Adnan Koşcağız

TAYYARECİ

  • Son Güncelleme: 15/12/18 07:17:09
  • 1

Bu satırlarda bazen Eski Tarihten, Mitolojiden, Dinlerden, bazen de yaşadığımız olaylardan ve gerçeklerden yola çıkarak yazılmış makaleler bulacaksınız. Bu makaleleri okurların değerlendirmelerine sunarken onların düşünce yumağında bir kıvılcım oluşturmak amaçlanmıştır.

Tayyareci kelimesi nasıl olmuştu da bir zamanlar Şövalye anlamında kullanılıyordu. Muhtemelen batıdan gelen Pilot ve Şövalye kelimeleri Tayyarecinin yerine göz dikmişti. Ancak Tayyareci ve Şövalye kelimelerinin algıdaki anlamları birbirine çok yakındı.

Türk dil kurumu sözlüğüne göre; Arapça kökenli olan tayyareci kelimesi uçucu, pilot anlamlarına gelmektedir. Tayyareci, tabiat kanunlarını hiçe sayan, bazen serdengeçti, bazen maceraperest, bazen de olağanüstü bir insandı. Şövalye kelimesi ise; Eski Roma'da üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş, Orta Çağ Avrupası'nda özel eğitimle yetişmiş, belli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı olarak tanımlanmaktadır. 

İLK DEFA TAYYARECİ NEREDE KULLANILDI?

Mitoloji ve anlatılan tarihi olaylara göre ‘tayyar’ kelimesi çok eski zamanlarda da kullanılmaktaydı; “Üç bin kişilik Müslüman ordusu ile yüz bin kişilik Bizans ordusu karşı karşıya gelmişti. Harp başladığında sancağı Cafer taşıyordu ve sağına soluna kılıç sallayarak düşman saflarında dolaşıyordu. Sağ elini koparan bir darbe yedi. Sancağı sol eline aldı. Çok geçmeden bir kılıç darbesiyle sol eli de koptu. Sancağı göğsüyle ve kollarıyla tutan Cafer tekrar hücum etmek isterken üçüncü bir darbe ile şehit oldu.

Anlatılanlar şöyle devam etmektedir; Cafer’i sevenlerin ve yakınlarının üzüntülerini teselli için Cebrail geldi ve Cafer’in kesilen iki eli yerine Allah’ın yakuttan iki kanat ihsan ettiğini ve o kanatlarla cennette uçmakta olduğunu haber verdi. Bundan sonra Cafer’e Cafer-i Tayyar ismi verilmiştir.”

Her meslek, özellikle o mesleğe gönül ve emek veren insanlar için değerli ve kutsaldır. Ancak jet pilotluğunun her aşamasında yaşamsal risk vardır ve bu risk zannedilenden yüksektir. Her şeye rağmen gençler bu mesleğe gönül verir ve onu severek seçerler, riskleri de isteyerek göze alırlar. Havacılıkta kaçınılmaz olarak kazalar yaşanır ve bu kazaların çoğu ölümle sonuçlanır. Bu kazalarda ölenler hava şehitleri arasında yerlerini alırlar ve gönüllerde yaşamaya devam ederler. Kaza geçirip hayatta kalan pilotlar, uçmaya devam eder ve bunu ilk günkü heyecanlarından bir şey kaybetmeden yaparlar.  

Eski havacılar kendilerine pilot yerine “tayyareci” derlerdi. Uçmanın böylesine ayrıcalıklı olduğu dönemlerde tayyareci de farklı ve ayrıcalıklıydı. En önemlisi tayyareci korku tanımayan insandı. Parasal kaygılar, mal mülk, ev-bark peşinde koşmazdı. Her gün bulutlar arasında yaşanan heyecan ve coşku, uzun vadeli planlar ve yatırımlar yapmalarını engeller, hatta geleceği düşünmelerine bile imkân vermezdi. 

Tayyarecilerin arkadaşlığı çok başkaydı. Çünkü bütün tehlikeleri beraber yaşar ve ölüme beraberce kafa tutarlardı. Bu nedenle hemen hemen hepsi arkadaş canlısı, sevecen ve fedakâr insanlardı. Yemeyi içmeyi ve eğlenmeyi severlerdi. Her geceyi sanki son geceleriymiş gibi değerlendirmek isterlerdi. Acılarını ve sevinçlerini içkileriyle bastırırlardı. Uçtukça yaşar, yaşadıkça uçmak isterlerdi. 

“Muharip jet pilotluğunda başarı için sahip olunması gereken ilk yetenek, kendine güvendir. Bir yavru kuş da uçabileceğine inandığı için kendini boşluğa bırakır ve uçmaya başlar.”(Efsane Tayyareci Sarı Necati-Necati Artan)

Kaynakça:

  1. Ali Çamlıbel, Uçmak Değil İnsan Olmak Zor, Akıl Fikir Yayınları 2017
  2. http://www.islamveihsan.com/cafer-i-tayyar-kimdir.html
  3. https://www.osmanice.com/osmanlica-31295-nedir-ne-demek.html
Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap