Tümbaş’ı bilir misiniz?

  • 06/12/2014 14:33

1960’larda Türk Hava Kuvvetleri’nde eğitim atışlarında çeşitli sıkıntılar yaşanıyordu. Uçaklar bomba atışı yapıyor, ardından inip roket atış eğitimi için yerde yeniden yükleme gerçekleştiriliyordu. Ciddi zaman kaybı yaşanırken uçaklar boşu boşuna ekstradan bir uçuş daha yapmak zorunda kalıyordu.

1965 yılında Bandırma 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığı, Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterine giren ilk F-5 uçaklarını kullanmaya başlamıştı. Bu birlikte görev yapanlardan biri de Hava Kıdemli Başçavuş Mehmet Başağ’ı.

Mühimmat yükleme konusunda bu eksikliği gören Başağ, hemen tasarıma başladı. Özel bir adaptör geliştirdi. Hem bomba, hem de roket taşıyabilen bu adaptör uçağa takılacak ve iki atış işlemi tek bir sortide gerçekleştirebilecekti. Daha önceden B-37 K1 Bomba adaptörü ile MA-2 Roket adaptörleri ayrı ayrı uçaklarda kullanılıyordu.

Birlik imkânları ile imal ettiği adaptörün denenmesi konusunda, uğraş vermiş ve kabul ettirememişti. Denenmemiş bir adaptörün çeşitli kazalara ned

en olabileceği kendisine söylenmişti. Ancak Kıdemli Başçavuş Mehmet Başağ yılmadı. Adaptör fikrini, o yıllarda üs komutanı olan ve daha sonrasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na kadar yükselecek Tahsin Şahinkaya’ya iletti.

O dönem Tuğgeneral olan Tahsin Şahinkaya hemen bu sistem üzerinde çalışma emrini verdi. Aynı zamanda imal edilecek ilk sistemde uçacak pilot da olacaktı. Kendisine Türk havacılığının efsane pilotlarından Cezmi Arı ve Necdet Hızel de eşlik edecekti.

Adaptör, Eskişehir İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı tarafından incelendi. Gerekli testler yapıldı. Sistem gerekli onayların ardından önce F-5 uçaklarında denendi. Başarılı olan denemelerden sonra da seri imalatına geçildi.

Sisteme, TÜRK, MEHMET ve BAŞAĞ kelimelerinin birleşiminden oluşan TÜMBAŞ adı verilerek Türk Hava Kuvvetleri envanterine girdi. Tümbaş, uzun yıllar Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde atışlarda başarıyla kullanıldı.

HAK TALEP ETMEDİ

Mehmet Başağ bu icadı için hiçbir hak talep etmedi. Eşi Neriman Başağ, olayı şöyle anlatıyordu:

“Bir eser bıraktı Türkiye’ye. Para olsa harcanır giderdi”. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önergelerine göre bu tür tasarım ve imalatlarda yapana ödül verilmekteydi.

1969 yılında emekli olan Başağ, daha sonra memleketi olan Muğla’ya yerleşti. Kendi imkânları ile ve fiilen çalışarak yaptığı evde yaşamaya başladı. 1980 yılına kadar unutulan Mehmet Başağ ve icadı o dönemde Hava Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Tahsin Şahinkaya tarafından yeniden gündeme getirildi.

Orgeneral Şahinkaya kendisinin de ilk denemesini yaptığı bu sistemin mucidi Mehmet Başağ’ı unutmamış ve “Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirilmesini sağladı. 1980 yılında İzmir-Gaziemir Hava Teknik Okulları Mezuniyet töreni ile aynı gün E. Hv. Kd. Bçvş. Mehmet Başağ da davet edilerek, madalyası Hava Eğitim Komutanı tarafından verilmiştir. 15 yıl gecikmeyle de olsa gerçekleşen madalya töreninde Ailesinin deyimiyle on yaş gençleşmiştir.
Mehmet Başağ ve icadı olan TÜMBAŞ Sistemi, 1981 yılında TRT’de mucitlerle ilgili program yapan Bülent Özveren tarafından yayına çıkarılarak tekrar gündeme getirilmiştir.

E. Hv.Kd. Bçvş. Mehmet Başağ 1984 yılında vefat etmiş ve Muğla Eski Mezarlığına defnedilmiştir. Eşi Neriman Başağ ve kızı Aydan Oskay halen Muğla’da, oğlu Ali Başağ ise Dalaman’da yaşıyor.

MEHMET BAŞAĞ KİMDİR?

E. Hv. Kd. Bçvş. Mehmet BAŞAĞ, 1926 yılında İstiklal Madalyası sahibi bir babanın oğlu olarak Muğla’da dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Muğla’da tamamlamış ve 1943 yılında Eskişehir Hava Okuluna girdi.

İki yıllık öğrenimden sonra Atıcı-Bombardımancı olarak Astsubay Çavuş olarak mezun oldu. İlk görev yeri Balıkesir’de bulunan 102. Keşif Grubu’ydu. Daha sonra Afyon 10. Keşif Alayı ve Eskişehir 113.Keşif Filosu’nda görev yapmıştır. 
1956 yılında yapılan bir NATO kıymetlendirmesinde 113. Filo’nun 24 uçağının cephane yüklemesin 35 dakikadan az bir sürede yaparak birinci olan Yükleme Ekibinde önemli görevler yapmıştı.

MÜZEDE NASIL SERGİLENDİ?

F-5 ve F-100 uçaklarında kullanılan Tümbaş sistemi, F-5 uçaklarının modernize edilmesinin ardından envanter dışına çıkmıştı. Hava Müze Komutanlığı’na atanan Hv. Kd. Bçvş Atilla Özdemir, daha öğrencilik günlerinde tanıdığı ve kıta görevlerinde uzun yıllar kullandığı adaptörün müzede olmadığını öğrenince araştırmalara başladı. Kuşkusuz amaçlarından biri de değerlerimizin genç nesillere tanıtılmasıydı.

İşte kendi kaleminden TÜMBAŞ adaptörünün bulunması ve müzeyi kazandırılması:

Merhum Mehmet Başağ, hem meslektaşımız, hem de aynı branşta (uçak silahçısı) olarak bizlerin “PİRİ” idi. Bizler Hava Kuvvetleri saflarına katıldığımız ilk anlarda, daha askeri okulda iken büyüklerimiz ve hocalarımız tarafından bizlere gururla “HV.SLH.KD.BÇVŞ. MEHMET BAŞAĞ”’ın bu örnek çalışması ve icadı “TÜMBAŞ” anlatılmış, tanıtılmış ve çalışma sistemi de öğretilmişti.
Sonrasında da kıtalarda, yıllarca uçaklarımızda bu “Bomba-Roket eğitim adaptörü” nü yani “TÜMBAŞ”ı pilotlarımızın eğitim atışları için bizzat kullandık. Çok pratik, ekonomik ve istikrarlı bir çalışma düzenine sahipti.

Ben de üslerimizde yıllarca uçak silahçısı olarak görev yaptıktan sonra, 2005 yılında 3’üncü Ana Jet Üs’ten Hava Harp Okulu bağlısı Hava Kuvvetleri Müzesi’ne tayin olup, 2011 yılına dek görev yaptım.

Bu müstesna yerde göreve başladığım ilk anda, Türk Hava Kuvvetleri envanterinde kullanılmış müzede bulunan yüzlerce kıymetli eseri görünce, bunların arasında, hem yıllarca Hava Kuvvetleri envanterinde kullanılmış olması, hem de özellikle Bir Türk Assubay’ın geliştirip Hava Kuvvetlerinin hizmetine sunup çok önemli bir değer olan bu obje “TÜMBAŞ”ın da mutlaka Hava Kuvvetleri Müzeleri’nde sergilenmesi gerekliydi diye değerlendirdim.

Müzemizi gezen ziyaretçi ve okul gruplarındaki bazı öğrencilerin de zaman zaman “ bizim kendimizin yapıp üretip geliştirdiği bir şey yok mu? Bu kadar mı az” diye söylemlerini de duymak, bu durumun daha da gerekliliğini doğuruyordu.

Ancak, uçaklarımızın modernizasyonu nedeni, ve uçaklarımızdan roket eğitim atışları artık yapılmadığından “TÜMBAŞ” eğitim adaptörünün roket podları (boruları) çıkartılmış, ve kal edilmiş durumdaydı. Sadece F-5 uçaklarımızın bir kısmında B-37K1 olarak (Bomba eğitim atışında kullanılmakta iken, artık onlar da kal edilmişti. Ancak o dönem modernize edilen F-5 2000 uçaklarının sistemine yüklenmediği için kullanılmamaktaydı. Yoksa yine o yeni nesil adaptörlerden hem daha ekonomik, daha kullanış kolaylığı, hem de daha da istikrarlı idi. Bu cihazların tamamı kal edilip ikmal bakım merkezlerinin depolarına toplanmıştı. 
Eğer o içinde bulunduğum dönem itibarı ile birkaç örneğini derleyip toparlayamazsak, gelecek nesillerimize bu örneği sadece resimlerde gösterebilecektik. 

TALEPTE BULUNULDU

Bu heyecanla ve vakit kaybetmeksizin çalışmaya başladım. Hemen çalıştığımız üsleri aradım ellerinde ve depolarında mevcut mu diye, mevcut ise komutanlık vasıtası ile yazı ile müzede sergilenmek üzere talepte bulunacaktık.

Ama maalesef üsleri aradığımda hepsinden negatif cevabı almıştım. Bu malzeme ve parçaları bulunamıyordu. Dolayısı ile daha düne kadar kullandığımız bu cihazın bir örneğini bulup saklayamamamız beni çok üzecekti. Ben de hemen Hava lojistik komutanlığında görevli yine bir uçak silahçısı Hv.Kd.Bçvş. Nurettin AYDIN’ı abimizi arayıp bu konu için desteğini istedim kendisinden. Neticede kal olup Hava Kuvvetleri envanterinden artık çıkmış bir malzemeyi tedarik etmeye çalışıyorduk. Sağ olsun onun çok destek ve yardımını gördüm. “Atilla tüm birliklerin deposunu araştıracağım merak etme. Gerekirse yazı ile komutanlık vasıtası ile emir yayınlatırım ” Demişti bana. Çok sevinmiştim buna.

Beni bir gün aradığında “Atillacığım ikmal bakım merkezi deposunda mevcut sadece bomba atan kısmı var. Roket boruları ve numaratörleri yok” dedi. Ben de “ Olmaz roket borularını bulup bir araya getirmeliyiz. Çünkü biliyorsun, o hali “TÜMBAŞ” tır. Ve büyüğümüzün geliştirdiği kısmı orası aslında” diye cevapladım.
Neticede uzun uğraşlar sonucu kal depolarında roket podları da bulunmuş ve bu haberi bana Nurettin Başçavuşum haber verdiğinde sevinmiştim. Bana artık bu rahatlıkla “Atilla kaç tane istiyorsun” diye sorunca “Aman ağabeyciğim yedekli bir şekilde olsun. İkişer adet İstanbul’daki müze ve Ankara’daki müze için de montajlamasını yaptırabilirsek çok iyi olur” diye cevaplamıştım. Hava Lojistik Komutanlığı bu adaptörleri yeniden montajlatıp sergilememiz için Müzemize gönderdi. 
Müzede göreve başladığım ilk günden itibaren, sergilenmesi için hayal ettiğim, “TÜMBAŞ” ‘ı nihayet müze envanterine sokabilme mutluluğuna erişmiştim.

O dönem müzenin yeniden yapılanma süreci olduğundan kısa bir süre özenle sandığında korumuştuk bu “TÜMBAŞ”ları, sonrasında; Hava Kuvvetleri envanterinde kullanılmış mühimmatları da ziyaretçilerimize tanıtmak göstermek amacıyla, lojistik komutanlığımızdan sergilenmek üzere içleri boşaltılıp hazırlanan sergi mühimmatı talebinde bulunduk. Dönemin Lojistik Komutanı da Hava Harp Okulu Komutanlığından, Hava Lojistik Komutanlığına atanmış. Ve müze ile havacılık tarihimize ilgisi çok yüksek komutanımızdı. O sergi mühimmatının hazırlanmasını da emretmiş ve müzemize göndermişti.
Sonrasında müzede sergilenme işi kalmıştı. Bu sürede de bana yardımlarını esirgemeyen, Çalışma arkadaşlarım, Hv.Kd. Bçvş. Ayhan Zeber, Hv.Kd Bçvş. Abdullah Özbay ve özellikle tanıtım levhalarının hazırlanmasında Hv.Kd.Bçvş. Hayrullah UZUNER ve Hv.Kd.Bçvş. Turan ERDOĞDU’nun da yardımları ile müzede “SİLAHLAR VE UÇAK MÜHİMMATLARI” bölümünü hazırlayıp Şubat 2008 yılında sergiye açtık.

Kaynak: Havacılar.com