Hava Kuvvetlerimizin Kurucuları ve Unutulmaz Havacılarımız -1

  • Son Güncelleme: 27/03/19 22:36:34
  • 1

Em. Hv. Tümg. İrfan SARP

Bir süre önce HAVACILIK VE UZAY PSİKOLOJİSİ isimli kitabını yayınlayan Emekli Hava Tabip Albay, Prof.Dr.Muzaffer Çetingüç, Hava Kuvvetlerimizde geçmişte isim yapmış, unutulmaz havacılarımıza kitabının bir sonraki baskısında yer vermek istediğini; eğer mümkünse eski unutulmaz havacılarımızla ilgili bir bilgi notu hazırlayabilirsem çok makbule geçeceğini söyledi.

Biz İstanbul'da oturan emekli havacı arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz sohbet toplantılarında ve geleneksel aylık yemeklerimizde, geçmiş yıllarda Hava Kuvvetlerimizde isim yapmış, unutulmaz havacılarımızdan bahseder ve onların yaşadığı ilginç olayları ve hikayeleri anlatır, hatıralarını yad ederiz.

Prof. Çetingüç benden böyle bir istekte bulununca, unutulmaz havacılarımızın isimlerini tespit etmekte epey zorlandım. Arkadaşlarımın ve büyüklerimin de görüş ve tavsiyelerini dikkate alarak aşağıya çıkardığım isimleri tespit ettim.Tabii bu isimler benim kişisel düşüncelerimi yansıtmaktadır. Elbette başka arkadaşlarımız bu isimlere ilave olarak kendi görüşlerini yansıtan daha değişik ve ilave pilot isimlerini sayabilirler.

Hazırladığım bu yazıda, kendileri havacı olmamakla beraber, Hava Kuvvetlerimizin kurulması kararını veren zamanın Savunma Bakanı Mahmut Şevket Paşa ile Havacılık Teşkilatı'nın kurulmasında büyük emeği geçen Kurmay Yarbay Süreyya, ve Türkiye'de uçak imalat sanayisinin kurulması için büyük çaba harcayan Nuri Demirağ da, Hava Kuvvetlerimizin unutulmazları arasında yer almıştır.

Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Mahmut Şevket Paşa

 

Mahmut Şevket Paşa,1856 yılında Osmanlı İmparatorluğuna bağlı Bağdat’da dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Bağdat'ta bitirdikten sonra İstanbul'a gönderilen Mahmut Şevket, askeri okula verildi. 1882 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi'nden mezun oldu.

Almanya’da dokuz yıl, Fransa’da bir müddet kalarak, batı kültürünü öğrendi. Bu sırada zırhlı vasıtalar ve ateşli silâhlar hakkında incelemelerde bulundu. 1899'da Türkiye'ye döndüğünde Tuğgeneralliğe ve iki yıl sonra da Korgeneralliğe yükseltildi.

31 Mart Vakası üzerine toplanan ve Hareket Ordusu adı verilen birliklerin başına geçerek 22 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’a geldi. Komutayı ele aldı ve sıkıyönetim ilan etti. Sultan 2'nci Abdülhamit'in tahttan indirilmesinde önemli rol oynadı. Ayni yıl Harbiye Nazırı oldu.

1911 yılında Genelkurmay Havacılık Teşkilatı'nı kurdu ve başına Kur.Yarbay Süreyya'yı getirdi.  23 Ocak 1912 yılında Sadrazamlığa getirildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi. Mahmut Şevket Paşa'nın mesaisinin büyük kısmını bir havacılık teşkilatı kurulmasına harcadığı Genelkurmay Başkanlığındaki belgelerden anlaşılmaktadır.

Hava teşkilatının kurulması esnasında Mahmut Şevket Paşa'nın karşılaştığı en büyük zorluk, devletin hazinesinden Havacılık Teşkilatı için bütçe, ödenek tahsis edilememesi idi. Bu mali sıkıntılara çare bulabilmek için 14 Mart 1912 tarihinde Donanma Cemiyeti'ne yazdığı aşağıdaki mektup, içinde bulunulan mali sıkıntıyı çok güzey aksettirmektedir:

DONANMA CEMİYETİ BAŞKANLIĞINA:

Hava Teşkilatımıza halk tarafından yapılacak bağışların Donanma Cemiyeti vasıtasıyla toplanması için, kısa bir süre önce makamlarınızdan yazıyla talepte bulunulmuştu. Fransız R.E.P. fabrikasından satın alınacak iki uçak için çok acilen 4.000 liraya ihtiyaç vardır. Şu anda bu alım için Savunma Bakanlığı'nda nakit olarak tahsis edilebilecek sadece 1.000 lira mevcut bulunduğundan, üsr tarafı olan 3.000 liranın Hava Teşkilatı için ilerde toplanacak olan bağışlardan karşılanmak üzere gönderilmesini; bu mümkün olmadığı takdirde, başka bir kaynaktan temin edilmesi çareleri aranılacağından, durumun en kısa zamanda tarafımıza bildirilmesini rica ederim".

Mahmut Şevket Paşa 11 Haziran 1913’te Beyazıt'taki Harbiye Nezareti'nden (şimdiki İstanbul Üniversitesi ana binası) makam arabasıyla çıktıktan sonra suikastçılar tarafından arabasının içinde tabanca ile vurularak öldürüldü. Kurulma aşamasında havacılığın bütün sorunlarıyla bizzat tek tek ilgilenen ve ortaya çıkan güçlüklerin aşılarak Hava Teşkilatı'nın bir an önce kurulması için gece gündüz çalışan değerli Komutan ve Devlet Adamı Mahmut Şevket Paşa, suikasta uğramadan birkaç saat önce Yarbay Süreyya Bey'i makamına çağırmış ve Yeşilköy'de kurulacak Hava Teşkilatı tesisleri hakkında bilgi alarak bazı direktifler vermişti.

Onun bir suikasta kurban gitmesiyle, henüz filizlenip yeşermekte olan Türk havacılığı büyük bir desteğini kaybetti. Arapça, Almanca ve Fransızca dillerini çok iyi bilen Mahmut Şevket Paşa'nın, askerî konular ile cebir, geometri üzerine yazdığı kitapları vardır. Mezarı, İstanbul'un Şişli semtinde 31 Mart şehitlerinin anısına dikilmiş Hürriyet Abidesi'nin  bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ndedir. Nur içinde yatsın.

Kurmay Yarbay Süreyya İlmen

 

 

Süreyya İlmen 1874 yılında Karadağ / Podrorica'da doğmuştur. Babası Serasker (Genel Kurmay Başkanı) Rıza Paşa'dır. Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra Harp Akademisi'ni bitirmiş ve  Kurmay Subay olarak Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı'na atanmıştır.

Çalışkanlığı ve bilgisiyle Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın dikkatini çeken Kur.Yb.Süreyya Bey, 1911 yılında kurulan Genelkurmay Hava Teşkilatı'nın başına getirilmiş ve Havacılık Teşkilatı'nın kurulmasında büyük emeği geçmiştir. 1'nci Dünya Savaşında  değişik cephelerde görev yapmış ve kısa süre içinde Generallik rütbesine yükselmiştir.

Yarbay Süreyya'nın o zamanki teşkilat yapısında doğrudan bağlı olduğu Mahmut Şevket Paşa, siyasi durumun giderek kötüleşmesi üzerine, Havacılık Teşkilatının bir an önce kurulmasını ve yurt dışından uçak temin edilmesi çalışmalarını yapmasını bizzat kendisinden istiyordu.

Mahmut Şevket Paşa uzun yıllar Almanya ve Fransa'da bulunmuş ve bu ülkelerdeki uçak sanayisini yakından tanımıştı.  Bu ülkelerde uçak sanayisini, incelemesi ve uçak seçimleri yapması için Kur.Yb.Süreyya'yı görevlendirdi. İtalyanların 28 Nisan 2012 tarihinde Ege'deki 12 adaları işgal etmeye başlaması üzerine, o tarihte inceleme gezisi için Almanya'da bulunan Kur.Yb.Süreyya'ya şu mektubu yazdı:

"Muhterem Oğlum. Sizin İstanbul'dan hareketinizden sonra İtalyanlar Rodos Adası'nı işgal ettiler. Diğer adaları da işgal etmeleri muhtemeldir. Rodos Adası'yla irtibatımızı ancak uçak ile sağlayabiliriz. Eğer uçak ile bu teması sağlayabilirsek, hem askerlerimizin moralini yükseltmiş, hem de Avrupa'ya karşı ordumuzun şan ve şerefle yüzünü ak çıkarmış oluruz. Bu nedenle Rodos Adası karşısındaki topraklarımızda, seyyar hangarlar tesisi ile orada birkaç uçak bulundurulmasını arzu ediyorum. Eğer uçaklar bomba taşıyan tipte olursa, İtalyan gemileri ve ordugâhı üzerine bomba da atabiliriz. Bu işi yapmak için pilotlara ihtiyacımız olacaktır. Bu konuda teşebbüste bulunmanızı ve sonucu en kısa zamanda bildirmenizi bekliyorum".

Bu mektuptan iki gün sonra da Mahmut Şevket Paşa şu mektubu gönderdi:

"Bir an önce uçuş okulunu inşa ederek pilot yetiştirmeye ihtiyacımız vardır. Uçaklarımızı bir an önce uçurarak hiç olmazsa, sahillerimizin yakınında keşif faaliyetlerinde bulunmamızı sağlayacak imkânları temin ediniz. Sanıyorum ki maksadımı anlatabildim. İzmir ve Çanakkale'de acilen uçak uçurabilmemiz için seyyar hangar da satın alınız".

Kur.Yarbay Süreyya, 21 Mayıs 1912 tarihli mektubunda konuyla ilgili şu bilgileri veriyordu. Uzun mektubunun özeti aşağıdadır:

"Berlin'de iken emirlerinizi aldım. İki gün sonra da Viyana'ya geldiğimizde ikinci emriniz elime ulaştı. Emirleriniz doğrultusunda derhal teşebbüse geçtik. Harlan fabrikasında yeni imal edilen uçağı gidip gördük. Harlan uçaklarında pilot mahallinin alt hizasının gövde altında üçer adet 20'şer kiloluk bombayı taşıyacak özel kızaklar mevcuttur. Ayrıca fazla miktarda el bombasını taşıma kabiliyeti olduğundan bu tip uçak tercih edilmiştir. Bu 20'şer kiloluk büyük bombalardan 50 - 100 kadar satın alınacaktır. Uçaklar bu bombaları atamasalar bile (ki atacaklarına kuvvetle inanıyorum) hava silahları olarak bize büyük bir güç katacaktır. Özellikle henüz hiçbir Hava Kuvveti'nde mevcut olmayan 20 kiloluk bombaları taşıyan uçaklarımızın Adalar civarında uçurulması, sizin de emir buyurduğunuz gibi, bizim birliklerimizin moralini artırırken,düşmanı da düşündürecektir".

Bu mektuplarda dikkati çeken çok önemli bir husus bulunmaktadır. O tarihte havacılık henüz emekleme çağındayken ve dünyada birçok ülkenin insanları, değil uçağın kendisini, resmini bile görmemişken, Türk Savunma Bakanı ile Havacılık Teşkilâtı Başkanı'nın Hava Kuvvetlerinin caydırıcılık (Deterrence) rolünü sezip hissetmesi çok gurur vericidir.

Süreyya Bey, savaşın bitmesinden sonra Tümen Komutanı iken askerlikten istifa etmiş ve iş hayatına atılmıştır. Kadıköy bölgesinde birçok sosyal tesisin kurulmasına öncülük etmiştir. 6 Şubat 1955 tarihinde İstanbul'da vefat etmiş ve Maltepe'de kendi yaptırdığı Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin  bahçesindeki mezarlıkta toprağa verilmiştir. Nur içinde yatsın!

Pilot Mehmet Fesa Evrensev

Mehmet Fesa Bey 1878 yılında İstanbul’da Gedikpaşa’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde okudu. Daha sonra Harp Okulu’na girdi ve 1899 yılında Süvari Teğmeni olarak mezun oldu. 1911 yılında Ordu'da pilot olmak için gönüllü subaylar arandığında Yüzbaşı Fesa Bey, adayların başında yer aldı. Yapılan sınavı birincilikle kazanarak Fransa’ya uçuş eğitimine gönderildi. 1912 yılında yurda döndüğünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1 no’lu uçuş brövesi kendisine verildi ve Türkiye’nin ilk pilotu unvanını kazandı. Yeşilköy'de kurulan Uçuş Okulu'nda baş öğretmen olarak yeni pilotların yetiştirilmesinde önemli hizmetleri oldu. 

Balkan Savaşı’nda uçuş birlik komutanı olarak çeşitli uçuş görevleri yaptı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca, Kafkas Cephesine atandı. Fakat Kafkasya’ya giderken Karadeniz’de Amasra açıklarında Ruslar, bulunduğu gemiyi batırdılar ve gemide bulunanların tamamını esir aldılar.

Mehmet Fesa Bey, beş yıl sekiz ay kaldığı Sibirya’daki esir kampından kaçarak, Haziran 1920’de yurda döndü.

1'nci Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesinde ve Kurtuluş Savaşı sırasında da Batı Cephesinde hizmetler gördü.

Kurtuluş Savaşından sonra İzmir’deki Uçuş Okulu’na öğretmen olarak atandı. Kasım 1925’te 47 yaşında ve Binbaşı rütbesinde iken kendi arzusu ile emekli oldu.

1933 yılında; Türkiye’nin ilk hava taşımacılığı teşkilatı olan Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi‘nin (Şimdiki Türk Hava Yolları) başına müdür olarak getirildi. Bu hizmette bir yıla yakın kaldıktan sonra görevden ayrıldı ve  ömrünün kalan yıllarını Türk Hava Kurumu’na verdiği hizmetler ile geçirdi.

9 Nisan 1951 tarihinde İstanbul’da vefat etti ve Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Nur içinde yatsın!

YAZININ İKİNCİ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN

 
Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap