Hakan Kılıç

Türkiye S-400 alırken teknoloji transferi de yapılacak mı?

  • Son Güncelleme: 22/04/19 16:37:07
  • 15

BİRİNCİ BÖLÜM LİNKİ

http://www.kokpit.aero/su-57-f-35-hakan-kilic

İKİNCİ BÖLÜM LİNKİ

http://www.kokpit.aero/f-35-s-400-birlikte-olur-mu

Hakan Kılıç, S-400 füzeleri, F-35’ler ve Patriot konusunda en çok sorulan sorulara cevap veriyor… Sorulara kaldığımız yerden devam ediyoruz.

8-S-400 ORTAK ÜRETİMİ VE TEKNOLOJİ TRANSFERİ OLACAK MI?

https://tvzvezda.ru/news/opk/content/20194111313-DytHJ.html

Yukarıdaki link “tvzvezda.ru” adresine ait ve S-400 ortak üretim ihtimaline ilişkin Rus yetkililerin beyanını içeriyor. S-400 alınması konuşulduğundan beri hiçbir Rus askeri yetkili (Muvazzaf ve konu hakkında yetkili olmak şartı ile), bakanlık yetkilisi veya üretici firma yetkilisi bizim medyaya yansıyan haberlere rağmen ortak üretim ve teknoloji transferi olacağını teyit etmedi. Aksine haberleri inkâr etti. İkili görüşmelerde bizimkilere neler dediklerini üzerine dedikoduları “açık kaynak” prensibim gereği buraya yazmıyorum. Ancak ilk defa, bence bunda ABD’nin F-35 baskısının payı çok büyük, Ruslar tarafından S-400 ortak üretimiden bahsedildi.

TÜRKİYE’DE ÜRETİM

Türk yetkilerin de dillendirmeye başladığı gibi ikinci paket (yani 2020’de gelecek olan 2.Filonun) Türkiye’de bazı kısımlarının ortak üretimi konuşuluyor. Nitekim Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin’in basın sözcüsü Dmitry Peskov: “Речь о комплексном производстве всех узлов С-400 не идет и идти не может, это новые виды вооружения. Но о производстве каких-то компонентов, сегментарно, безусловно, речь может идти», - сказал Песков./ S-400’ün bütünü ile  Türkiye’de üretilmesini konuşmuyoruz, konuşamayız da. Çünkü (S-400 halen) yeni bir sistem. Fakat bazı parça ve bileşenlerinin üretimi konusunda görüşebiliriz" dedi.

Yani haber içeriğinde de anladığım kadarı ile teknoloji transferi yok ama ikinci pakette ortak üretim konusu gündemde. Kesin karar ve detayları belli değil. Tabi ki teknolojik sırlarını deşifre etmeyerek, kapalı kutu olan ve bakım yetkisinin Rusya’da olacağı sistemin bir NATO ülkesine sırrını verecek şekilde olmayacağını söylemeye gerek yok.

PATRİOT İÇİN ÜRETİM YAPTIK

Basit bir örnek. ROKETSAN yıllarca Patriot için füzenin dış yüzeyinde kanatçık ve kuyruk kısmında çeşitli kısımları sipariş alarak üretti. Hem de Patriot almadığımız halde. Şimdi ROKETSAN’a desek ki “Bize Patriot’un aynısını yap” yapabilir mi? Güdüm sistemi, radarının algoritması başka şey, gövde parçası başka.

Türkiye zaten çeşitli füzelerimiz için roket motoru, radar, arayıcı başlık çeşitli güdüm sistemleri vb. yapıyor. Ancak örneğin Hisar ile S-400 aynı şey değil. Hisar yapıyor olmamız S-400’ü kopyalayabileceğimiz manasına gelmez. Ayrıca “Çinliler kopyalıyor, biz de S-400 gelince inceleyip yapacağız, sen bunu anlamıyor musun?” gibi mantıksız soru ve ithamlar gelmekte ki defalarca bunlara twitter’da ve makalelerde cevap verdim.

Daha önce Çağatay Kurtoğlu yine kokpitaero’da Çin tersine mühendislik olayını yazdı. Onu okursanız çoğu ürünün şekil kopya olduğunu, içinin tersine mühendislikle yapıldığı veya bakıp ilham alarak tamamen özgün ürün yapıldığını görürsünüz. Sanayi casusluğu ile çalınan bilgilerle üretilenlerin sayısının çok olduğunu, diğer bir deyişle Çinlilerin bir ABD ürününü ele alıp aynısını tersine mühendislik ile yaptığı savunma sanayi ürününün az olduğunu anlayacaksınız.

Şunu demek istiyorum ki teknoloji alt yapınız yok ise mesela Rusya THAAD gibi bir Amerikan anti-balistik füzesini, ABD de kendisinde S-400 gibi bir SAM yokken ikisini alıp birbirine versek ve kaynak kodları ve diğer çizimleri vermesek aynısını elektronik ve diğer kabiliyetleri ile yap desek. Yapabileceklerini sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Evet her ikisi de ürünü bir nebze kopyalayıp benzer ürün çıkarabilir ama istese de yazılım, yetenek vs. %100 olarak asla. Belki karşılıklı teknoloji kazanımı ile daha iyi veya daha kötüsünü yaparlar. Ancak bunu yapmalarının sebebi içini açıp iyi bakmaları değil. Zaten o veya yakın teknolojiye sahip olmaları. Yani daha anlaşılır örnekle, 1950 model bir F-86’yı alıp şu an Ruslara versek birebir kopya yap desek, yapar verirler. Ancak F-22’yi yapamazlar. Aynı şekilde F-86’yı götürüp çok geri kalmış bir Afrika ülkesine versek 1950 model uçağı bile yapamazlar. Çok basite indirgemiş sizlere de anlayışınız kıtmış gibi davrandım gibi gelebilir ama, hayır. Gerçekten bu örneğe ihtiyaç var, çünkü bazı mühendislerin bile sosyal medyada S-400’den teknoloji kapacağız dediğini duyuyorum. Havacılık ve füze teknolojisinin nasıl bir şey olduğunu özetlemek istedim. Teknoloji transferi tamamen Rusların müsaade etmesine bağlı. PAC da alsak aynı şey geçerli. F-35 için de. Dolayısı ile Rusya zaten patent kanunları gereği izin vermez ise bu iş olmaz.

Ayrıca Siper ve milli anti-balistik füze geliştirme projemiz yürümekte. Şimdi: “S-400 alacağız ve ondan elde edeceğimiz teknoloji ile kendi füzemizi yapacağız. S-400 ile füze teknolojimiz çağ atlayacak” diyen, yazan ve hatta hakaretamiz konuşan fanatiklere soruyorum. Bunu siz düşündünüz de, mühendislerimiz ve yöneticilerimiz düşünemedi mi ki S-400 aldığımız halde milli Siper projesini S-400 gelmeden özgün olarak başlattılar ve hatta daha önemlisi S-400 dururken EUROSAM (Fransa-İtalya) ile milli anti-balistik füze geliştirilmesinde teknolojik yardımı içeren niyet anlaşması yaptılar. Putin (malum siyasi kişilik) teknoloji vereceğiz diye medyada bas bas bağırıp hava atıp, arkasından S-400 firmasının CEO’su defalarca yok böyle bir şey derken samimi olsalar idi EUROSAM yerine Ruslarla anlaşma yapmazlar mıydı?

9-ABD’NİN PATRİOT VERMEDİĞİ İÇİN S-400 ALDIĞIMIZ DOĞRU MU?

Bir önceki (2.) bölümde ilgili soruda T-LORAMIDS ihalesini kısaca özetledim. Orada net gördüğünüz gibi vermeyen adam 8-9 yıllık ihale boyunca gelip gitmezdi. Üstelik doğru mu yalan mı söylüyor bilemem ama IDEF-15’de LM’de Medya İlişkileri /Kıdemli Yönetici John.R.Kent “Neden teknoloji paylaşmadınız? Sizin yüzünüzden yeteneksiz Çin füzesini seçmek zorunda kaldık?” dediğimde “Biz teknoloji paylaşmayı kabul ettik ama sizinkiler Çin’i seçti” dedi. “Ne kadar, ne verdiniz?” dediğimde ise “Bunu söyleyemem” dedi. Doğru söylememiş olabilir veya ciddi bir teknolojiden bahsetmiyor olabilir. Çünkü dünyada kimse kimseye anti-balistik füze teknolojisi vermez. Tek örneği İsrail Arrow’dur ki onun üretici 4 firmasının üçü de ABD firmasıdır.

Dolayısı ile bizim yöneticilerimiz veya siyasilerimiz “ABD Patriot vermedi o yüzden S-400 almak zorunda kaldık” derken yalan mı söylüyor? Aslında hayır ama doğru söylüyorlar ama söyledikleri tevile muhtaç. Sadece bir kısmını söyledikleri için (bunu belki iç politika malzemesi veya dış politika argümanı olarak yapıyor olabilirler, onu da bilemem) bizler söylendiği gibi ABD vermedi anlıyoruz. Aslında uzunca şöyle demeleri gerekir veya demek istedikleri aslında şu: “Biz müttefikimiz olduğu için ABD’den PAC talep ettiğimizde, teknoloji transferi, ortak üretim ve uygun fiyat da talep ettik. Onlar bırakın teknolojiyi fiyatı bile düşürmedi, bize normal NATO dışı bir ülke muamelesi yaptı. Biz de Patriot ALMADIK”.

Aynı durum EUROSAM için de geçerli. Sonuçta Ruslar teknoloji sözü vermese de hem fiyat hem kredi konusunda kolaylık sağladı. Bu arada Patriot vermeyen ABD’den(!) Sayın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun bir iki ay önce basın toplantısında açıkladığı üzere 1,5 yıl önce yani S-400 kararı verdikten sonra bile Patriot talep etmişiz.

Daha önce yazdığım gibi bunun sebebini ben S-400’ün balistik füze önleme kabiliyetine güvensizlikten, PAC’ın ise bu konuda kendini ispatlamış olmasına bağlıyorum. Yani yazdığım ve desteklediğim üzere yüksek irtifa hava savunmasını S-400 ile balistik füze savunmasını ise Patriot ile tamamlamak, alçak-orta irtifa hava savunmasını ise Hisar-A ve O ile örmeyi düşünüyorlar. Böylece kademeli, her irtifaya ve her hedefe ayrı hitap eden füze çeşidi ile ideal bir hava savunma şemsiyesi kurmak istiyorlar/ istiyor olabilirler.

Yine hatırlayacağınız üzere Pentagon’un Türkiye’ye PAC satabilir miyiz izin talebi 1-2 ay önce ABD Dışişleri Bakanlığınca uygun görüldü. Tabi daha Kongre var. Ancak daha sonra S-400 alımımızdan kaynaklanmış gibi görünen şekilde ortalık karıştı. Belki Amerikalılar “PAC vereceğimizi deklare edersek S-400’den vaz geçerler sonrada gerçekten satarız” diye düşündü ama Türkiye S-400 konusunda kararlı durunca şimdi bırakın PAC, F-35 bile vermeyeceğiz diyorlar. Yani yetkililerimizin ara sıra dediği “ABD bize Patriot vermedi” ye tam manası ile geldik, diyebiliriz. Artık gerçekten vermiyorlar. S-400’den vazgeçsek vereceklerini düşünmeme rağmen bu durumda bile asla teknoloji transferini Rusların da vermediği gibi vermeyecekleri düşünüyorum.

Bu arada ABD son PAC teklifinde yani 80 PAC-2GEM+ ve 60 PAC-3MSE teklifinde fiyat olarak hiçbir ülkeye yapmadığı kadar ucuz bir teklif yapmış. Ancak bunun artık bir önemi var mı? Müşteri kaçıyor diye fiyat kıran pazarcı gibi. Bunu T-LORAMIDS veya sonrasında (15 Temmuz’a kadar) defalarca Patriot ve Aster-30 ile görüşüldüğünde yapabilirdiniz. Çin füzesi ön seçimi kazanıp görüşmeler başladığında bile diğer iki firma ile de görüşmeler devam ediyordu (O zaman ki PAC versiyonu daha düşük bir versiyon idi) o zaman yapılabilirdi.

10-TÜRKİYE S-400 KONUSUNDA HAKSIZ MI, DEĞİL İSE SEBEBİ NE?

Egemen bir ülke olarak tabi ki almakta haklı. Acil ihtiyaç olduğu da aşikâr. Kaparo ve ödeme yapmışken ABD tarafının argümanlarına karşı ileri sürdüğü tezlerde de Türkiye haklı. Belki NATO ülkesi olarak Rusya’dan stratejik öneme sahip bir sistem alması kendi açısından da çok mantıklı değil ama ihtiyacı karşılamak zorunda idi. Ancak haklı olması doğru tercih yaptığı manasına gelmiyor. Yani haklı, S-400’ü geri vermemeli, artık almalı belki ama S-400 tercihi teknik açıdan tartışılır. Bana göre Aster-30 SAMP-T çok daha kabiliyetli bir sistem. Yatay menzilinin düşük olması her şey demek değil. Sonuçta balistik füze vurmuş bir sistem. Hem Avrupa-NATO ile aramız bozulmamış, hem anti-balistik kabiliyeti daha iyi bir füze alınmış hem de ileriki yıllarda TF-2000 hava savunma destroyeri yapıldığında yeniden içine ne koyacağız derdine düşmemiş olacaktık. (TF-2000 için Hisar-O uyarlanacak diyenlere peşinen cevap vereyim. Tabi ki milli sistem varken yabancıya gerek yok. Ancak sadece SAM olan Hisar-O yanına mutlaka bir ABM füzesi de yerleştirilmeli. Bütün dünya balistik füze savunmasını denize indirip, deniz konuşlu yaparken ve savunmayı ülke dışında yapmayı amaçlarken, hatta gemisavar balistik füzeler (ASBM) yaygınlaşırken sadece Hisar-A/O ile donatılmış bir TF-2000 hava savunma destroyeri maliyetine değer mi tartışılır). Ancak balistik füze savunmasına uzmanlaşmış PAC-3MSE ve ABD ile olan malum sorunlar gibi, Fransa ile de aramız çok limoni. Malum Ermeni Yasa Tasarısı kabul edildi. Sonuçta bir açıdan da şu an ABD ile sorunlar çözülemez ise gerçekten de S-400’den başka alternatifimiz yok. Nasıl ki 5’nci nesil savaş uçağı konusunda F-35’den başka alternatif yok veya bir alternatifsizlik yaşıyorsak ilginçtir Yüksek irtifa hava savunmasında da S-400 konusunda bir alternatifsizlik yaşıyor gibiyiz.

11-YUNANSİTAN F-35 ALACAK MI? YUNAN S-300P’LERİNİ ABD NEDEN SORUN ETMİYOR?

NATO’da S-300P kullanan üç ülke var: Varşova Paktı’ndan kalma Bulgaristan, Slovakya ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni aldığı S-300’leri Girit’e yerleştirmek zorunda kalan Yunanistan. Yani NATO’da iken S-300/400 alan bir ülke yok.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi S-300 aldığında ise Türkiye çok ciddi tepki gösterince Yunanistan’a verilmesi konusunda zımni şekilde anlaşıldı ve Batı Trakya gibi Türkiye’ye yakın yerlere değil Girit adasına konuşlandırıldı. 1-1,5 yıl âtıl kalan sistem sonrasında Rusya tarafında bakımı yapılarak çalıştırıldı. (Girit’te ilk gerçek atış testi ise 2013’de yapıldı).

Girit’te sık sık ABD ve İsrail pilotlarının S-300 ile eğitim yaptığını görüyoruz. (Hatta geçen hafta İsrail-Yunan ortak tatbikatı başladı). Zaten çoğu zaman depoda duran Yunan S-300’leri daha çok tatbikatlarda aktive ediliyor. S-400’den siber ve diğer radar kabiliyeti yönü ile daha düşük olduklarını yazmıştım. Ancak bu üç ülke yeni füze aldıkları taktirde S-400’ün 250 km menzilli füzesini de kullanabilir.

Bir husus daha var ki: Patriot, MEADS, Aster-30, S-300/400 gibi hava savunma sistemlerini genelde insanlar 7/24 radarları açık, alarm durumunda bekliyor sanıyorlar. Mesela “Suriye’deki S-400 İsrail uçaklarının geleceği anı bilmediği için o sırada radar kapalı olabilir, F-16’ları görememiş olabilir” dediğimizde bazıları inanmıyor. Çünkü yukarıda saydıklarım gibi S-400 radarı da 7/24 açık sanıyorlar.

Oysa modern hava savunma füze sisteminin aydınlatma veya arama radarları yüksek GaN teknolojisi içeriyor, çok enerji harcıyor, radarın ömrü çok çabuk tükeniyor ve bölgesel veya tesis savunması yaptıklarından mobil olsalar bile kuş uçmaz kervan geçmez dağların tepelerinde değil, düz alanlarda, şehir veya üslerin yakınında yani radar kaplaması olarak dağın tepesindeki sabit radarlardan çok daha kısıtlı alanı gözetleyebilecek yerde duruyorlar. Dolayısı ile savaş, kriz, tırmanma durumları hariç hava savunma radarları tatbikat veya alarm verilmedi ise kapalı olur. Radar ve lançerler her an atışa hazır bekleyebilir ama durduk yerde sürekli olarak bir HSS radarını çalıştırırsanız radarı boşuna israf etmiş olursunuz ki zaten ülkeniz mesela Türkiye gibi geniş ve yeterli radar kaplaması varsa bu gereksizdir. Bunu Hisar sistemimizden Patriot’a, S-400’den Pantsir’e kadar düşünebilirsiniz ki İsrail saldırısında Suriye Pantsir bataryasının kapalı olma sebebi de bu idi. Batarya koşarken vurulan yüzbaşı değil, İsrail F-16’larının sınırı geçtiğini göremeyen veya zamanında haber vermeyen Rus-Suriye komuta merkezinin suçu idi. İsrail uçağı da “Nasılsa Pantsir kapalı bana veya füzeme füze fırlatamaz” diyerek kolay hedef görmüştü.

Gelelim Türkiye’ye ve S-400’e. Bizde S-400’ü radarı için değil, füzesi için alıyoruz ve zaten ciddi radar kaplamamız olduğu için S-400’ü gözetleme radarı olarak kullanmak amacı ile almıyoruz. Konuşlandığı yerlerde illa ki atışa yani savaşa hazır vaziyette duracaktır. (Örneğin Akıncı üssünde ve Ankara çevresine dağıtılmış lançerleri ile) Yani Yunan S-300’leri gibi çoğu zaman depolarda durmayacaktır. Ancak kesinlikle 24 saat radarı açık durmayacaktır. Ta ki tatbikat, kriz, savaş hali hariç. Dolayısı ile Yunan S-300’leri veya Suriye’de bulunanlar da aslında sürekli açık olamadığından sürekli olarak F-35 gözetlemesi diye bir şey yok.

Yunanistan’a F-35 satılması olayına gelince, teklif edebilmek için ABD iç dinamiklerinden izin alındı. Hatta son haberlere göre, uzun vadeli borçlanarak 25-30 adet F-35 için ABD’den fiyat istendi. Ama şu an sanki Türkiye’ye karşı bir pazarlama faaliyeti gibi gözüküyor. “S-400 vazgeçin yoksa size F-35 vermem üstüne üstlük Yunanistan’a veririm. Sonra Yunan F-35’lerini ne ile veya hangi uçak ile durduracağınız siz düşünün” der gibi. S-400/F-35 her ikisini de alma taraftarı olduğumu tekrar söyleyeyim. Hükümet ne karar verir veya ABD bilemem. Ancak bildiğim bir şey var. Daha doğrusu ispatlanmamış şahsi teorim: Yunan veya İsrail F-35’lerini ne S-400 ne F-16 ne de şayet Rusya’dan uçak alınır ise Mig-35 ile durduramayız. SU-35 ile de belki diyeyim. F-35’i şiddetli istememin bir sebebi de bu.

Dolayısı ile Yunan F-35 alımı daha doğrusu satımı ülkenin mali durumu ile blöf gibi gözükse de Türkiye’nin sipariş ettiği 100 uçak açıkta kalacağı ve zarara sebebiyet vereceği için ABD son haberlerde konuşulan 5 yeni ülkeye en azından bu 100 uçağı pazarlamak için gerekirse Avrupa’dan kredi alınması veya baskı yapmayı düşünebilir. (Türkiye’nin kesinleşmiş siparişi ise yanılmıyorsam 30 adetti). Yani bence ABD’de para konuşur ve Yunanistan’a F-35 satılması ihtimali çok yabana atılacak bir ihtimal değil. Evet, Türk-Yunan savaşını engellemek için ABD daha önce yaptığı gibi elinden geleni yapacaktır. İki NATO ülkesinin Soğuk Savaş’ın yeniden başladığı bir ortamda savaşamaması için elimde geleni mesela F-35’lere müdahale gibi ne imkân varsa kullanacak veya saldırgan taraf hangisi ise F-35’leri kullanamaması için elinden geleni yapacaktır. Aynı şey Türkiye-İsrail için de geçerli. Ancak örneğin bize karşı bu ülkelerden birinin F-35 özelinde F-35 ile yapacağı bir saldırıda bizim F-35’lerimiz veya F-16 veya muhtemel S-400 veya PAC’lar ile savunma yapmamızı bir şekilde elektronik/siber olarak engellemesine imkân ve ihtimal vermiyorum.

Bu saçma sapan ihtimalleri yazıyorum. Çünkü S400/F35 mevzu çıktığından beri herkes, gece gündüz bunlar tartışıyor. ABD’nin yukarıda bahsettiğim gibi savunan taraf olmamıza rağmen kendi sattığı silahları sabote etmesi Türk-Amerikan savaşı manasına gelir ki zaten F-35’e gelene kadar daha pek çok sorunumuz var demektir. Dolayısı ile F-35’i İsrail ve Yunanistan’ karşı kullanabilecek miyiz? Sorusu ne kadar saçma ise, onlar F-35 alır ve bize saldırır ise F-35 ile kendimizi koruyabilecek miyiz sorusu da o kadar saçmadır bana göre. Eğer birileri taraf tutarak genel savaşma kabiliyetini baltalamak istiyorsa ona gelene kadar çok şey yazarım da, boş verin şimdi. Hatta bu sosyal medya tartışmalarından sıkıldığım için şu montajı yaparak dalga geçmek istemiştim. Çin’in düşen Japon F-35’ini bulup sırını çözeceği teorisine nispet, F-35’i yakalayan Çin S-400’leri çalışmamı paylaşmak isterim.

Bu mantıkla gidersek ITÜ SAVTEK’de Aselsan Radar Grubundan üst düzey bir mühendis sunum yaptıktan sonra kendisine “Dediniz ki bir radarın algoritması kimin elinde ise yani kim yaptı ise karıştırması da o kadar kolay. O zaman S-400’ü Ruslar veya PAC alırsak ABD çok rahat karıştırır değil mi?” dedim. Zaten cevabını bildiğim soru idi, teyit için sormuştum “Evet” dedi. Peki “Koral ne derece bunu önler?” diye sorduğumda ise net cevap veremeyeceğini savaş şartları ve o anki duruma göre değişeceğini ama bunu önleme imkânı olduğumu söyledi. Dolayısı ile her batarya yanında Koral gezdiremeyiz ki esas görevi elektronik taarruz ve elektronik destek olan Koral çok büyük işler yapacak kabiliyette yani düşmen radar ve füzelerini karıştıracak kabiliyette olabilir ama kendi radarını karıştıran bu iki ülkeye etkisiz de kalabilir. Dolayısı ile İsrail ve Yunanistan’a F-35 kullanamayız saçma mantığı Rusya, Suriye ve İran’a S-400 kullanamayız, NATO’ya da PAC kullanamayız manasına çıkar ki bu da çok mantıklı değil. En azında hani böyle yaşanmaz derler ya. Araba çarpabilir diye dışarı çıkmamaya benziyor.

O zaman ne S-400, ne F-35 hatta F-16 almayalım. Hatta içinde elektronik kart olan tüm silah sistemlerini çöpe atalım. Boşuna bakım parası ödemeyelim, çünkü savaşta işe yaramayacaklar! Daha önce Patriot’ların vurduğu İngiliz uçağını ve PAC, S-400 gibi sistemlerin barışta caydırıcılığı ile savaştaki durumunun çok farklı olacağını başka makalede uzunca anlatmıştım.

Burada noktalarken son olarak bizim ve başka ülkelerin bir silah sistemine milyarlarca dolar verdiğinde bu kararın kolay alınmadığını, hariçten gazel okumanın “X ülkesinin malını ona nasıl kullanacağız” derken bunu karar vericilerin de ondan silah alırken daha önce düşündüğüne dikkatinizi çekmek isterim. Bu F-35 olur, S-400 olur fark etmez. Bu silah sistemi niye veya boşuna alındı demek kafadan atmaktan başka bir şey değildir. Sadece ürün bazlı yani muadili konusunda fikir ileri sürülebilir. Yani uçak için zamanında F-16 yerine F-18 diyebiliriz veya şimdi F-35 yerine F-15, EF-2000, Rafael, SU-30/35, Mig-35, JF-17 vb. alınmalı diyebiliriz. Fikirdir saygı duyulur. Mesela dersiniz ki:”Keşke zamanında F-18’seçilse idi. Diğeri de çıkar evet ama tam oparesyonel değildi, daha da önemlisi F-16 daha ekonomikti, şartlar belli idi” der. Ama “Niye alındı? Kendimiz yapalım” dersen, “Yapıyorduk da yapmayın diyen mi oldu?” derler. “Ne gerek var F-35 alamaya? Milli yapalım” yani 15-20 yıl bekleyelim demek ise… Uzatmaya gerek yok sanırım. Aynı şeyi “HSS almaya ne gerek var?” veya S-400 yerine Aster-30, PAC, MEADS vb alalım diyen olabilir. Bu da fikirdir. Saygı duyulur. Ancak “Rusya’ya kullanamayız, ABD vermiyor, alıp parayı çöpe atmayalım, kendi füzemizi bir 10 yıl daha bekleyelim” demek ne derece mantıklı ne derece doğru bir tehdit değerlendirmesini yansıtır ki tekrar söylemek gerekirse milli füze projeleri devam ediyor.

Başka bir yazıda görüşmek üzere.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap