Türkiye’nin F-35 programından çıkarılma kararı

  • 26/07/2019 07:52

İrfan Sarp                                                                                                                                

Emekli Hava Pilot Tümgeneral

Türkiye ile ABD arasında S-400 ve F-35 konusunda sürdürülen  müzakereler ve tartışmalar, S-400 parçalarının 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren  Rus ulaştırma uçakları tarafından Türkiye'ye taşınmasının başlamasıyla, yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. Başkan Trump çeşitli tarihlerde "Türkiye'de F-35'ler ile S-400 sistemlerinin bir arada görev yapmasını kabul edemeyiz" şeklinde beyanlarda bulunmuştur.

S-400 sistemine ait parçaların Ankara / Mürted Üssü'ne taşınmaya başlamasından beş gün sonra,  ABD Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından yapılan bir basın toplantısında, Türkiye'nin  F-35 JSF  programından çıkarılacağı resmen açıklanmıştır. ABD Savunma Bakanlığı Tedarik ve İdame Başkan Yardımcısı Ellen M. Lord 17 Temmuz günü Pentagon'daki basın toplantısında, "ABD ve diğer  F-35 ortak ülkelerinin müşterek kararıyla, Türkiye'nin F-35 programının askıya alındığını ve F-35 programından resmen çıkarılması işlemlerinin başlatıldığını" açıklamıştır. (Açıklamanın İngilizce metni şöyledir: "Undersecretary of Defense for Acquisition and Sustainment Ellen M. Lord stated, "The United States and other F-35 partners are aligned in the decision to suspend Turkey from the program and initiate to process to formally remove Turkey from the program." 

NOT:Konuyla ilgili son iki gündür basında çıkan haberlerde ve yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin F-35 programının askıya alındığı ifade edilmektedir. Oysa Pentagon'un yaptığı açıklamanın İngilizce metninde, "Türkiye'nin F-35 programının askıya alındığı ve F-35 programından resmen çıkarılması işlemlerinin başlatıldığı" yazılıdır. Bu ifade Türkiye'nın F-35 programından çıkarıldığına kesinlik kazandırmaktadır.

Pentagon Tedarik Başkan Yardımcısı Ellen Lord, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması kararının ardından ortaya çıkacak boşluğu, diğer üye ülkeler ve bu ülkelerde üretim yapan firmalarla dolduracaklarını ve bu konuda bugüne kadar gerekli görüşmeleri yaptıklarını dile getirdi. Ellen Lord Türkiye'nin toplamda 900 civarında parça ürettiğini, bu parçaların artık Türk firmalarından alınmayacağını bildirdi. Ellen Lord, söz konusu sürecin 2020 Mart ayına kadar tamamlanmasını öngördüklerini, ABD'de F-35 uçuş eğitimi gören Türk pilotların da 2019 Temmuz ayı sonuna kadar ABD'yi terk edeceklerini sözlerine ekledi.

17 Temmuz günü Savunma Bakanlığı Pentagon'un bu açıklamasından bir saat kadar önce de Beyaz Saray web sitesinde şu açıklama yer almıştır: "Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemlerini satın alma kararı, F-35 ile olan katılımını  ne yazık ki imkânsız kılıyor". Metnin İngilizcesi şöyledir: "Unfortunately, Turkey's decision to purchase Russian S-400 air defense systems renders its continued involvement with the F-35 impossible".

TÜRKİYE PROGRAMDAN ÇIKARILDI

S-400 Hava Savunma ve Füze Sistemi parçalarının Türkiye'ye taşınmasını takiben Beyaz Saray, ABD Kongresi ve Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından yapılan resmi açıklamalarla, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması kararı kesinlik kazanmıştır. ABD Savunma Bakanlığı, ABD'nin Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması kararının F-35 JSF programının kurucu ortak ülkeleri  (Avustralya, Kanada, Danimarka, İtalya, Hollanda, Norveç ve İngiltere) ile müşterek alındığını açıklamıştır. 

Türkiye herhalde Cumhuriyet tarihinde müttefik ülkeleriyle beraber ortak olduğu bir programdan çıkarılması gibi onur kırıcı bir olayla ilk defa karşılaşmaktadır. İlerde politik veya diğer nedenlerle F-35 Programı ortak ülkeleri Türkiye'yi yeniden    F-35 programına kabul etmek isteseler bile Türkiye bir daha F-35 programına asla geri dönmemelidir. Gelinen bu noktada F-35 JSF programı Türkiye için tamamen kapanmıştır. Artık bu noktadan sonra Türkiye'nin F-35 programına dönüş yolunun tamamen kapandığının hepimiz tarafından bilinmesi, kabul edilmesi ve Hava Kuvvetlerimizin de muharip uçak ihtiyaçlarını planlarken F-35 uçağının envanterinde olmayacağını dikkate alması gerekmektedir. Türkiye F-35 programı için bu güne kadar bütçesinden 1.2 milyar dolar ödemiştir. Programın karşılıklı mali anlaşmaları hakkında bir bilgim olmadığı için bu konuda bir fikir yürütemiyorum.

Son aylarda S-400 ve F-35 konuları Türkiye'nin devamlı gündeminde kalırken ben görüşlerimi ilgili makamlarla paylaşmak üzere iki makale kaleme almış ve bu makaleleri ayrıca internet ortamında yayınlamıştım. 21 Nisan 2019 tarihinde yayınlanan "ABD'NİN F-35 AMBARGOSUNA KARŞI NELER YAPILABİLİR?" başlıklı makalemin linki:                                                        http://www.kokpit.aero/f35-ambargosuna-karsi-ne-yapilabilir-irfan-sarp

29 Haziran 2019 günü yayınlanan "F-35 JSF PROGRAMI VE TÜRKİYE" başlıklı makalemin linki:                                                                          http://www.kokpit.aero/f-35-ucagi-genis-degerlendirme

Bu makalemin sonuç cümlesinde, "F-35 UÇAĞI PROBLEMLİ DOĞMUŞTUR" şeklinde bir hükme varmıştım. Bu hükme varırken konuyu hem uçağın performansı açısından hem de uçağın imalatçı ülkesi ABD ile Türkiye  arasında yaşanan siyasi gerginlik ve problemler açısından analiz etmiş ve değerlendirmiştim.

Konuya önce siyasi açıdan bakalım: ABD ile Türkiye arasında geçmişte pek çok siyasi kriz yaşandığı bilinmektedir. Yaşanan bu siyasi krizleri madde başlıklarıyla şöyle özetleyebiliriz

Son 60 Yılda Türkiye-ABD Arasındaki Krizler:

- 1960 İncirlik Kalkışlı U-2 Casus Uçağı Krizi.

- 1962 Jüpiter Füzeleri Krizi.

- 1964 Lyndon B. Johnson Mektubu Krizi.

- 1974 Haşhaş Ekimi Krizi.

- 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Krizi. 

- 1974 ABD Silah Ambargosu Krizi.

- 1975 Türkiye’nin 21 Üs/Tesisi ABD Kullanımına Kapatması Krizi.

- 1975 Ermeni ASALA Terör Örgütünün Desteklenmesi Krizi.

- 1984 ABD’nin PKK Terör Örgütüne Desteği Krizi.

- 1991 Birinci Körfez Savaşı ve Çekiç Güç Krizi.

- 1992 TCG Muavenet Muhribimizin vurulması ve 5 denizcimizin şehit edilmesi krizi

- 2003 1 Mart Irak Tezkeresi’nin Reddi Krizi.

- 2003 İkinci Körfez Savaşı ve Irak’ın İşgali, Irak’ın Kuzeyi ile PKK Desteği Krizi.

- 2003 Süleymaniye Olayı ve Askerlerimizin Başına Çuval Geçirilmesi Krizi. 

- 2011 Suriye İç Savaşı ve PKK/KCK, PYD/YPG Desteği Krizi. 

- 2013 Türkiye'nin Çin'den FD-2000 Hava Savunma Sistemi Tedariki Krizi.

- 2016 15 Temmuz Darbe Girişimi ve FETÖ/PDY Krizi.

- 2016 Rahip Andrew Craig Brunson’ın Tutuklanması Krizi.

- 2017 ABD Büyükelçilik/Konsolosluk Çalışanlarının Tutuklanması Krizi.

- 2017 Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın Tutuklanması Krizi.

- 2017 Türk Vatandaşlarına Uygulanan Vize Krizi.

- 2017 Rus S-400 Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Tedariki Krizi. 

- 2019 ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan Mektubu Krizi.

Bu krizlere ilave olarak  ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin S-400 alımıyla ilgili  televizyon kameraları önünde söylediği:"Türkiye'nin ekonomisini mahvederiz! şeklinde, bir devlet adamına yakışmayan beyanatı ise, krizin zirveye çıktığı noktadır!

Bu krizlerin içinde Hava Kuvvetlerimizi derinden etkileyen ve büyük lojistik sıkıntılar yaşatan kriz, 1974 Kıbrıs Harekatı'ndan sonra ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosudur. Bu silah ambargosundan en çok etkilenen kuvvet de Hava Kuvvetlerimiz olmuştur. 18 Ekim 1974 - 26 Eylül 1978 tarihleri arasında yaklaşık dört yıl süreyle uygulanmış olan bu ambargoyu ben bizzat yaşayan havacılardan biriyim. 1976 Ağustos-1979 Ağustos tarihleri arasında üç yıl süreyle Mürted 4'ncü Üs F-104 birliği Harekât Komutanı olarak görev yaparken çektiğimiz sıkıntıları anlatsam, bu sayfalara sığmaz. Bu dört yıla yakın süren silah ambargosu sırasında uçuş birliklerinde görev yapan ikmalci, bakımcı, silahçı ve tüm yer personelimizin bütün güçlüklere rağmen uçaklarımızı, radarlarımızı, yer destek teçhizatımızı faal halde tutabilmek için nasıl büyük bir özveriyle, canla başla çalıştıklarına şahit olduğumu bu vesileyle burada belirtmeliyim. 

F-35 PROBLEMLİ DOĞMUŞTUR

"F-35 UÇAĞI PROBLEMLİ DOĞMUŞTUR" şeklinde verdiğim hükmün ilk bölümü olan ABD ile krize varan siyasi gerginlikleri bu şekilde belirttikten sonra uçağın problemli olan performansıyla ilgili müşahedelerimi şöyle sıralayabilirim.

1. F-35 uçağının problemli doğduğunu, bu uçağı en fazla sayıda kullanan ABD Muharip Hava Kuvveti Komutanı ile ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı TIME dergisinin 25 Nisan 2013 tarihli sayısında  verdikleri beyanatlarla açıklamışlardı. O iki komutan verdikleri beyanatlarda F-35 uçağının en önemli iki problemini belirtmişlerdi. Problemlerin birincisi F-35'in kısa harekât yarıçaplı bir uçak olması idi. Amerikalı komutanların belirttiği ikinci problem, Stealth özelliğinin elektronik sensörlerin gelişen teknolojisiyle beraber, giderek değerini kaybedeceği idi. Çinliler ve Ruslar yaptıkları açıklamalarda Amerikanın Stealth kabiliyetli F-22 ve F-35 uçaklarını radarlarında takip ettiklerini açıklamışlardır. Çinliler de Stealth uçakları takip ettikleri VHF frekansla çalışan yeni teknoloji ürünü radarlarını Hong Kong yakınlarındaki bir havacılık fuarında sergilemişler ve isteyen ülkelere bu radarları satabileceklerini söylemişlerdir.

2. Avustralya ve Kanada'nın F-35'e karşı çok isteksiz davrandıkları bilinmektedir. Birkaç yıl önce bir Avustralyalı Hava Pilot Tümgeneral, Avustralya Parlamentosu'na F-35'ten büyük şikayetlerini belirten bir mektup göndermişti. O generalin ismini bir yere not etmeyi unutmuşum. Uzun yıllar F-18 Hornet savaş uçaklarında pilotluk ve birlik komutanlığı yapan o havacı general Avustralya Parlamentosu üyelerine tek tek adreslediği mektubunda :"Baylar, daha fazla geç kalmadan, sizlerden  Avustralya'yı F-35 uçaklarından kurtarmanız için yalvarıyorum" demiştir. Cümlenin İngilizcesi şöyledir::"Gentlemen, I beg of you to drop this F-35 program before it's too late". Yani Avustralyalı Hava Generali, kendi Hava Kuvvetlerinin F-35'ten kurtulması isteğini parlamento üyelerine "Beg-Yalvarırım" kelimesiyle ifade etmişti. Kanada Hava Kuvvetleri ise, servis dışı bırakacağı F-18A/B Hornet muharip uçakları yerine, ülkesinin de ortak üretimde payı olduğu halde, F-35 uçaklarını almak istememiş ve  F-18A/B Hornet'lerin bir üst modeli olan F-18E/F Super Hornet uçaklarını temin etmeye karar vermiştir. Kanada Başbakanı Justin Trudeau 2016 Haziran ayı içinde Kanada Parlamentosu'nda yaptığı konuşmasında, F-35 uçağının bir işe yaramadığını ve ilerde de işe yaramayacağı  cümlesini kullanmıştır. Cümlenin İngilizcesi şöyledir: "The F-35, the Canadian Prime Minister Trudeau asserted to the parliment this week, is an aircraft that does not work and is far from working". 

3.  F-35 uçağının problemli doğduğu, ilk imalat hattından çıktığı tariften bugüne kadar geçirdiği safahattan da belli olmaktadır. Şimdi şöyle bir hesap yapalım. İlk F-35A uçağı Şubat 2006'da imalat hattından çıkmış ve Aralık 2006'da ilk uçuşunu yapmıştır. Prototip modellerin uzun süren yer ve uçuş testleri tamamlandıktan sonra ilk üretim (production) modeli Şubat 2011 yılında, yani ilk uçuşunu yaptıktan 5 yıl sonra uçuş birliklerine teslim edilmeye başlanmıştır. Uçağın imalat hattından çıkışı, test uçuşları ve birliklere teslim takvimine bakıldığında, zaman sürelerinin ne kadar uzun olduğu hemen dikkati çekmektedir. Eğer F-35 uçağı problemli bir uçak olarak doğmasaydı, ilk uçuşunu yaptığından itibaren birliklere teslimi arasında 5 yıl gibi uzun bir süreye ihtiyaç duyulur muydu? 2011 yılında uçuş birliklerine teslim edilmeye başlanan uçaklar bugün birliklerde uçuşunun 8'nci yılını doldurmuştur. Bir havacılık dokümanında F-35'le ilgili sorunların önümüzdeki 5 yıl içinde giderilebileceği yazılmıştır. Bu hesaba göre F-35 uçağının sorunların giderilmesinin 13 yıl alacağı sonucuna varılmaktadır. Sorunların giderilmesinin 13 yıl gibi uzun bir süre alacağı da bu uçağın başlı başına sorunlarla dolu olarak doğduğunun en belirgin ispatıdır.

4. F-35 uçağından duyulan memnuniyetsizlik ve şikayetler ABD'nin resmi devlet kuruluşu olan Savunma Bakanlığı GAO (Government Accountability Office) tarafından hazırlanan resmi rakamlarla da belgelenmiştir. Bizdeki SAYIŞTAY kuruluşunun ABD devletinde muadili olan GAO'nun 25 Nisan 2019 tarihli resmi raporunda F-35'lerle ilgili şu bilgi yer almaktadır: 

* F-35 uçaklarının performansı harekât ihtiyaçlarının gerisinde kalıyor. Uçak çok fazla görevi gerçekleştiremiyor veya gerektiği kadar uçamıyor.

* F-35 Filoları Uçak Performansı istatistiği: Mayıs 2018 - Kasım 2018:

a) Harekât ihtiyacı minimum hedef:%60. Mevcut tüm görevleri yapma kapasitesi %27

b) Emniyetle tek görevi yapma kapasitesi minimum hedef %75. Gerçekleşen %52

F-35 uçaklarının performanslarının istenen seviyede olmadığı yönünde en üst makamlar tarafından dile getirilen şikayetlerin yanında ABD'nin devlet kurumu GAO'nun raporunda bu uçakların tüm görevleri yapma kapasitesinin %27 gibi çok düşük bir seviyede olması, F-35 kullanıcı ülkeleri açısından düşündürücü ve endişe vericidir. 

 * F-35 uçaklarının yaklaşık % 30'u geçen yıl aylarca süren yedek parça sıkıntısı nedeniyle uçamamıştır.

Savunma Bakanlığı Pentagon Operasyonel Test ve Değerlendirme Direktörü'nün (DOT & E) 2018 yılı raporu F-35’in hemen hemen her temel alandaki ilerleme eksikliğini ortaya koymaktadır. DOT&E raporunda ALIS sisteminden sıkıntı yaşandığı belirtilmektedir. Pentagon raporunda ayrıca, uçak üzerinde ALIS ile beraber isimleri belirtilen 9 ayrı sisteminde problemlerin devam ettiği açıkça belirtilmiştir.

5. Daha önce kaleme aldığım makalelerde de bahsettiğim gibi, dünyada uçan ve konsept safhasında olan toplam 14 adet 5'nci nesil Stealth uçaktan sadece  F-35 uçağı tek motorlu, geriye kalan 13 adet Stealth uçağın hepsi çift motorludur. Bazı havacılık çevreleri Amerikalıların F-35 uçağını F-16 uçaklarının yerine kullanılacağı için tek motorlu imal edildiği şeklinde bir görüş savunmaktadırlar. Hepimizin bildiği gibi her uçak birçok kriter yanında en başta kullanılacağı coğrafyadaki tehdit ortamı ile bu tehdidi karşılayacak harekât ihtiyaçlarına göre planlanır ve imal edilir. F-16 uçağı 4'ncü nesil, F-35 uçağı 5'nci nesil uçaklardır. Bunların görev sahaları ve görev fonksiyonları birbirinden ayrıdır. Dolayısıyla    F-16 uçağı tek motorluydu, onun yerine kullanılacak F-35 uçağı da tek motorlu imal edilmiştir şeklinde bir yaklaşım gerçeğe uygun bir yaklaşım olamaz. 

6. Amerikalılar muharip uçak imalatında geçmişte de benzer hatalar yapmışlardır. Bunlar arasında P-80, F-84G, F-86, F-4 ve F-102 uçakları ilk planda benim aklıma gelen uçaklardır. Aslında F-16 uçağı da başta hava alığı dar ve zayıf iniş takımlı olarak imal edilmiştir ama uçağın ana çatısı müsait olduğu için iniş takımları güçlendirilmiş ve hava alığı genişletilerek ve daha sonra da radarı geliştirilerek kendi sınıfında mükemmel bir muharip uçak haline getirilmiştir. Başta yapılan bu hataların düzeltilmesinin epey maliyeti olmuştur. Ancak P-80, F-84, F-86, F-4 ve F-102 uçakları hatalı olarak imal edildikleri konfigürasyonlarıyla görev ömürlerini tamamlamışlardır.

Yapılan bu hatalardan birkaç çarpıcı örnek vereyim. 1950'lerdeki Kore savaşlarında kullanılan P-80 ve F-84G uçaklarını Amerikalılar 12.7 mm.lik makineli tüfekle teçhiz etmişlerdi. Bu uçaklar Rus Mig-15'lere karşı fazla zayiat verince kısa süre içinde F-86 uçağını yaptılar. Ancak F-86 uçağında da P-80 ve F-84G'lerde yaptıkları hatayı tekrarlayıp uçağı 12.7 mm.lik makineli tüfekle teçhiz ettiler. Ben Amerika'da pilotaj eğitimimi tamamlayıp uçuş brövemi kazandıktan sonra üç ay süren Harbe Hazırlık eğitimimi  F-86 uçaklarında yapmıştım. Sonra tayin olduğum Merzifon Üssü'nde de dört yıl bu uçaklarla uçtum ve bu uçağı çok iyi tanırım. F-86 uçaklarında 12.7 mm.lik makineli top varken Rus Mig-15 uçaklarında iki adet Surenov 23 mm.lik top ve bir adet Nudelman 37 mm.lik makineli top bulunuyordu. Amerikalılar F-86 uçaklarının MİG Killer diye reklamını yapmışlardı. Ancak Kore savaşından sonra anılarını yazan Rus pilotları, F-86'ları alay konusu yapmışlar ve F-86'nın 12.7 mm.lik makineli tüfek mermilerinin MİG-15 uçaklarının sırtlarını kaşıdığını söylemişlerdi! 

Benzer hata F-102 Delta Dagger AWX (All Weather Intercepter) Her Hava Önleme uçağının imalatında da yapılmıştır. F-102 uçaklarına  makineli tüfek veya makineli top yerleştirmemişler, gövde içinde taşınan 24 adet 2.75 inçlik roket ile 6 adet Falcon füzesini yeterli görmüşlerdi. F-102 pilotlarının uçtukları av uçağında bir makineli top olmamasından büyük şikayetleri olunca F-102'nin bir üst modeli ve tıpa tıp benzeri  F-106 uçağına 20 mm.lik makineli top yerleştirilmişti. Ben Mürted'de F-104 Filo Komutanı iken Üs'de iki F-102 filosu bulunuyordu. Bir keresinde F-102 Filo Komutanı arkadaşım ile çift kişilik TF-102 uçağında bir sorti uçuş ve önleme görevi yapmıştım. Bizim F-102'ci arkadaşların hepsi de bu F-102 uçağının bir makineli topu olmamasından şikayet ederlerdi.

(NOT: Sırası gelmişken, Hava Kuvvetlerimizde atandığım uçuş birliklerinde ben F-86, F-84F, F-104 ve F-4E uçaklarıyla; ayrıca tatbikat ve eğitim amacıyla F-5, F-100 ve F102 modellerinin çift kumand uçaklarında uçmuştum. Türkiye'de düzenlenen NATO tatbikatları sırasında yabancı hava kuvvetlerinden Alman Alpha Jet, Belçika Mirage 5, ABD Hv.Kv.nin F-15D, F-111A ve ABD Fort Worth'de, F-16 uçak fabrikasının test pilotuyla bir sorti çift kumand F-16B modeli olmak üzere toplam 12 değişik tipte muharip jet uçağıyla uçmak fırsatı bulan şanslı pilotlardan biri olduğumu söylemeliyim)

Amerikan uçak sanayisi tarafından en büyük imalat hatalarından biri de F-4 uçaklarında yapılmıştır. F-4'erin ilk modeli olan F-4A uçağını Amerikalılar ayni F-102 uçakları gibi makineli topsuz imal etmişlerdir. Bu uçağa yükledikleri havadan havaya füzelerin av rolünde yeterli olacağını düşünmüşlerdir. Ancak F-4A uçakları Vietnam savaşında Mig-17'lere karşı sapır sapır döküldüler. Daha sonra F-4'lerin bir üst modelinin burun kısmına 20 mm.lik top monte ettiler. F-4A uçağı başta aynen F-84, F-86, F-100, F-102, F-104 uçaklarında olduğu gibi düz kanatlı imal edilmişti. Bu kanat şekliyle uçağın dönüş yarıçapı çok geniş olunca, kanadının uçlarını yukarıya doğru kıvırarak tadil ettiler. Bu sefer de uçak istikrarsız olunca, yatay kuyruk stablizesini aşağı kıvırarak tadil ettiler.. F-4 uçağı bu acayip aerodinamik yapısıyla, aşırı ve koordinesiz yatış/çekişlerde yüksek AOA dediğimiz bir hareketle anormal duruma girmek gibi kötü bir özelliğe sahip bir uçak olmuştur. Düşünün ki Türk Hava Kuvvetlerimizde meydana gelen 21 adet ölümle sonuçlanan F-4E kazasından 7 adedi, yüksek AOA sebebiyle anormal duruma girilmesi ve anormal durumdan çıkılamamasından olmuştur. Ne yazık ki yüksek AOA sebebiyle iki pilotumuzun şehit olmasıyla sonuçlanan bir kaza da benim Eskişehir'de 1'nci Üs Komutanı olduğum yılda meydana gelmişti. Bunlar Amerikalıların muharip jet uçaklarının imalatında yaptıkları yanlışlardan aklımda kalanlar. Son Boeing 737MAX uçaklarında yaptıkları hatayla iki uçağın düşmesi olayı da havayolu uçakları kategorisinde yapılan yanlışlardan bir örnektir.

Amerikalılar geçmişte P-80, F-84, F-86, F-4, F-102 gibi muharip uçaklar üzerinde yaptıkları imalat hatasının benzerini, Stealth olarak imal ettikleri F-35 uçağını çift motorlu yerine tek motorlu yapmakla tekrarlamışlardır. Buna bağlı olarak F-35 uçağı kısa harekât yarıçaplı, gövde içi dahili silah yuvasında az mühimmat yükü taşıyan, uçuş MACH sürati, akselerasyonu, ve tırmanış açısı diğer benzer Stealth modellerine kıyasla düşük ve dönüş yarıçapı geniş, şişman gövdeli bir uçak olarak ortaya çıkmıştır. F-35'in sözünü ettiğim bu performans zafiyetlerinden ayrı olarak, uçağın lojistik desteğiyle ve her şeyiyle ABD'ye %100 bağımlı olunacağının da altını kalın bir çizgiye çizmek gerekmektedir. F-35 kullanıcı ülkeleri uçağın üzerindeki bilgisayarlar ve ALIS (Autonom Logistics Information System) sistemiyle adeta BBG (Biri Bizi Gözetliyor) durumu yaşayacaklardır. Söylendiğine göre herhangi bir kullanıcı ülkedeki F-35 uçağı bir göreve kalktığında, uçağın üzerindeki silah ve yakıt yükleri bilgileri dahil, uçağın rotası, hangi hedefe gittiği, görev dönüşü hangi meydana indiği, uçağın sistemlerindeki o andaki arızalar, imalatçı firmanın ABD'deki merkezinde kaydedilmektedir. Diyelim ki bizim bir F-35 uçağımız Güneydoğuda, Kandil'de bir göreve kalktı, ABD'deki merkez bunu takip edecektir. Neyse ki F-35'ten kurtuluyoruz!

Şimdi şu soru akla gelmektedir. Eğer Stealth özelliğinde imal edilen F-35 uçağı dünyadaki diğer Stealth model uçaklara kıyasla bu kadar performansı düşük ve problemli bir uçaksa, nasıl oluyor da halen dünyada F-35 ortak imalatçı ülkeler ve sonradan F-35 programına katılan ülkeler bu uçağı satın almak istemişlerdir? Bu sorunun cevabı çok basittir. Çünkü başlangıçta F-35 programına dahil olan ülkelerin tek amacı, bir Stealth uçağa sahip olmak idi. Daha önceki makalemde bahsetmiştim. 1'nci Irak Harekâtı'nda ABD Hv.Kv.nin Stealth kabiliyetli F-117 uçakları Bağdat ve civarının yoğun füze ve uçaksavar savunmasıyla korunmasına rağmen, Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki 43 adet köprüden 39 adedini ve bölgede başkanlık sarayı ve komuta kontrol merkezleri dahil diğer hedefleri tek bir uçak kaybı olmadan tahrip etmişlerdi. ABD, F-117 Nighthawk Stealth uçağını ve sonradan imal ettikleri F-22 Raptor Stealth uçağını en yakın müttefiki İngiltere dahil hiç bir ülkeye satmamıştı.     F-35 uçağını diğer ülkelerle ortaklaşa imal edip satma kararı alınca Türkiye dahil, bir Stealth uçağa sahip olmak isteyen ülkeler hiç bir ön koşul düşünmeden, hemen programa dahil oldular. Öyle anlaşılıyor ki, F-35 programına katılan ülkeler, programa katıldıkları tarihte, uçağın performansının ne olacağına dair bir bilgiye sahip değillerdi. Bir bilgiye sahip olmaları da zaten mümkün değildi.

Basında ve havacılık çevrelerinde Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması durumunda kısa ve orta vadede muharip görevlerimizin nasıl yerine getirilebileceği sorusu sorulmakta ve değişik fikirler ortaya atılmaktadır. Ben Hava Kuvvetlerimizin  F-35 uçağı olmadan da MMU uçaklarımızın filolarda yerini alacağı tarihe kadar geçecek dönemde, muharip görevlerini yerine getirmenin çarelerini bulacağına inanıyorum. Açık kaynaklarda ve internet sitelerinde yer alan bilgilere göre halen envanterimizde ilk modeller Block 30'ların dışında, Block 40 ve Block 50 model F-16'lardan 200 civarında uçağımız bulunmaktadır. Bu uçaklardan büyük kısmı üzerinde modernleştirme/ yenileme / geliştirme uygulamaları yapılmıştır. Bu uçaklarımızın MMU uçağımızın filolarda yerini alması planlanan 2028 yılından ileriye doğru daha 8-10 yıl görev yapabileceği uzmanlar tarafından değerlendirilmektedir.  

F-16 uçaklarımıza ilave olarak belli ortam ve şartlarda muharip görevlerde kullanılabilecek Silahlı HÜRKUŞ-C uçaklarımız ile TAI, Vestel ve Baykar firmalarının ürettiği silahlı insansız hava araçlarımız (SİHA) da bulunmaktadır. Silahlı platform olarak kullanılacak jet motorlu eğitim uçağı Hürjet de TAI tarafından tasanlanmaktadır.

SONUÇ

ABD Savunma Bakanlığı tarafından 17 Temmuz 2019 tarihinde yapılan resmi açıklamada, Türkiye'nin F-35 programının askıya alındığı ve programdan resmen çıkarılması işlemlerinin başlatıldığı; Türkiye'nin ürettiği 900 civarında F-35 parçasının artık Türk firmalarından alınmayacağı, söz konusu sürecin 2020 Mart ayına kadar tamamlanmasını öngördükleri,  ABD'de F-35 uçuş eğitimi gören Türk pilotlarının 2019 Temmuz ayı sonuna kadar ABD'yi terk edecekleri bildirilmiştir.

Ben bütün kalbimle inanıyorum ki, ABD Türkiye'yi F-35 programından çıkarmış olmakla, Türkiye'ye çok büyük bir iyilikte bulunmuştur. Böylece Türkiye baştan problemli doğan F-35 uçağından kurtulmuştur. ABD Türkiye'yi F-35 programından çıkarma kararıyla, sadece Hava Kuvvetlerimizin bir nesil boyu kısa harekat yarıçaplı ve düşük performanslı, problemli ve ABD'ye %100 bağımlı bir uçaktan kurtarmakla kalmamış; ayni zamanda yerli uçak sanayimizin ve yan kuruluşlarının geleceğe yönelik başarılarının önünü açmıştır. Şimdi Türkiye, varını yoğunu ortaya koyarak bütün gücünü ve imkânlarını, kendi Milli Muharip Uçağımızı yapmaya teksif etmelidir. Milli Muharip Uçağımız MMU'nun imal edileceği TAI, mükemmel tesisleri; yetişmiş, tecrübeli, yetenekli mühendisleri ve insan gücüyle MMU uçağını dünya ölçülerinde imal edebileceğini ispat etmiş bir kuruluştur. 15 Mayıs 1984 tarihinde kurulan TAI, bugüne kadar F-16 muharip uçaklarını, CN-235 hafif nakliye uçaklarını, SF-260D ve KT-1, eğitim uçaklarını, Cougar AS-532 genel maksat, arama/kurtarma helikopteri ve ATAK A129 silahlı helikopterleri, A-400M ulaştırma uçağının ortak üretimini yaparak uçak ve helikopter imalatı konularında büyük deneyim kazanmıştır. TAI'nin en büyük başarıları arasında,  kendi tasarımı olan ANKA insansız hava aracı, HÜRKUŞ-B eğitim uçağı ve HÜRKUŞ-C silahlı hafif taarruz uçağı ve son olarak da T625 genel maksat helikopterini imal etmesi sayılabilir. Türkiye'de TAI ile beraber  F-35 uçağının bazı seçilmiş parçalarını üretmekte olan Alp Havacılık, Aselsan, Ayesaş, Havelsan, Kale Havacılık, Mikes,, Roketsan ve Tubitak-Sage gibi kuruluşlar F-35 ile 5'nci nesil bir uçağın parçalarının üretilmesinde büyük deneyim kazanmışlardır. Bu  firmalar herhalde bu deneyimlerini, MMU uçağının imalatında da kullanabileceklerdir. Şimdi TAI ile beraber  bu ilgili  kuruluşlar ve benim aklıma gelmeyen diğer kuruluşların bütün imkanlarını, insan gücünü, deneyimlerini ortaya koyarak MMU uçağını F-35 uçağından çok daha mükemmel bir performansta imal edecekler ve böylece Türk insanına büyük  bir gurur yaşatacaklardır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

İrfan Sarp

23 Temmuz 2019

(Yorumlar için email:  isarp56@gmail.com)

Kaynak: www.kokpit.aero