Aybars Meriç

Rusya’dan Tunguska Top/Füze Hibrit Hava Savunma Sistemi

  • Son Güncelleme: 9/09/18 07:54:23
  • 5

Bu sefer sizlerle oldukça farklı bir yazı serisiyle birlikte olacağız. Bu serinin sonu pek kolay gelmeyecek. Diğer konularla beraber arada işleyerek sürekli devamını getirmeyi düşünüyorum. Amacım Hava Savunma amaçlı çeşitli sistemleri sizlere tanıtmak. Fakat bunu yaparken hem katalog bilgilerini aktarmak istiyorum sizlere, hem de bu sistemlerin ortaya çıkmasının ardında yatan felsefeyi. Bu nedenle ilk üç bölümümüzü Rusya’dan Tunguska, Pantsir ve Sosna sistemine ayırmaya karar verdim. Zira bu füze ailelerini tanımanın, yerli savunma sanayimiz için de önemli olacağını düşünüyorum. Sizlerin ufkunu da daha fazla açacağını ümit ediyorum.

Bildiğiniz üzere ikinci dünya savaşından günümüze kadar hava kuvvetlerinin önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle de hava savunma sistemlerinin önemi de artmaktadır. Teknolojinin yeteri kadar gelişmiş ve kompakt olmadığı yakın geçmişte, namlulu hava savunma topçu sistemleri oldukça önemli bir yere sahipti. Oldukça devasa boyutta zırhlı birlikler istihdam eden Sovyetler Birliği için, arazide ilerleyecek ve düşman topraklarına girecek bu birliklerin hava savunması ayrı bir önem arz ediyordu. Bu yüzden zaten performansından memnun oldukları 23 mm.lik hava savunma topçu sisteminin dört ünitesini yan yana koyarak, kundağı motorlu hale getirdiler. Bu sayede ZSU-23-4 Shilka hava savunma sistemi doğdu.

1962 yılında envantere girmeye başlayan ve radarla da desteklenmiş bu sistem, düşmanın yakın hava desteği görevli uçaklarına ve helikopterlerine karşı kalkan vazifesi görecekti. Ayrıca gerektiğinde kalabalık düşman gruplarına karşı yoğun ateş baskısı yaratmak amacıyla da kullanılabilecekti. Bu sayede daha önce servise giren T-54/55 ve yeni servise girmeye başlayan T-62/64 tank birlikleri için mükemmel bir destekçi olacaktı.

Not: Aynı dönem zarfında Ruslar 23 mm.lik hava savunma topçusunu standart hale getirirken, Batı ülkelerinin 20 mm.lik çapta karar kıldığını görüyoruz. Türkiye’nin de elinde lisans altında üretilen yüksek sayıda 20 mm.lik çekili uçaksavar topçu sistemi bulunmaktadır.

Neyse efendim gel zaman, git zaman artık bu namlulu sistemlerin çapı ve etki mesafesi de yetersiz kalmaya başlamıştı, modern hava tehditlerine karşı füze teknolojisinin gerekliliği de iyice ortaya çıkmıştı. NATO ülkelerinde (özellikle Avrupa çapında diyelim) 35 mm. Oerlikon sistemi öne çıkarken, Rusya KBP tasarım bürosundan bir ekipte 30 mm.lik bir alternatif üzerinde çalışmaktaydı. Bu sayede namlulu sistemlerin etki alanını 2 km.den 4 km.ye çıkarmayı umuyorlardı. Fakat bunu başarsalar bile yine yetersiz kalacaktı modern jet uçaklarına karşı. Füze sistemiyle desteklenmiş bir hava savunma şarttı. Ama 1973 Yom Kippour savaşında da açıkça görüldüğü üzere füzelerin bir tehdide karşı minimum tepki gösterme süresi (30 sn.) bir topçu sisteminin tepki süresinden çok daha uzundu. (8-10 sn.) Bu nedenle yeni geliştirilecek sistemin hem füze hem top taşıması daha doğru olacaktı. Ayrıca bu durum karadan gelecek saldırılara karşı kendini savunabilme başta olmak üzere birçok başka avantaj da sağlayacaktı. Bu bakış açısıyla 70’li yılların ortalarında başlatılan çalışmalar 1982 yılında ilk sistemlerin kabulüyle somut bir sonuca ulaşmış oldu.

Gelin birlikte yukarıdaki resimde yer alan 2003 tarihinde Rus ordusu tarafından envantere alınmaya başlamış, modern versiyonun kısa künyesini çıkaralım.

Etkili menzil       : Füze için: Yatayda 10 dikeyde 4 km. etki mesafesine sahip. Fakat minimum angajmanını 2,5 km. sonra yapabiliyor. Top için: Yatayda 4 dikeyde 3 km. etki mesafesine sahip.

Cephane             : 8 adet füze ve 1904 adet top mermisi taşıyabiliyor.

Tepki süresi       : 10 sn.

F. Güdüm Tipi    : SACLOS (Optik link vasıtasıyla radyo kontrollü) Buradaki modern versiyon optik takibi kolaylaştırmak için füze arkasında darbeli IR atım aparatı da taşıyor.

F. Ağırlıkları       : 60 kg. konteynır içinde, 45 kg. ağırlıktaki füze, 9 kg. harp başlığına sahip.

F. Başlık Tipi       : Hem çubuk şeklinde delici bir başlığa sahip hem de parça tesirli başlık özelliği var.

F. Manevra K.    : 35 G olduğu iddia edilmektedir.

Bu kısa künyeyi okurken bile bir şeylerin farklı olduğunu hissettiniz değil mi? Çünkü bu silah sistemi özelinde Ruslar, farklı bir bakış açısıyla yeni bir füze ailesinin temellerini atmaya başladılar. Bunu nasıl izah edebilirim? Sanırım grafikle anlatmak daha doğru olacak. Lütfen dikkatle inceleyiniz.

Dikkat ederseniz bu füze sisteminin taşıyıcı ünitesi (Launcher yâda merkez ünite olarak da tarif edebiliriz) tüm zeka ve aklı bünyesinde barındırmaktadır. Bu sayede batılı muadillerine göre oldukça hesaplı bir füze mühimmatı maliyetine ulaşılmaktadır. Ayrıca hem yüksek kinetik enerjiyle hareket eden sabot yapısı sayesinde, hem de parça tesirli başlık barındırması hasebiyle, birçok hafif zırhlı kara hedefine de uzak mesafelerden kullanılabilme özelliğine sahip olabilmiştir.

Fakat bu sistem eğitimli ve profesyonel operatörler ister. Aynı anda birden fazla hedefe angaje olabilme kabiliyeti oldukça sınırlıdır. NATO standardı sistemlerin büyük çoğunluğu pahalı, akıllı ve at unut mühimmatlar kullanırlar. Mesela bizim yerli Hisar-A sistemimizde IR güdümlü akıllı bir füze kullanılmaktadır. Kaotik savaş ortamlarında çoklu hedef angajmanlarında bu kesinlikle çok büyük bir avantaj teşkil eder. Fakat Sovyet anlayışı daha yüksek adetlerde üretim ve kalabalık istihdamı öngördüğü için, bu husustaki zafiyeti kabul edilebilir olarak görmüştür. (Katalog bilgisi her sistemin aynı anda 6 hedefe angaje olabildiği yönündeyse de buna inanamamak için yeterli sebebimiz mevcuttur.)

Taretin üzerinde bulunan 10 kW gücünde, E-Band, parabolik hedef tespit radarının mesafesi yaklaşık 18 km.dir. Taretin önünde konuşlu bulunan 150 kW gücünde, J-Band, Pulse-Doppler 3 Boyutlu hedef işaretleme / aydınlatma radarıyla ise, gece gündüz ve her hava koşulunda harekât icra etmenin mümkün olduğu ileri sürülmektedir. Sistem üzerinde C/D-Band IFF ünitesi de barındırmaktadır.

Sistem günümüzde Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Hindistan, Fas, Burma (Myanmar), Suriye ve Yemen tarafından kullanılmaktadır. Bununla birlikte bu füze mantığı üzerine şekillendirilmiş oldukça geniş bir ailenin varlığından söz edebiliriz. Bunlar arasında Pantsir ve Sosna gibi hava savunma sistemleri olduğu gibi, Hermes gibi oldukça modern ve uzun erimli Anti-Tank füzeleri de bulunmaktadır. (Kamov saldırı helikopterlerinden kullanılabilen Hermes-K füzesinin deniz hedeflerine karşı da oldukça etkin olduğu ileri sürülmektedir.)

Söz konusu yaklaşım yöntemi bazı İsrail füzelerinin şekillenmesine de etkide bulunmuştur. Ayrıca Thales üretimi Starstreak füze sisteminin de ilham kaynağı olduğu söylenebilir. Bu konulara yeri geldikçe ve yazı dizimiz ilerledikçe daha fazla değineceğim.

Sonuç:

Bir hususu özellikle vurgulamak isterim. Bu yazı söz konusu sistemi övmek yada sahip olmamızı önermek adına yazılmamıştır. Tek amacı sistemi, füzeyi, ardında yatan felsefeyi, tanıtmaktır. Yoksa elbette ülkemiz için en doğru tercihi yapma noktasında, karar alıcı mercilere güveniyoruz. İhtiyaç görülseydi avantaj ve dezavantajlarıyla birlikte benzeri bir sisteme elbette sahip olma yolunda gerekli adımlar atılırdı. İnşallah bir sonraki bölümde Pantsir sistemini tanıtmayı planlıyorum. Elbette güncel bir sistem olduğu için biraz daha farklı bir tanıtım olacak. 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap