Fatih Yılmaz

Türkiye'nin en zor seçimi

  • Son Güncelleme: 16/04/19 18:52:42
  • 14

Türkiye’nin Rusya’ya verdiği S-400 siparişi konusunda geri adım atmaması ABD yönetimince sergilenen haksız tehdit ve baskıların tonunu her geçen gün artırdı.

2 Şubat 2019 tarihinde Astana Zirvesi sonrasında dönüş uçağında Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 anlaşmasından geriye dönüşün söz konusu olmadığını, ilk teslimatın temmuz ayında yapılacağını söyledi. Bu açıklamadan bir gün sonra ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı, "Müttefiklerimiz Doğu'dan (rakiplerimizden) silah alıyorken sessiz kalamayız” açıklamasıyla Türkiye’ye karşı planlanan yaptırımların ilk upuçlarını verdi.

S-400 SEÇENEK DEĞİL ZORUNLULUK

ABD ısrarla Türkiye’nin bir hava ve füze savunma sistemine sahip olmasının bir seçenek değil, zorunluluk olduğu gerçeğini görmezden geldi. Ankara’nın Patriot alma talebine olumlu cevap vermeyen Washington yönetimi imzaları çoktan atılmış S-400’leri almamasını, işin içine NATO’yu da katarak bunun ağır ekonomik sonuçları olacağı tehdidinde bulunuyor.

ABD’DEN HEP TEHDİT AĞZI

"Başkan Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu. Türkiye bu tür yaptırımları kaldırabilecek durumda değil. Resmi olarak resesyona girerse, ekonomiyi kurtarmak için IMF’den kredi almak zorunda kalabilir.” Bu sözler ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanlarından Jogn Sitilides’e ait. Geçen hafta New York Times gazetesinde ortak bir makale kaleme alan ABD’li 4 senatör ise aba altından sopa göstererek, Türkiye’nin hem S-400 hem de F-35 savaş uçağı alamayağını, Ankara’nın ABD ile Rusya arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu yazdı. Bu senatörler NATO üyesi Romanya, Bulgaristan ve hatta Almanya'da S-300 ve S-200 tipi füze savunma sistemleri kullanıldığı gerçeğini ise görmezden geldi. Slovakya, Yunanistan ve Kuzey Kıbrıs Rum kesiminin S-300 füze savunma sistemlerinin NATO ile uyumlu hale getirildiğinden hiç bahsetmedi. Aynı senatörler, S-400’de ısrar etmesinin Türkiye’nin dünyadaki yeri, ABD ile ilişkileri ve NATO’daki konumu açısından çok derin sonuçlar’ ortaya çıkartacağını vurgulayarak yine aynı tehdit dilinden konuştu.

CAATSA KAPSAMINDA YAPTIRIMLAR GELİYOR

Suriye’de NATO üyesi Türkiye yerine terörist gruplar ile iş birliği yapan, “sözde müttefik” olduğu ülkeyi kendi eliyle silahlandırdığı terörist yapılara tercih eden Trump yönetimi, görünen o ki S-400 konusunda geri adım atmayan Türkiye’ye karşı “ABD’nin Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlara başlayacak. Washington yönetimi bunun için işi Türkiye’nin üretim programında yer aldığı ve 100 adet siparişi bulunan F-35 savaş uçağı programından çıkarmaya kadar götürecek.  Arizona’daki üsse şu ana kadar üç adet Türk F-35’i gönderildi. Pilotlarımızın eğitimi sürüyor. Ancak bu uçaklar Türkiye’ye henüz teslim edilmedi ve Ankara S-400 anlaşmasını hayata geçirirse teslim edilmesi de zor görünüyor.

KRİZ TÜRK SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNİ DE ETKİLEYECEK

Türkiye’nin böylesine büyük bir projeden çıkarılması, bu proje için 12 milyar dolarlık iş yapan Türk savunma sanayini şirketlerine büyük bir darbe vuracak. Türkiye'nin parça üretimi, tamirat ve bakım hizmeti gibi F-35 programına katılımı durdurulacak. F-35 için parça imal eden Türk şirketleri programdan çıkartılacak.

BU İŞİ GERİ DÖNÜŞÜ YOK

ABD yaptırımlarının Türkiye'nin ekonomisine hasar vereceği, uluslararası piyasaları olumsuz etkileyeceği ve yabancı yatırımcıları kaçıracağı kesin. Gelinen şu aşama S-400 konusunda orta bir yol bulunması imkansız olduğu için yaptırımların başlamasıyla Türkiye’yi maalesef çok zor günler bekliyor. Rusya ile turizm, enerji ve tarım alanında milyar dolarlık ticaret yapan, Suriye konusunda kısmen de olsa ortak hareket eden Türkiye, bu saatten sonra S-400'den vazgeçemez. Ankara, 15 Temmuz darbe girişiminde ABD ve Batı dünyasının takındığı tavır gözönüne alındığında Putin’in sergilediği dayanışmayı unutmaz.

TEK ÇÖZÜM MİLLİ VE YERLİ SAVUNMA SANAYİİ

Türkiye, karşılayacağı ekonomik yaptırımlarla sarsılabilir, büyük kriz yaşayabilir. Dileğimiz bu ekonomik kriz döneminin çok fazla uzun sürmemesi. Ancak gelecekte benzer sorunlar yaşanmaması, ne ABD ne de Rusya’ya bağlımlı olmamak için yerli ve milli savunma sanayinde başlatılan büyük hamlenin hız kısmeden devam ettirilmesi büyük önem taşıyor. Askeri gücümümüz ülke kaynaklarından beslenmediği, kendi hava füze savunma sistemimizi, kendi askeri uçağımızı kendi işçimiz, mühendisimiz tasarlayıp üretmediği müddetçe bir kriz biter, bir başkası başlar.

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap