Van Gölü üzerinde dog fight

  • 15/08/2018 21:48

Em. Hv. Plt. Kd. Alb. Nedret SÖZER

Diyarbakır 8’inci Ana Jet Üs, 183’ncü Filoda Teğmendim. Yeni Harbe Hazır olmuştum. Tatbikat vardı. Yüzbaşı İlhami OĞUZ ile ikili (F-84G) Silahlı Keşif görevi için Diyarbakır'dan kalktık. 20.000 Feet’te taktik kolda kuzeye Erzurum'a doğru uçuyorduk. Hava tam açık herşey gayet güzeldi.

Van Gölü sağımızda kalmıştı. O sırada çok altımızda ok zaviyeli iki uçağın Doğudan Batıya doğru dağlar üzerinde uçtuğunu gördüm. Taktik kolda uçtuğumuzdan etrafı rahat kontrol edebiliyordum. Telsizle lidere altımıza doğru iki ok zaviyeli uçağın alçak irtifadan geldiğini söyledim.

Lider uçakları görmek için uçağını yatırdı. Fakat göremedi. Bende bu sırada uçakları kaybettim. Uçuşa devam ediyorduk. Takriben 5-6 dakika sonra sağ tarafımda hudut yönünden bizden biraz yukarda sıkı kolda gelen ok zaviyeli kanadı olan iki uçağı gördüm. Hemen lidere bildirdim.

O sırada uçaklar irtifa farkı ile üzerimizden geçip sağa dönüşe başladılar. Bu sırada sıkı koldaki uçak ilk önce taktik kola sonra liderinin takibine geçti. Liderim bunların Türkiye'ye yeni gelen RF-84F olabileceğini söyledi.

Bende o zamanlar sadece Eskişehir'de bulunan bu uçakların oradan kalkıp buraya gelmesinin mümkün olamayacağını bildirdim. Bu esnada iki uçak dönüşle önümüzden geçmekteydiler. Liderim uçakları tanımak için hemen arkalarından dönüşe başladı. Bende takibe geçip liderim' takip ettim. Bir daire içinde keskin dönüşe girmiş 4 uçak dönmeye başlamıştık.

UÇAKLAR DROP TANKLARINI ATTI

Bu arada meçhul uçaklar drop tanklanni attılar. Daire gittikçe küçülüyor ve dönüşlerle yavaş yavaş hududa doğru kayıyorduk. Bir ara kanopi kanopiye tabirini kullanabileceğim duruma geldiğimizde meçhul uçakların kanatlarındaki kızıl yıldızlar gözlerimde şimşekler gibi çaktı. Bunlar MIG -15’erdi!

MIG’lerin neden droplarını attığını anlamıştım. Hava muharebesini kabul ediyorlardı. Bilindiği üzere MIG'Ierin performansları F-84G'lerden çok üstündü. Bizim silahlarımızda boştu. Kör evpdekadm ediyordu otradmu anlamıyla başlamıştı. Tam takatla o kadar fazla G ile hareketler yapılıyordu ki başımı güçlükle çevirip uçakları görebiliyordum. Bir ara dönüşlerde Karaköse üzerine geldiğimizi gördüm. MIIG’ler yavaş yavaş bizi hududa çekiyorlardı. Liderim de Karaköse’yi görmüş olacak ki ‘Ayrılıyoruz’ deyip Van Gölü’ne doğru süratle alçalmaya başladı.

Ben bir yandan aynamı kontrol ediyor, bir yandan da liderimi yakalamaya çalışıyordum. Hareketler sırasında tüm kanallardan radarları ve havadaki uçakları aramış bir cevap alamamıştım. Heyecandan robot gibi hareket ediyor, düşünemiyordum.

SÜRAT SAATİ KIRMIZIDA

Uçakta bir sarsıntı ve titreme başlamıştı. Kendi kendime söyleniyor, tam da arıza yapma zamanı diye kızıordum Bu arada gözüm sürat saatine ilişti. Mach ibresi kırmızıyı geçmişti (F-84G’ler ses altı uçan savaş uçağıydı) Sarsıntı ve titreme uçağın kısa bir süre sonra G’li olarak çok seri burnu kaldıracağını parçalanacağını ikaz ediyordu.

Hemen gaz kestim. Bir süre sonra sarsıntı kesildi. Titreme kayboldu. Uçak normale dönmüştü. Kola girdim ve meydana döndük. Heyecandan rudder pedallarının üzerinde ayaklarım titriyordu.

İndiğimiz zaman, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Fevzi Uçaner ve dönemin Milli Savunma Bakanı’nın aşağıda uçakları seyrettiğini, inişe gelen bir dörtlüye taarruz gösterisi yapmamızı kule bildirdi.

Taktik kolda dörtlüye taarruz ettik. Aynı anda “Reflektörümüzün içindesiniz” diye bir ses duydum. Başımı çevirdiğimde solumda başka bir uçak, liderin solunda da diğer bir uçak gördüm. Meğer inişe gelen dörtlünün ikili hava himayesi varmış. Biz taarruz edince onlar da bize taarruz etmişler.

Meydan geçildikten sonra liderim kendisi üzerinde toplanmamızı söyleyerek sola dönüşe başladı. Bize taarruz eden kolun lideri iki numara olarak kola yaklaşıyordu. Ben de üç numara olarak kola yaklaşmaya başladım. Dördünü uçağı göremiyordum.

“ÇEK, ÇEK!”

Aniden “Çek, çek” diye bir bağırma duydum. Gayri ihtiyari çektim. Fakat o anda uçağım, başka bir uçağın depresyonuna girmişçesine sarsıldı. Bilahare toplanıp tekrar inişe geldik. İndikten sonra öğrendim. Diğer uçakta (Orhan ALPERDEN) benim gibi üç numara olarak lidere yaklaşıyormuş. Biz aynı anda üst üste gelmişiz. Liderin çek ikazı esnasında arkadaşım tepesinde bir karartı görünce çekmeyip lövyeyi ileri itmiş. Ben onun depresyonuna girmişim. Kıl payı çarpışmaktan kurtulmuşuz.

Kontrolsüz diğer uçağı görmeden kola yaklaşma az kalsın ikimizin de hayatına mal olacaktı. Tabi bu büyük bir şanstı. Ama bu şans her zaman insana gülmeyebilir.

Kaynak: Türk Hava Kuvvetleri Anılar Kitabı

KOKPİT.AERO’NUN NOTU

F-84G uçakları, Türk Hava Kuvvetleri envanterine giren ilk jet motorlu savaş uçaklarıydı. 1952’de envantere girmeye başladı. İlk olarak Balıkesir’deki 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı, sonrasında da aynı yıl Diyarbakır 8’inci Ana Jet Üs Komutanlığı F-84G uçaklarına kavuştu. Diyarbakır’daki uçaklar 1961’e kadar görev yaptı. Uçaklar 1965’te envanterden çıktı.

F-84G’ler av ve bombardıman görevlerinde Kore Savaşı’nda kullanıldı. Akrobasi yeteneği yüksek ancak performansı sonrasında gelen uçaklara göre daha düşüktü. Kore Savaşı’nda Mig-15’ler önce F-84G’lerin, sonrasında da daha yüksek performanslı F-86’ların en büyük rakibi oldu. Ses altı savaş uçağı olan Mig-15, geriye açılı kanatları ile F-84G’lerden daha üstündü.

KOKPİT.AERO YAZARI TUFAN SEVİNÇEL MİG-15 İLE UÇTU