f Ya çaresizsiniz ya çare sizsiniz
Adnan Koşcağız

Ya çaresizsiniz ya çare sizsiniz

  • Son Güncelleme: 11/01/20 10:03:03
  • 4

Uçuşun ve meslek hayatının her safhasında kararını doğru ve hızlı vermek zorunda olan her pilotun ders almasını ümit ederek, kaptanların anlattıkları bazı anılardan kısa alıntıları bu satırlarda bulabilirsiniz.

Moskova meydanına hava şartları nedeniyle inemeyerek pas geçen uçak yedek meydana yönelmişti ancak belirlenen meydana gitmek için yeterli yakıt yoktu. Yol boyunda gördükleri ilk piste inmekten başka çaresi olmayan pilotlar son anda gördükleri ve bilmedikleri bir piste inmek zorunda kalmışlardı. Bu piste inilmediği takdirde çok büyük bir kaza, kırım ve ölüm kaçınılmaz olacaktı.

Seri olarak iniş hazırlıklarını tamamladılar ve zor olsa da pisti iniş limitlerinde karşıladılar. İniş sonrasında kaptan uçağı pist içinde kazasız belâsız durdurmayı başarmıştı. Uçak durduğunda pistin sonuna sadece üç metre kaldığını gördüler. İnişteki küçük bir hata onların pist dışına çıkmasına ve uçağın kırılmasına neden olacaktı. Pist sonundaki genişçe fakat uçağın ancak dönüşüne yetecek kadar olan bölgede uçağı park ederek motorları durdurdular. Kokpitte kimsenin ağzını bıçak açmıyordu, dört pilot da dışarıya bakıyor; nereye indiklerini ve ne olacağını kestirmeye çalışıyorlardı.

YANLIŞ MEYDAN!

İlk şaşkınlık atlatıldıktan sonra ilgili dokümanlar ve haritalar açılarak incelenmeye başlandı. Dokümanlardan ve haritalardan yaptıkları incelemeye göre bu meydanın kullanılmayan çok eski askeri bir meydan olduğunu anladılar. Ukrayna’nın bu eski meydanında araziye gelişi güzel bırakılmış ikinci dünya savaşında kullanılan pervaneli uçakların çürümeye terk edildiklerini gördüler. 

İnişlerinden itibaren yaklaşık yirmi dakika geçmesine rağmen hiç kimse onları karşılamaya gelmemişti. Şimdi en büyük sorun buradan nasıl tekrar kalkış yapılacağıydı. Pist çok kötü, telsiz teması yok, yakıt bulunabilecek mi? Kalkış ve uçuş müsaadesi nasıl alınacak? Daha birçok soru kafaları kurcalıyordu. 

Onlar bu düşünceleri tartışırken uçağın etrafının silahlı Ukrayna askerleri tarafından sarıldığını gördüler. Askerler uçağa, uçaktakiler de onlara şaşkın şaşkın bakıyorlardı. Bu durumda ne yapılacağını hiçbiri bilmiyordu.

ASKERLERLE KONUŞMAK MÜMKÜN DEĞİL

O uçuştan sorumlu kaptan ve ikinci pilot, kabin amirinin açtığı yolcu kapısından başlarını dışarı doğru uzatarak kendilerine doğrultulan silahlara rağmen askerlerin önünde ve giysilerinden komutan olduğu anlaşılan askere uçağa yaklaşmasını işaret ettiler. Komutan, arkasında iki silahlı askerle birlikte uçağa yaklaştı ancak iletişim kurmak mümkün değildi. Askerler İngilizce, bizimkiler ise Rusça bilmiyordu. 

Daha sonra uçakta görevli ve Rusça bilen bir kabin memurunun aracılığı ile bu sorun da çözüldü. İlgili yerlerden bilgiler ve müsaadeler zor da olsa alındı. Pist uzunluğu ve uçak ağırlığı göz önüne alınarak yakıt alınarak kalkış hazırlıkları tamamlandı.

Kar yağışı yeniden başlamıştı, soğuk hava ve rüzgâr tüm acımasızlığıyla donduruyordu.  Hafif tüy gibi olan yeni kar, toz haldeki karla birlikte sağa sola rüzgârla savruluyordu. Meydan ağaçlık bir bölge içerisindeydi ve burayı yerden görmek mümkün değildi. Etraftaki çam ağaçlarında biriken kar öbeklerinin zaman zaman yere düşmesi ve yerdeki karın içine gömülürken kenarlardan yukarıya doğru fırlayan kar taneleri hoşluk yaratıyordu. 

Kaptan tüm tecrübesini ve becerisini kullanarak kocaman uçağı tam pist başındaki artık kaybolmaya yüz tutmuş olan çizgiye oturtmuştu. Motorların gaz kollarını yavaş yavaş tam takat pozisyonuna açarken, uçak beni bırak artık dercesine bulunduğu yerde sallanıyor adeta şahlanıyordu. Kaptan frenleri bıraktı ve motorların en yüksek takat durumunda olduğunu göz ucuyla kontrol etti. Tüm dikkati; istikamet, pist sonu ve süratte yoğunlaşmıştı. Sürat artışı ile pist sonunun mesafesi gözünün alıştığı oranda düzgün şekilde devam ediyordu. Artık pistin kalan kısmında duramayacakları kontrol mesafesini de geçmişlerdi. Bu noktadan sonra kalkış veya arazide uçağı kırmaktan başka seçenek yoktu. Elde edilen süratte artık pistte tekrar durmak mümkün değildi. Uçak pist üzerinde koşarken başlayan sarsıntı giderek artıyordu, sarsıntı dayanılmaz hal aldığında ise pistin sonu gelmişti. Uçak sürati ise neredeyse kalkış süratine erişmek üzereydi. 

UÇAK ZORLUKLA KESİLDİ

Kaptanın kalkıştan başka seçeneği zaten yoktu ve uçağı yerden koparırcasına kalkış kumandasını verdi. Bir anda sarsıntı ve gürültü kesilmişti, uçak şimdi havadaydı ancak sürat tam olarak dolmadığından uçak irtifa almıyordu, çöküş de olmuyordu. Alçak irtifadan kısa bir süre daha uçarak sürati doldurdular ve rotada irtifa almaya başladılar. 

Şimdi her şey normaldi, uçak havadaydı ve verilen irtifaya tırmanırken rotaya girildi. Yer istasyonları ile telsiz teması rahatlıkla devam etti. Yakıtın yetersiz olduğu ve acil iniş isteği Kiev yaklaşma kontrol radarına bildirildi. Hava parçalı bulutlu ve görüş mesafesi de yeterliydi. Böylece Kiev Havalimanının 18 sayılı pistine iniş gerçekleştirildi, park yerine gelerek uçak park edildi. 

      “Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz.

       Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.”

                                          Behçet Necatigil

Kaynakça: 

 

  1. Adnan Koşcağız, Kokpitteki Sır, Dante Yayınları 2017. 
  2. Wattpad.com
Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap