Kadir Doğan

Geleceği değiştiren iki büyük problem: Sürü halinde İHA

  • Son Güncelleme: 8/10/17 20:58:26
  • 1

Günümüzde bilginin yayılma hızı ve dolayısıyla da teknolojinin gelişimi karşısında insanoğlu hayretler içinde kalmaktadır. Bu durum her alanda beraberinde de inanılmaz değişimleri getirmektedir. Geçmişte ihtiyaçların karşılanması için bir araç olarak kullanılan teknolojik gelişim, artık ihtiyaçların da ortaya çıkmasını sağlayan bir amaç konumuna gelmiştir.

Teknolojinin geldiği bu nokta her alanda olduğu gibi askeri alanlarda da etkisini ciddi bir şekilde göstermektedir. Konvansiyonel Harp Doktrinlerinin artık harp alanlarında neredeyse işlevsiz kaldığı, Vietnam savaşında ABD’nin tecrübe ettiği şekilde, su götürmez bir gerçektir.

Teknolojinin gelişimi ile ortaya çıkan yeni tehditler ve bu tehditlerin beraberinde getirdiği askeri stratejilerin karşısında yine teknolojinin kullanılması ise adeta başlangıç ve bitiş noktası aynı olan bir zincir gibi karşımıza çıkmaktadır.

Teknolojik gelişimin en temel faktörlerinden birisi olan “Veri Ulaşım Kolaylığı”, teknolojik gelişimin en önemli olduğu devletlerde yani düzenli, bütünleşik organizasyonlar üzerinde ciddi bir indikatör görevi görmektedir. Buna rağmen, bu bütünleşik organizasyonlara karşı mücadele eden, ayrık ve nizami olmayan unsurlar, veri ulaşım kolaylığını, devletlerden çok daha iyi bir şekilde kullanıp, kendilerine çok ciddi miktarlarda kazançlar elde etmektedir.

Bu durum hakkında en çarpıcı tespit ise 2008 yılında Pentagon tarafından yayınlanan “Ulusal Güvenlik Stratejisinde” yer almıştır.

Aşağıdaki bölüm 2008 ABD Ulusal Güvenlik Stratejisinden alıntıdır:

““Global bir mücadele ile karşı karşıyayız. Geçmişte komünizm ve faşizme karşı olduğu gibi, “Aşırıcı ideoloji”, seküler öncüllerine benzer bir şekilde ulus ötesi iddialara sahiptir ve bu durum tüm dünyadan taraftarlarını cezbeder. Bu ideolojinin sunduğu vizyon, küreselleşmeye ve getirdiği özgürleşmeye karşıdır. Buna rağmen, Paradoks bir şekilde, şiddet yanlısı aşırıcı gruplar ideolojik olarak tamamen reddettikleri küreselleşmenin getirdiği bütün enstrümanları -serbest bilgi ve fikir akışı, mal ve hizmetler, sermaye, insanlar ve teknoloji- kullanmaktadırlar. Ayrıca düşmanlarımızın kendileri, tamamen ulus ötesi ideolojiye dayansa da bölgesel ve yerel aşırıcı gruplardan oluşmaktadırlar. (2) “

Bu durumun sonucunda ise Vietnam, Afganistan, Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi nizami olmayan unsurların, bütünleşik kuvvetler karşısında etkin güç olarak yetersiz olmalarına karşın, elde ettikleri veriler ile ciddi bir inovatif dönüşüm geçirdikleri ve bu dönüşüm sonucunda da kısmen başarılı oldukları görülmektedir.

Bu başarı karşısında ise devletler, yine teknolojiyi kullanarak, bu durum karşısında çözüm üretmek için bütün kaynaklarını seferber etmektedirler. Bu durum ise hem harp alanlarında hem de bütünleşik yapılarda birçok yeniliği beraberinde getirmektedir.

Günümüzde bu yenilikler içerisinde en popüler olanı ve bana kalırsa harp alanlarında ciddi bir şekilde dengeleri değiştirebilecek bir sistem olan “Sürü Halinde İnsansız Hava Araçlarıdır.”

Öncelikle “Sürü Halinde İnsansız Hava Araçları” ile neyi kast ettiğimizden söz etmeliyiz zira bu tanım ülkemizde birçok kişi tarafından yanlış algılanmaktadır. Sürü Halinde İnsansız Hava Araçları, “birden fazla, otonom veya yarı-otonom olarak kontrol edilebilen, birbiri ile sürekli iletişim halinde olan, yaptıkları görevi bir bütün olarak icra eden, görece farklı boyut ve yetenekleri olan hava araçlarına verilen genel isimdir.”

Peki bu araçlar neden bu kadar önemli? Bu sorunun cevabı, bu teknolojinin harp alanlarında getirdiği devrimsellik ile ilgilidir. Bu devrimselliği daha iyi anlayabilmek için neyi değiştirdiğine daha yakından bakmamız gerekmektedir.

İnsanoğlu tarih boyunca binlerce kez savaşmış, bu savaşlar sonucunda günümüzdeki medeniyetler oluşmuştur. Geçmişte yapılan savaşlarda, 21. Yüzyıla kadar, ordular nizami bir biçimde, farklı kuvvetlerin birbiri ile iletişim içinde kaldığı ama hareket kabiliyetinin çok düşük olduğu, bu nedenle rakipler arasındaki mücadelenin çok uzun sürdüğü, bu süreç boyunca özellikle sivil kayıpların inanılmaz derecede arttığı ve bununla birlikte de maliyetlerin yine inanılmaz biçimde arttığı bir durum söz konusuydu. Bu durum nizami unsurların birbiri ile mücadelelerinde kaçınılmazdı çünkü ordular çok büyük, hedefler ise belli alanları kontrol etmek idi.

Özellikle 20. Yüzyılın sonları ve 21. Yüzyılın başlarında ise askeri ve politik stratejilerin geçirmeye başladığı evrim ile harp alanları ve harp stratejileri de değişmeye başladı. Günümüzde bu değişimi “Vesayet Savaşları” veya “Asimetrik Harp” gibi kelimeler ile anlamlandırmaktayız.

Vietnam, Afganistan, Irak ve Suriye’de devletlerin yani bütünleşik unsurların tecrübe ettiği gibi nizami olmayan, küçük gruplar halinde çok hızlı hareket edebilen, belli bir bölgeyi kontrol etmekten ziyade o bölgeyi tahrip etmeyi amaçlayan karşı unsurlar ortaya çıktı. Bu unsurlara karşı mücadele ise onların ve devletlerin yapısı itibari ile konvansiyonel yöntemlerle çözülemeyecek kadar zor bir hal almıştır. Bu zorluğu çözmenin en temel yolu ise insansız sistemlerdir.

Sürü Halinde insansız sistemler bir bütün olarak çalışır

Sürü Halinde İnsansız Hava Araçlarının önemi tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Oldukça düşük maliyetler ile üretilebilen, görece boyut olarak küçük, oldukça hızlı olan bu araçlar, harp alanlarından anlık olarak veri toplama, veriyi işleme ve bu işlem sonucunda ortaya çıkan duruma göre hareket etme kabiliyetine sahiptir. Bu araçların hareket kabiliyetleri ise kullanıcının isterlerine göre değişebilmektedir. Örneğin bir sürü halindeki insansız hava aracına, fizik kanunları ve teknoloji izin verdiği sürece, herhangi bir hareket formasyonu verilebilir. Bu formasyon sonucunda yine bu araçlar “Kamikaze” olarak kullanılıp, yine oldukça düşük maliyetle ve çok hızlı bir şekilde hedeflerin imhası sağlanabilir.

Başta ABD ve Çin olmak üzere, Türkiye’nin de içinde olduğu birçok ülke bu teknolojiyi elde edip, harp alanlarında özellikle gayri-nizami unsurlara karşı üstünlüğü ele almayı arzulamaktadır. Bu alanda uzun süredir ciddi çalışmalar yapan bu ülkelerin, henüz bu konuda endüstriyel olarak başarı gösterdiğini söylemek ise oldukça güçtür.

Bu başarının hala sağlanamamış olmasının ise iki kritik sebebi bulunmaktadır. Bu sebepler ise “Yapay Zekâ” ve “BigData (Büyük Veri)” problemidir. Yukarıda saydığımız isterlerin günümüz teknolojisinde yerine getirilmesinin tek yolu Yapay Zekadır. Bunun sebebi, ortaya çıkan isterlerin manuel olarak yapılamayacak kadar çok fazla ihtimal barındırmasıdır. İnsanoğlu tüm bu ihtimalleri anlık olarak değerlendirecek ve uygulayacak kadar hızlı bir beyin yapısına sahip değildir.

Şimdi bu iki problemi anlamak için önce bir örnek düşünelim. Sürü Halinde İnsansız Hava Araçlarına sahip bir kuvvet mevcut olsun. Bu kuvvet belli bir saha hakimiyeti için bu araçları kullanıyor olsun. Bu alan içerisinde, sürü halindeki bu araçlar, kuvvete anlık olarak görüntü ve veri aktardığını da yine ekleyelim. Anlık olarak bu araçların karşısına kuvvetin tehdit algısı olarak öğrettiğimiz herhangi bir cisim çıktığını düşünelim, mesela elinde silah olan bir grup insan. Bu grup insana karşı sürü halinde insansız hava aracının davranışı iki şekilde olacaktır. Birinci davranış bu insanları tehdit olarak görmeyecek ve yoluna devam edecektir ki bu bizim tehdit algımız ile uyuşmadığı için bu araçlar bunu biz istesek bile yapmayacaktır. İkinci davranış ise bu araçların, tehdit olarak gördüğü bu insanları imha etmesidir. Bu durumda karşımıza çok zor bir durum çıkar. Buradaki bu insanlar bir grup avcı veya terörist olabilir fakat ortaya çıkan ihtimaller ve bu ihtimallerin değerlendirilip karar verileme sürecinde bu araçlar bunu her zaman değerlendiremez ve karşımıza hem politik hem de sosyal açıdan ciddi bir problem çıkar.

Bu problemi anlamak için şöyle bir düşünce şekli de geliştirebiliriz. Yapay zekalı araçlar adeta yeni doğmuş bir bebek gibidir. Siz ebeveyn olarak o bebeğe küçük yaşta bazı şeyler öğretirsiniz ve bebekten büyüdüğü zaman bu öğretiler ile birlikte hareket etmesini beklersiniz ancak bu durum her zaman böyle olmaz. Ortaya çıkan sonsuz parametreler sonucunda, bebeğiniz büyüdüğü zaman sizin hiç istemediğiniz davranışları sergileyebilir. İşte bu da Yapay Zekanın en büyük problemidir.

Bu problemi çözmek için Yapay Zekâ çalışmalarında çok ciddi bir yol kat etmek gerekmektedir. Bu problemin ortaya çıkmasındaki temel sorun ise toplanan verilerin inanılmaz derecede çok olması (BigData) ve bu verilerin sınıflandırılıp, gerçek tehdit algısının oluşturulmasıdır.

Peki toplanan verilerin bu kadar çok olması neden bizim için bir problemdir? Bu soruya cevap vermek için konuya farklı bir noktadan yaklaşalım. İnsanlık tarihi boyunca 21. Yüzyıla kadar veriler sadece insanlar tarafından oluşturulmaktaydı ancak son 50 yılda yaşanan gelişmeler ile birlikte veriler hem insanlar hem de makineler tarafından oluşturulmaktadır. IBM ‘e göre her gün 2.5 quintillion (2.5x10^18) bytes veri oluşmaktadır. Bugün dünyadaki verinin %90’nından fazlası son birkaç yılda meydana gelmiştir. Verinin geldiği yerlere örnek olarak hava durumu bilgisini toplamak için kullanılan algılayıcılar, elektronik postalar, dijital resimler ve videolar, çevrimiçi alışveriş sitelerindeki anlık log kayıtları, cep telefonu sinyalleri vb. verilebilir.

Dünyadaki Veri Artış Grafiği

Veri, üslü sayılardaki artış gibi sürekli büyümektedir. Google CEO Erik Schmidt medeniyetin başladığı günden 2003 yılına kadar üretilmiş olan verinin toplamı her 2 günde bir yaratılmakta ve bununda yaklaşık 5 exabytes kadarlık bir veriye tekabül ettiğini ifade etmektedir.

IDC tarafından yapılan “dijital evren” çalışmasında 2009 ve 2020 arasında dijital verinin 44 katına çıkacağı tahmin edilmekte ve veri miktarı her yıl 35 zetabytes büyüyecektir. Burada belirtmek gerekir ki 1 zetabytes, 1 trilyon gigabyte veya 1 milyar terabyte demektir.

Bu kadar verinin toplanması çok büyük bir problemdir. Şu anda insanoğlunun elindeki teknoloji bu verilerin ancak %20’lik bir bölümünün toplanıp, işlenip, bir enformasyona dönüşmesine yetmektedir. Sürü Halinde İnsansız Hava Araçları için de en büyük problem budur. Bu kadar çok verinin toplanması başlı başına bir problemdir. Bu problem çözüldüğü zaman ise çok daha büyük bir problem ile, bu verilerin sınıflandırılıp, işlenmesi ile karşılaşılmaktadır.

Bu problem aynı zamanda devletler için de ciddi bir avantaj sağlamaktadır. Günümüzde birçok insansız hava aracı, terörist unsurlar tarafından kullanılabilecek bir teknolojidir fakat Sürü Halinde İnsansız Hava Araçları, devletlerin bile kullanması için çok zorken, bu terörist unsurlar tarafından kullanılması mümkün değildir.

Karşımızda çok büyük bir problem bulunmasına karşın, günümüzde bu alanlarda yapılan çalışmalar ciddi umutlar vaat etmektedir. Gelecekte eğer bu problemler çözülebilirse, başta harp alanları olmak üzere tüm alanlarda bizi inanılmaz değişimler beklemektedir.

Kadir Doğan

Kaynaklar:

http://openaccess.bilgi.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11411/772/B%C3%BCy%C3%BCk%20Veri%27nin%20ki%C5%9Filer%20ve%20kurumlar%20%C3%BCzerindeki%20etkileri.pdf?sequence=1&isAllowed=y

https://ia801301.us.archive.org/10/items/The-National-Defense-Strategy-2008/The%20National%20Defense%20Strategy%20(2008).pdf

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap

YAZARLAR