Hakan Kılıç

Rus Bombardıman uçağı Tu-160 tehdit mi?

  • Son Güncelleme: 20/03/17 20:40:46
  • 6

hakan.kilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

https://twitter.com/hkilichsword2

Çocukluğumda okuduğum Bilim ve Teknik dergisinin bir sayısı B-1B Lancer bombardıman uçağını anlatıyordu. Yazıdan aklımda kalan birkaç şeyden biride başlığı idi, ”Apansız Bombardıman“. Yıllar sonra TU-160 Blackjack’in resmini gördüğümde ise casusluk yaparak aynısını kopyalamışlar diye düşündüm. Çünkü Tu-160 ile B-1B yapısal olarak çok benzemekte ve Rus mühendisler ilham verdiği çok açıktı. Ama sanılanım aksine kopya değildi. Bizler sadece resimlerine bakarak fark edemiyoruz ama TU-160 çok daha büyük ve farklı bir uçak. Hatta görev tanımları dahi birebir aynı değil.

Size birbirinden çok farklı bu iki stratejik uzun menzilli bombardıman uçağını anlatırken amacım iki uçağı detaylı karşılaştırmak değil. Düşük görünürlük teknolojisinden hiç nasibini almamış, manevra kabiliyeti sınırlı TU-95 Bear, TU-22M Backfire ve TU-160 Blackjack gibi Rus uzun menzilli stratejik bombardıman uçaklarından TU-160 örneğini ele alarak, çok daha modern, düşük radar görünürlüğüne sahip B-2 Spirit, B-1B gibi uçaklar ile tonlarca bomba alan B-52 gibi Amerikan uçakları karşısında nasıl caydırıcılık sergileyebiliyorlar ve Amerikalılar için TU-160 neden ciddi bir tehdit? Yazımızda bu soruların cevaplarını arayacağız.

NASIL TASARLANDI

ABD’nin genel olarak Rus bombardıman uçaklarının hangi özelliğinden çekindiğini veya tehdit gördüğünün anlamak için Rus uçaklarının kullandığı mühimmatlara göz atmak lazım. Öncesinde iki uçağın doğuşuna bakalım.

1977 yılında Amerikan yönetimi, stratejik uzun menzilli ağır bombardıman uçağı B-52’lerin Sovyet hava savunma sistemlerinden kaçamayacağını anladığında bu sistemleri atlatabilen, hızlı, manevra kabiliyeti yüksek, uzun menzilli, hem B-52 gibi ağır bombardıman yapabilecek hem de derin darbe uçağı olan bir konsept istedi. Bu talep doğrultusunda Süpersonik yani sesten hızlı uçabilen B-1A doğru. B-1A yüzey boyası (RAM boya) ve yapısal özellikleri ile düşük görünürlüğe sahipti. (şimdiki stealth uçaklar kadar değil ama radarda yani RCS’si bir avcı uçağı kadar görünüyordu).

Ancak bu durum Carter yönetimine yeterli gelmedi. Diğer bilemediğimiz sebeplerle birlikte program iptal edildi. Carter yönetimi Sovyet SAM sistemlerinden tamamen kaçacak hatta bunun için radarlara hiç görünmeyecek bir uçak istiyordu ve bu ihtiyaç doğrultusunda bugünkü B-2 Spirit stealth bombardıman uçağının ilk temelleri atılmaya başlandı ve program yıllarca çok büyük gizlilik içinde yürütüldü.

B-2’ye temel teşkil eden programlar bir taraftan yürürken Reagan zamanında süpersonik bombardıman fikri tekrar gündeme geldi. B-1 Projesi yeniden diriltildi (B-2 süpersonik değildir yüksek subsoniktir). B-2 için yüksek irtifadan subsonik hızda Rus radarlarına hiç görünmeden görev yapması hayalleri ile geliştirme çalışmaları yapılırken, yeni B-1B modeli için süpersonik hız, azaltılmış RCS ile düşük görünürlük ve arazi maskelemesi yapmak üzere alçak irtifadan hızlı uçuş kabiliyeti birleşiminden oluşan sürpriz saldırı yeteneği hayal edildi. Ancak bunun gerçekleşmesi için yüksek irtifadan ve yüksek hız özelliğinden vazgeçilmesi gerekti ve yapısal değişiklikler ile B-1A modeli 2 Mach hız yapabilirken B-1B 1,25 Mach sürati ancak bulabiliyordu.

Üretildiğinden beri uzun yıllar B-52’ler ile birlikte nükleer bombalar yüklü halde nükleer alarm nöbeti tutan B-1B’ler soğuk savaşın bitmesinden sonra 1995 yılında nükleer nöbetleri terk etmeye başladı ve geleneksel bombardıman uçağı misyonlarında uçtu. Artık konvansiyonel bombalar ve seyir füzeleri yüklenen B-1B’ ler de gelişmiş sentetik açıklıklı radar ve hassas yönlendirmeli mühimmat taşıma yeteneği bulunuyordu. Irak ve Afganistan’da yüzlerce sorti görev yapan yeni uçak (B modeli) istenildiğinde nükleer / konvansiyonel saldırı yapıp kaçan bir derin darbe uçağı, istenildiğinde eskort korumasında bir ağır bombardıman uçağı olabiliyordu.

YENİ MÜHİMMATLAR KONSEPTİ DEĞİŞTİRDİ

Ancak gelişen askeri havacılık ve özellikle füze teknolojisi B-1B’yi de tıpkı TU-160 gibi düşman derinliklerine çok fazla girmeden yüksek ağırlıktaki mühimmatları taşma kapasitesini kullanarak avcı uçakları tarafından taşınamayan veya az sayıda taşınan seyir füzeleri ile saldırı tercihine yöneltti. JASSM-ER, LRASM gibi silah sistemleri yavaş yavaş MK-84’lerin yerini almaya başlamıştı bile.

TU-160 (BEYAZ KUĞU) ABD İÇİN NASIL BİR TEHDİT?

B-1B’den çok daha büyük, hantal ve düşük görünürlük teknolojisinden (B-1B gibi RAM boya zahmetine bile katlanmamışlar) nasibini almamış TU-160 bombardıman uçağı ise bu eleştirime rağmen aslında gerçek bir tehdit. Şöyle ki; her iki uçakta bir önceki nesil bombardıman uçakları TU-95 ve B-52’ye göre hızlı, manevra kabiliyetli ve dörder adet büyük turbofan motor ile farklılık gösteriyor.

Üzerlerinde bir askeri uçağa takılan en güçlü motorlar var. Süpersonik hız ve açılır-kapanır kanatlar ile öncekilerden çok farklı hem de dış görünüş olarak birbirlerine benzemekle birlikte, aslında TU-160 çok farklı bir uçak. B-1B’den daha büyük, daha gelişmiş mühimmat yeteneği ve menzil kabiliyeti var. Ancak, bir açıdan görev tanımı farklı. TU-160 derin darbe uçağı değil. Tıpkı B-1B gibi alçak irtifadan düşman topraklarına eskort eşliğinde bile olsa dalmasını beklemek biraz zor.

HEM NÜKLEER SİLAH HEM SEYİR FÜZESİ TAŞIYABİLİYOR

SSCB zamanında muhtemel bir 3.Dünya Savaşı’nda nükleer saldırı görevi için tasarlanan Tu-160 (NATO kod adı Blackjack), bu amaçla nükleer başlık taşıyan Cruise (seyir) füzelerini taşımak üzere dizayn edildi. Aslında TU-160’ın kökeni de ta 60-70’li yıllara dayanmakta idi. O yıllarda 3 Mach hıza ulaşan süpersonik bombardıman uçağı Amerikan XB-70 Valkyrie uçmaya başlamıştı. Concorde’in askeri versiyonu gibi olan dev uçaktan iki prototip yapılmıştı.

Prototiplerden biri trajik şekilde kaybedilince proje iptal edildi. Bunun karşılığı ise Tu-144 Sovyet Rusya’da üretilmekte idi. Tu-144, Concorde gibi sivil yolcu uçağı idi. Tarihler 1972’yi gösterdiğinde ise ilk süpersonik uzun menzilli Rus bombardıman uçağı Sukhoi T-4 ilk uçuşunu yaptı. Ancak her üç uçakta (XB-70, Tu-144, T-4) seri üretime geçemeden iptal edilerek müzelik oldu. Ama T-4’ün küllerinden Tu-160 doğmuştu.

B-1B’den çok daha büyük ve hızlı Blackjack düşük hızlı uçuş, alçak irtifa konvansiyonel yeteneklerini korudu (maksimum kalkış ağırlığı; 606.271 lb / 275.000 kg, 2,05 Mach hız. B-1B ise 477.000 lb, 1,2 Mach hız) ve seri üretime geçti.

SURİYE’DEKİ OPERASYON

12 adet Kh-55MS uzun menzilli seyir füzesi taşıyan TU-160, Suriye’de hepimizin malumu Kh-555 füzesini yeni versiyonu Kh-101 (102 versiyonu nükleer başlık taşıyor) ile gösteri yaptı. Her ne kadar Eset karşıtı muhalifler ve sivil masum halk üzerinde deneseler de (B-1B’nin Afganistan örneği gibi) bir miktar iyi teçhiz edilmiş ISIS / DAEŞ hedeflerini de vurdular ve böylece TU-160 ve taşıdığı Cruise füzelerinin NATO için ne derece tehdit olduğunu gözler önüne serilmiş oldu.

Yakın gelecekte ise, Rus hava gücü eski SSCB zamanındaki ihtişamına kavuşma gayretleri çerçevesinde iki uçakla ön plana çıkacak. T-50 PAK-FA beşinci nesil stealth savaş uçağı ve Blackjack’ın yeni modeli TU-160M2. M2’ nin eskiyen Tu-22M Backfire ve Tu-95 Bear’ ların yerini alması bekleniyor.

Tabi ki tüm dünyada olduğu gibi ABD’de de seyir füzelerine karşı çeşitli önleme sistemleri geliştirilmekte. Çeşitli deniz ve kara konuşlu hava savunma füze sistemleri, lazer silahları, alçak irtifa çok namlulu top sistemleri ve deniz konuşlu CIWS sistemleri gibi. Ancak birçok savunma teknolojisinde geride olsalar da (stealth, anti-balistik füze teknolojisi vb.) bazı alanlarda Ruslar, Amerikalılarla başa baş, hatta daha düşük maliyete daha verimli sistemler geliştirerek önde oldukları sistemlerde mevcut (seyir füzeleri, balistik füze teknolojisi gibi).

Sonuçta gerek yüksek hızları gerekse çok alçak uçuş yetenekleri ile Cruise ve anti-ship cruise füzelerini taşıdığı için TU-160 korkulacak bir düşman.

Son olarak Tu-160 ile ilgili ilginç birkaç ayrıntı paylaşmak istiyorum. SSCB’nin dağılması sırasında 19 adet Tu-160 uçağı Ukrayna’da rehin kaldı. Bir süre direnen uçakların güncel sahibi Ukraynalılar sonunda belirlenen fiyattan petrol borçlarına karşılık uçakları Ruslara sattı.

Ancak bu arada Tu-160 tarafından taşınan yüksek irtifadan uydu fırlatmak için kullanılan “Burlak-Diana space systems” adındaki roket sisteminden 3 adedi Amerika’ya satıldı. Geçenlerde yeni bir denemesi medyada haber olan Lockheed L-1011 TriStar uçağının altında bırakılarak alçak yörüngeye uydu yerleştiren uydu taşıma füzesi Pegasus XL’nin bu teknoloji üzerine inşa edildiği bilinmekte.

Balckjack’in versiyonlarını da kısaca yazarak bitirmek istiyorum. Tu-160S modeli deneysel sürümler için kullanıldı. “M” modeli 5 Mach üstü hızlara erişen Kh-90 hipersonik seyir füzesini taşımak için uzatılmış bir versiyondur. “P” modeli menzili uzatılmış, “PP” modeli ise (EW) elektronik harp modelidir. ”SK” sivil uydu yayın modeli olarak kullanıldı. Tu-170 ise nükleer silahsızlanma anlaşması SALT-2’nin sınırlarını delmek için aynı uçağa verilmiş yeni bir isimdi.  

 

Sukhoi T-4’e ait ilginç video;

https://www.youtube.com/watch?time_continue=36&v=TuRe5EN2pJg

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap

YAZARLAR