELSAN tarafından bizim F-16’larımız için AESA radar geliştirme projesi de başladı. Bu radarın muhtemel son versiyonu da TF-X’de kullanılacak. Dolayı ile Mig-35’de Rus uçakları içinde mantıksız bir tercih olmaz.

Belki daha üst bir uçak olan SU-30MKI veya diğer SU-30 serisi de teklif edilebilir ama dediğim gibi en güçlü aday Mig-35, en üstün kabiliyetli modelleri ise SU-35. Tıpkı F-22 gibi SU-35’in koruduğu bir hava sahasına yaklaşacak uçak tanımıyorum. Bunlar 70-80’lerin F-14 Tomcat, F-15C’leri gibi. Son bir ek ile günümüz hava savaşlarının uçakların teknik performanslarından ziyade ağ merkezli harp kabiliyeti, radar menzili/düşük görünürlük, kızılötesi sensör kabiliyeti/düşük iz ve hava-hava füzelerinin performansı/kaçma kurtulma yöntemlerine dayanıklılık-sahip olma gibi artı eksi kutupların ne derece başarıldığına göre değişen ve “Enerji savaşıdır” temel yasasının yavaş yavaş değişmeye başladığı bir yöne evrilmektedir diyebiliriz.

4-SU-57, SU-35, MİG-35 HARİCİNDE F-35 İÇİN DİĞER ALTERNATİFLER VAR MI?

EF-2000 çok pahalı olması ve çeşitli bakım sorunlarına rağmen bence en güçlü aday olması gereken uçaktır. Diğer aday Ermeni tasarısını kabul eden Fransa’nın uçağı Rafale’dir. Aslında aralarında afaki farklar yok birisi hava-havaya yoğunlaşmışken (T3 modeli hava-yer içinde uyarlandı) diğeri ise yani Rafale ise çok rollü ama Fransa bana göre satış sonrası Rusya’dan daha çok sıkıntı çıkaracak bir ülke. Yarın bir Kuzey Suriye harekâtında kullanamazsınız diyecektir.

Gripen ise NG modeli ile aday olabilir ama bu modelin motoru Amerikan. Ayrıca çok sayıda İngiliz üretimi parça var ve tek motorlu. Zaten F-35 alamayıp CATSA yaptırımlarına uğrarsak bu uçağı da alamayız. Ayrıca İsveç de PKK konusunda Türkiye’nin karşısında bir ülke.

Diğer aday JF-17 Pakistan-Çin ortak yapımı ama AESA radarlı Blok3 modeli hala ortada yok ve bu yönü ve tek motoru ile F-16’dan üstün bir yanı yok. Yani almak için sebep yok. Ayrıca motor Çin, dolayısı ile Rus motoru. Rusya’ya bağımlı olmak sorun olmayacak ise zaten Mig-35 alırız.

5-DÜŞEN JAPON F-35’İNİ RUSLAR VE ÇİNLİLER ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR MU VE BAŞARIRLARSA F-35’İN SIRLARI ORTAYA ÇIKAR MI?

Son günlerde hiç bu kadar saçma bir laf duymadım. Bu haberleri çıkaranların, denizin dibini boylamış yani hurdaya dönmüş, tüm sistemleri kapanmış, kaynak kodları bilinmeyen bir F-35’den Rusların ve Çinlilerin ne öğreneceği sandıkları ayrı bir konu ABD ve Japonya’nın eli armut mu topluyor sanıyorlar?

Japonya’nın dünyanın dördüncü büyük donanmasına sahip olduğundan zaten haberleri yok da Ruslar ve Çinliler kimseye çaktırmadan Japonya’ya çok yakın noktada nasıl uçak çıkaracak? İnanılır gibi değil. Devletler gizli yaptıktan sonra her türlü kötülük veya rezilliği yapar ama saklanamayacak bu olayda uluslararası sulardaki ganimet herkesin hakkı diye bu derece haysiyetsiz bir hareketi (açıktan olma şartı ile) her iki ülke de yapmaz. Zaten büyük kriz çıkar. Hatta şunu söyleyeyim bizden izin almadan çıkarıp Çin’de müzede sergileyeceğim diyerek Ertuğrul Firkateynini bile çıkarmaya kalksalar aradan yıllar geçmesine rağmen Türkiye “Hemşerim hayırdır, iyi misin?” der. Savaş açacak halimiz yok ama bunu illa başka sonuçları olur.

Aslıda bu söylentiler Rus K-19 denizaltısının yıllar önce ABD tarafından gizlice çıkarılması olayından dolayı türedi. Bu arada makaleleri çok uzun yazdığım için ara sıra tenkit alıyorum ki haklılar. Ne yapalım herkesin bir kusuru var. O yüzden sıkılan varsa veya sadece havacılık ile ilgili olanlar için uyarayım, bundan sonrası sadece K-19’un çıkarılma macerasını anlatıyor.

Özetle Amerikan donanmasından emekli olan subay ve bilim insanı Robert Ballard Titanic’i çıkarmak istemektedir ve donanmadan gemi ve teknik yardım ister. Aslında istediği az buz bir şey değildir. Onlarda “Hay hay! Ama önce bize üç tane denizaltı bulacaksın demişler. USS Thresher, USS Scorpion ve Rus K-19 denizaltısı” USS Scorpion ve USS Thresher Amerikan nükleer güçlü denizaltıları testler sırasında batmış ve sebebi bilinmiyordu. ABD sonraki denizaltı inşa programları için batma sebeplerini mutlaka öğrenmek istiyordu. Ballard bunları buldu ve su altı kameraları ile donanmış tel kumandalı derin dalış cihazları ile denizaltılar incelenerek önemli bilgiler edinildi. Bu arada tüm dünya ve medyaya Ballard’ın Titanic’i aradığı söyleniyordu.

Sonra dev bir gemi yapıldı. Üzerinde bir denizaltıyı suyun dibinden çıkaracak vinçler vardı. Bu sefer de tüm dünyaya bunun bir ABD’li iş adamı (göstermelik) tarafından finanse edilen ve yeni teknolojiler ile deniz dibinde maden arama ve çıkarma çalışması olduğu söylendi. Aslında amaç Soğuk Savaş’ın tavan yaptığı o günlerde Rus nükleer güçlü balistik füze denizaltısını çıkarmak idi. Medyada yazdığı gibi amaç denizaltı da değil içindeki nükleer başlık taşıyan SLBM (Denizaltıdan fırlatılan balistik füzeler) idi. Çünkü ABD, Rus denizaltı teknolojisinden ileride olduğunu biliyor ama SLBM’ler hakkında yeterli bilgisi yok idi. Esas merak edilen Rus füze teknolojisi idi.

Ballard onu da buldu. Denizaltıya su altı robot kolları yardımı ile halatlar atıldı ve çekilmeye başladı. Ancak çıkarken denizaltının bir kısmı daha da kötüsü açık kapaklardan aşağı doğru füzeleri düştü ve okyanus dibine doğru gitti. Füzeler çıkarılamadı.

Daha sonra sözünde duran Ballard bu faaliyetler sırasında çoktan yerini tespit ettiği Titanic’i buldu. Gerisini biliyorsunuz zaten. Bu arada yıllar sonra Davos’ta nükleer silahsızlanma görüşmeleri ve antlaşmaları sırasında Reagan, çıkarılan Rus denizcilere ait cesetlere yapılan cenaze törenini ve dini törene ait video kaseti jest amaçlı olarak Gorbaçov’a vermiş. (ABD kaseti olduğuna göre VHS’dir. O zaman çok merak etmiştim ama Betamax kasetler Japonya versiyonuymuş. Genç arkadaşlar neden bahsettiğimi anlamadı ama olsun:)

Bu arada Ballard Türkiye’yi ve Türk yemeklerini çok seviyormuş ve denizlerimizde çok araştırma yaptı. Karadeniz’de bozulmadan kalmış olan ahşap gemiyi ve Suriye tarafından düşürülen RF-4E uçağımızın şehit pilotlarının naaşlarını da çıkardı.

Sonraki bölümde S-400, PAC, Yunan S-300’leri gibi konulardaki soruları yazacağım. Görüşmek üzere.

Hakankilic.hsword@gmail.com

 

https://twitter.com/hkilichsword

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap