Hakan Kılıç

Akrobasi tarihimiz nasıl başladı?

  • Son Güncelleme: 15/06/19 08:53:55
  • 0

Bir zamanlar binaların olmadığı Şişli’de Hürriyet-i Ebediye Tepesi, havaalanı olarak kullanılmıştı. 1909’da önce Baron de Caters, arkasından Louis Blérıot bugün Adalet Sarayı’nın yanında kalan Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nden kalkarak gösteri uçuşu yapmıştı. Bu iki uçuş, aynı zamanda ülkemiz topraklarında gerçekleştirilen ilk akrobasi uçuşlarıydı…

Osmanlı ve sonrasında Cumhuriyet döneminde hava akrobasisi faaliyetlerini ve günümüze kadar akrotimlerin tarihini anlatacağımız üç bölümlük yazı dizisinin ilk bölümü ile karşınızdayız.

1903 yılında Wright Kardeşlerin ilk defa kontrol edilebilir ve motorlu olan bir hava aracı ile yani uçak olarak tanınlanabilen ilk hava taşıtı ile uçmasından çok az süre sonra dünyada uçaklarla yapılan akrobasi hareketleri yaygınlaşmaya başlamıştı. Sadece 6 yıl sonra İstanbullular yabancı pilotların uçaklarını pazarlama amacıyla uçuş gösterileri yaptığına şahit olmuştu. İlk yıllarda uçuş gösterileri, havacılık ve uçakların tanıtılması, halkın ilgisini artırmak, devlet adamlarının dikkatini çekip desteğini almak veya o devlete satış yapmak (pazarlama) amacı ile yapılmaktaydı. Buna paralel olarak uçuş gösterileri yapılması kısıtlı akrobasi figürlerini de beraberinde getirdi. Uçakların hava savaşında kullanılması ile gelişen manevra kabiliyeti tabi olarak hava akrobasisini şekillendirdi. Bugün artık akrotim filolarının hava akrobasisi gösterileri ülkelerin ve ordularının güç gösterisi, bayrak taşıyıcısı ve ulusal moral-motivasyon kaynağı olarak sergilenmektedir.

HAVA AKROBASİSİNİN ÖNEMİ VE İLK GÖSTERİLER NASIL BAŞLADI?

Artık uçaklar yavaş yavaş viril, dikey tırmanış sonrası dalış ve seyircilerin üzerinden geçerken keskin sert dönüşler gibi o günün ahşap gövdeli, bez kaplamalı kanatlara sahip, uçuş emniyetinin son derece düşük ve kaza oranının çok yüksek olduğu uçaklarla her şeye rağmen birkaç sınırlı hareket ile hava akrobasi yapmaya çalışıyorlardı. 1.Dünya Savaşı’nda uçakların uçaklar ile mücadeleye girmesi yani hava-hava savaşının gelişmesi pilotların ve uçakların yeteneklerini de geliştirdi. Aslen hava akrobasinin en zorlu manevralarının yapıldığı bir savaş tekniği olan dogfight (it dalaşı) pilotların veya ilk uçaklardaki rasıtların makineli top ile düşman uçağını vurabilmesi için arkasına veya uygun pozisyona geçmesini gerektirdiğinden savaş pilotları aynı zamanda akrobatik hareketleri çalışmış oluyorlardı.

Ancak toplu akrobasi yani sekrenizasyon içinde birlikte hareket etmek apayrı bir faaliyet ve yetenek idi. İşte ilk kurulan akrobasi ekipleri de buna yani birlikte hareket edebilmeye çalıştılar ki bu en iyi pilotların bile zorlandığı bir konu idi. Bugün hala çok iyi savaş pilotlarının akrotim elemelerinde başarısız olduğu nariden de olsa görülmektedir. Aslında olaya birazcık da çok yetenekli bir futbolcunun takım oyunu olduğu için istenen performansı göstememesi gibi bakabiliriz. Ancak arada korkunç bir fark vardır. Senkronize hareket etmek için sadece el-ayak-göz koordinasyonu yetmez. Takım oynuna uyumsuz yetenekli bir futbolcu kendi kariyerini, hayatını bitirir en fazla takımın maçı kaybetmesine sebep olur. Ancak akrotim pilotu ise sadece kendinin değil arkadaşlarının hatta seyircilerin hayatını da riske atar. Son yarım yüzyılın havacılık tarihi seyircilerinde etkilendiği akrobasi kazaları ile doludur.

Özellikle jet çağımdan sonra hava kuvvetlerinin akrobasi ekipleri yani akrotimler ülkelerin gururu, ordunun güç gösterisi, hava gücünün yetenek gösterisi ve milli bir gurur kaynağı olamaya başlamış ülkelerin ulusal moral-motivasyon unsurlarından biri haline gelmiştir. Türk Hava Kuvvetleri de bu olaya kayıtsız kalmamış, bir çok üste akrotim ekipleri kurulmuştur. Türk Yıldızları kurulana kadar değişik filolarda çeşitli akrotimler hizmet vermiştir.

Osmanlı Dönemi Hava Akrobasisinin İlk Örnekleri ve Gösteri Uçuşları

Osmanlı Devleti’nde askeri havacılık çalışmaları Mahmut Şevket Paşa’nın Harbiye Nazırlığına (1909) atanmasıyla başladı. Mahmut Şevket Paşa yaklaşık dokuz sene Almanya’da bulundu ve bu süre zarfında askeri alandaki yenilikleri yakından takip etti. Paşa, Harbiye Nazırlığına atandıktan sonra özellikle havacılık alanında öncü olarak kabul edilen Fransa ve Almanya’daki havacılık faaliyetleri hakkında bilgi almak için Berlin Ataşemiliteri (military attache, askeri ataşe) Enver Bey (Paşa) ve Paris askeri ataşesi Fethi Bey’den (Okyar) raporlar istedi. 1910 yılında yapılan Fransa’da yapılan Picardie Manevralarında uçakların nelere muktedir olduğu Osmanlı Paris Ataşemiliteri ve gözlemci heyeti tarafından çok iyi anlaşılmış ve belirtilmiştir.(1) (Bu manevralar Mustafa Kemal’in de havacılık ile tanışmasına vesile olmuştur).

Bu çerçevede Enver ve Fethi Beyler hazırladıkları raporları 1909 senesinde Harbiye Nezaretine sundu. Bu sürede havacılık faaliyetlerinin bütün dünyada giderek önem kazanması uçakların ticari bir meta olarak görülmesini de beraberinde getirdi. 1909 senesinde Osmanlı Devletin’e uçak satmak isteyen bazı yabancı pilotlar İstanbul’a geldi. Bunlardan ilki Baron De Catters’dir. Carters’in Voisin tipi tayyaresi ile 2-3 Aralık ve 5 Aralık tarihlerinde İstanbul’da yapmış olduğu gösteri uçuşları başarısızlıkla sonuçlandı.

Baron De Catters, gerekli hazırlıklarını tamamladıktan sonra 2 Aralık 1909 günü Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nden havalanmış ancak kısa bir süre sonra Bulgar Hastanesi’nin bulunduğu bölgeye zorunlu bir iniş yapmıştır. Bu uçuş Türk göklerinde gerçekleştirilmiş olan ilk tayyare uçuşu olarak tarihe geçmiştir.(2) Gösteriyi izlemek üzere yaklaşık iki bin kişi toplanmıştır.(3)

Baron De Caters’ın İstanbul’dan ayrılmasından birkaç gün sonra Fransız Bleriot İstanbul’a geldi. Bleriot, Blériot tipi tayyaresi ile 11 Aralık 1909 tarihinde Taksim’de Talimhanede 10.000 kişi önünde bir gösteri uçuşu yaptı. Ancak Bleriot rüzgârın da etkisiyle, Dülger Andon isimli kişinin evine çarparak bahçesine düştü ve yaralandı. Uçak ağır hasar aldı. Bleriot’un bu uçuşu Osmanlı Harbiye’si tarafından görevlendirilen subaylarca yakından izlendi ve ayrıntılı bir rapor halinde Harbiye Nezaretine sunuldu. (Osmanlı’da “Tayyare” ismi ilk kez 20 Aralık 1909 tarihli raporda kullanıldı.(4) Ayrıca Arap Ülkeleri veya Arap haklı da daha sonra tayyare ile tanıştığından ve büyük bölümü zaten Osmanlı tebaası olduğundan “Tayyare” kelimesi Osmanlıcadan Arapçaya geçmiştir. Sanıldığı gibi Arapçadan Osmanlıcaya geçmemiştir.).

Osmanlı ordusu tarafından oluşturulan çeşitli heyetler tarafından hazırlanan raporlarda uçaklar hakkında önemli bilgiler verilmiştir. Raporda uçakların yakın bir gelecekte harp meydanlarında alacağı muhtemel roller belirtilmiş ve Osmanlı Devleti’nin bu gelişmelerden yararlanmasının önemi ifade edilmiştir. (Alan Palmer, Osmanlı ordusunun 1911–1912 şartlarında beş altı yıllık bir barış süresinde kalsaydı yeniden dayanılmaz bir güç hâline gelebileceği değerlendirmesini yapmıştır.) (5)

Bu uçuş gösterilerinin rotaları aşağıdaki gibidir:

Baron De Caters

2 Aralık 1909: Hürriyet-i Ebediye Tepesi, Bomonti, Bulgar Hastanesi

5 Aralık 1909: Hürriyet-i Ebediye Tepesi, Kağıthane, Kasımpaşa deresi.

Louıs Blérıot

11 Aralık 1909: Taksim Talimhane Kışlası, Bülbül deresi vadisi, Tatavla (Kurtuluş).

OSMANLI DEVLETİ’NDE HAVACILIK FAALİYETLERİ VE TEŞKİLATININ KISA ÖZETİ

İlk Türk hava birlikleri ordulara birer bölük olarak dâhil edilen Tayyare Bölükleri’dir. 5 Eylül 1912 tarihli Tayyare Mektebi ve Tayyare Bölükleri teşkilatı oluşturulmuştur. Tayyare bölükleri; iki takımdan, takımlar iki uçaktan meydana gelmektedir.(6) Bu bölüklerin batıdaki emsallerine göre sayı ve evsaflarının ¼ gibi oldukça düşük olduğunu da belirtmek gerekir.

Osmanlı Devleti uçaklara Trablusgarp Savaşı’nda çok ihtiyaç duymuştur. Bu savaşta, Mahmut Şevket Paşa karadan ve denizden ulaşılamayınca havadan ulaşmak amacıyla uçak temini için yoğun çalışma yapmıştır. Bu kapsamda Kur.Yb.Süreyya Bey (İlmen) Avrupa’ya gönderilmiştir. Süreyya Bey uçak ve mühimmat temini için çalışmalar yapmıştır. Yine bu kapsamda Kur.Yb.Süreyya Bey’e;“Tayyare İstasyonu ve mektebi” kurmak için görev verilmiştir. İlk havacılar olan Yüzbaşı Fesa ve Teğmen Yusuf Kenan Fransa’daki Bleriot Okulu’na pilotaj öğrenimine göndermiştir. Süreyya Bey başkanlığında oluşturulan Havacılık Komisyonu (Tayyare Komisyonu), Fennî Kıtalar ve Müstahkem Mevkiler Genel Müfettişliğine bağlı olarak göreve başlamıştır. 3 Mart 1912’de ise Uçuş Okulu açılmıştır. (7)

Pilot Teğmen Fazıl Bey

İLK TÜRK AKROBASİ UÇUŞU VE TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN KURULUŞU

Binbaşı Fazıl Bey’in başarısını Türk Havacılık Tarihi açısından önemli bir başarı ve kendisinden sonra gelenlere yol gösterici niteliktedir. Binbaşı Fazıl Bey(8) Balkan Harbi’nden sonra İstanbul Numune Tayyare Bölüğüne, 1914 yılında da Yeşilköy Tayyare Mektebi Başöğretmenliğine atanmıştır. Türk Hava Kuvvetlerinde ilk akrobasi uçuşu Fazıl Bey tarafından (Teğmenken) 5 Mart 1914 tarihinde gerçekleştirilmiş ve bu denemede Fazıl Bey 400 metre irtifada “Viril” hareketini yapmayı başarmıştır.

O tarihlerde dünya havacıları içinde “Viril” yapabilen çok az sayıda pilot bulunmaktaydı. İlk “Viril” Rus Pilotu Nesterof ile Fransız pilotu Pegeat tarafından Ağustos ve Eylül 1913’te gerçekleştirilmişti. Bu tarihten yaklaşık altı ay sonra bu konuda hiç ders almadan aynı akrobasi hareketi Fazıl Bey tarafından da başarılmıştır. (9) (O dönemde dünyada bu akrobasi hareketini yapabilen pilot sayısının 10-12 tane olduğu çeşitli eserlerde yazmaktaydı.)

Pilot Teğmen Fazıl Bey’in uçağı

Pilot Teğmen Fazıl Bey'in, 5 Mart 1914'te 400m irtifada viril yapmayı başarmasının ardından diğer pilotlar da çeşitli akrobasi hareketleri denerler. Türk Hava Kuvvetleri, Cumhuriyet döneminde yeniden yapılanmaya başlayacak ve üstün başarılara imza atacaktır. Nitekim 1 Temmuz 1932'de havacı personel ayrı bir muharip sınıf hâline gelecek ve 1933'ten itibaren Türk havacıları, havacılığın sembolü olan mavi renkli üniformaları giymeye başlayacaktır. 1923 sonrası atılımlar hızla devam ederken, 1940'lı yıllarda uçak sayısı 500'e ulaşacak ve 31 Ocak 1944 (Tarih sonradan yapılan arşiv çalışmaları ile 31 Ocak olarak düzeltilmiştir) tarihinde de hava birlikleri tek bir komuta altına toplanarak Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı kurulacaktır. (10)

İkinci bölümde Cumhuriyet Dönemi Toplu Akrobasi Çalışmaları ile devam edeceğiz.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

1-Osman YALÇIN, Türk Hava Kuvvetlerinin Teşkilatlanma Tarihi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2004, s.3; KANSU VD., Havacılık Tarihinde Türkler I, II.Baskı, Hv.Bsm. ve Neş.Md.lüğü, Ankara, 2006, s.116.

2-Kline, S. (2002), Türk Havacılık Kronolojisi, Dönence Yayınevi, İstanbul.s.51

3-Tasviri Efkâr Gazetesi, 3 Kanunuevvel 1909; Kansu vd., 2006: s.115-116

4-Ajun KURTER, Türk Hava Kuvvetleri Tarihi Cilt-II 1914-1916, 2. Baskı, Hv.K.K.’lığı Basımevi, Ankara, 2006, s.40,41; KANSU VD., a.g.e., s.115,116; Ergüder GEDİZ, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı Tarihi C.I 1911–1918, Tarihçe Şb. Md. lüğü, Ankara, s.4-6; KANSU VD., a.g.e.,s.115,116

Tasvir-i Efkar, 6 Kanun-ı Evvel 1909; Ajun Kurter, Türk Hava Kuvvetleri Tarihi (1914- 1918), C. 1, s. 29, İstanbul, 2009.

5-Alan PALMER, Osmanlı İmparatorluğu Son Üç Yüz Yıl Bir Çöküşün Yeni Tarihi, (Çev.: Belkıs Çorakçı DİŞBUDAK), Yeni Yüzyıl Tarih Dizisi, Medya Holding, s. 341

6-KEYÜSK, Türk Havacılık Tarihi (1912–1914) Birinci Kitap, s.104–110

7-Emin Nihat SÖZERİ, Türk Tayyareciliği, Hava Kuvvetleri Dergisi, S.202, Ankara,1961, s.40

8-Binbaşı Fazıl Bey, 1889 yılında İşkodra’da doğmuştur. Kuleli Askerî Lisesi’ni bitiren Fazıl Bey, 1907 yılında Harp Okuluna girmiş ve 29 Mart 1910’da Harp Okulundan mezun olarak 21’inci Fırka 78’inci A. 2’nci Tb. 6’ncı Bölüğe atanmıştır. 25 Temmuz 1912 tarihinde hava sınıfına geçmiş ve İngiltere’deki Bristol Havacılık Okuluna havacılık eğitimi için gönderilmiştir. Balkan Harbi ve Çanakkale Muharebeleri’ne katıldıktan sonra 1915 yılında 4’üncü Ordu kuruluşundaki Birüssebi Tayyare Müfrezesi Komutanlığına atanmış ve 25 Eylül 1915’de de Birüssebi’den ayrılarak Irak Grubu’na katılmış, ardından 2’nci ve 3’üncü Tayyare Bölükleri’nde; Elcezire ve Irak Cepheleri’nde Kutül Amare ve Medine Muharebeleri’ne katılarak üstün yararlılıklar göstermiştir. Kurtuluş Savaşı’nda birçok yararlılıklar ve kahramanlık gösteren Bnb.Fazıl Bey İstiklal Savaşı’nın sona ermesinden sonra, İzmir’de hava birliklerine Grup Komutanı olarak atanmış, aynı zamanda Hava Okulunda Uçuş Baş Öğretmenliği yapmıştır. Bu görevde iken 27 Ocak 1923 tarihinde pilotaj eğitimi için öğrencisi ile birlikte uçarken kaza geçirmiş ve ikisi de şehit olmuştur. Bnb.Fazıl Bey’in kabri İzmir Hava Şehitliği’ndedir. Ruhu şad olsun.

9-Türk Hava Kuvvetleri’nde Akrotim, Hv.K.K.lığı Gensek.Tarihçe Şubesi Yayınlarından No:21, Hava Basımevi Müdürlüğü Etimesgut, Ankara, 1995, ss.2-6

10-Türk Yıldızları Resmî Web Sitesi, https://www.turkyildizlari.tsk.tr/tr-tr/Hakkımızda/Tarihçe/İlk-Akrobasi-Çalışmaları (Erişim Tarihi: 19.05.2019)

 

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap