İlk Türk kadın akrobasi pilotumuz: Edibe Subaşı Kutucuoğlu

  • Son Güncelleme: 17/03/13 23:36:11
  • 1

 

Elazığ’da 1920’de doğdu. Erzincanlı bir ailenin kızıydı. Henüz üç yaşındayken ailesi Adana’ya göçtü. Orada büyüdü. Daha 17 yaşındayken Atatürk Adana'ya geldi. Atatürk’e ‘Ben de Sabiha Gökçen gibi uçacağım’ dedi…

Anılarını anlatırken Edibe Subaşı Kutucuoğlu 'O gözlerindeki parıltıdan çok etkilendim. Atatürk o yıl 'İstikbal Göklerdedir' deyip Türk Hava Kurumu'nu kurmuştu. Sabiha Gökçen'i bizlere örnek olarak yetiştirdi. O, Türk kadının her alanda başarılı olacağına inanmıştı. Her kız lisesine bir subay gönderip, havacılık eğitimleri hakkında bilgi verdirdi. Biz de 1937 yılında Eskişehir'de açılan kurslara 36 kız başvuru yaptık. Ortaokul son sınıftaydım ve yaşım tutmuyordu. Nüfusumda değişiklik yaptırarak kendimi 2 yaş büyük gösterdim. Naciye Toros, Muzaffer Yay, Yıldız Uçaner, Sahavet Karapars ve ben, Sabiha Gökçen'den sonra ülkenin ilk kadın pilotları olarak eğitime hak kazandık' diye anlatıyordu.

Atatürk'ün, sivil havacılığın gelişmesini aklına koyduğunu ve bunu kendilerine hissettirdiğini belirten Edibe Subaşı, "Manevi kızı Sabiha Gökçen'in Rusya'da uçuş eğitimi almasını sağladı. Dönemin Ankara'daki Rus Büyükelçisi Karahan'a da 'Biz ne yapabiliriz' diye soruyor. Türk asıllı Karahan 'Önce planör eğitiminden başlayın' diyor. Ruslar da Türkiye'yi dolaşıp motorsuz uçaklar için en uygun rüzgarı arıyor ve Eskişehir'de buluyor. İlk eğitim uçuşuna Eskişehir'de başladık. Bu kampta hem kendimizi geliştirdik, hem de bizden sonra gelen kursiyerlere uçuş eğitimi verdik" dedi.

KURUYEMİŞ YERDİM

Önce planörle uçtuklarını daha sonra Ruslar'ın getirdiği uçaktan, paraşütle ormana atladıklarını belirten Subaşı, o günler şöyle anlattı:
"Pilot, atlayacağımız yeri hesaplıyor, motor gücünü azaltıyordu. Biz de kanat ucuna çıkıyorduk. Pilot 'atla' deyince atlardık. Tabii, işin kuralı var. Paraşütü hemen açmayacaksın yoksa uçağın kuyruğuna dolanır. Böyle kazalar da oldu. Uçak düştü, paraşütçü öldü. 48 kiloydum. Herkes atlar atlamaz ağırlığı nedeniyle hemen inerdi. Ben, havada kalırdım. Bu nedenle cebime kuruyemiş koyardım.. Yavaş indiğim için canım sıkılmasın diye onları yerdim..."
Bir kaza sonucu uçmaktan kopan subaşı, "1957 yılıydı. 50 metre kadar yukarıdaydık. Uçuş, rüzgara karşı yapılacaktı. Talihsiz bir kaza sonucu uçağım düştü. Vücudumun yarısı yandı. 22 kırığım oldu ayrıca. 3 ayda, 15 ameliyat oldum. Sonra da emekli oldum."

ADRESSİZ MEKTUP

Edibe Subaşı'nın bu anısı çok ilginç: "Alman bir gazeteci bizimle röportaj yapmıştı. Sonra o röportajın fotoğrafını bana göndermek istiyor. Zarfın üzerine fotoğrafımı yapıştırıyor, bir ok çizip, Turkey yazıyor. Postacı kapıyı çaldı ve 'Abla bu mektup sana' dedi. 'Adres yok nasıl buldun' dedim. 'Seni kim tanımaz ki' diye yanıtladı."

2 KEZ KAZA GEÇİRDİ

Türkiye'nin dört bir yanında sivil havacılığın tanıtımı için planörcülük, paraşütçülük ve motorlu uçuş eğitimleri veren Edibe Kutucuoğlu, Amerika, Hollanda, Almanya, Yunanistan, Fransa, İtalya gibi pek çok ülkede de akrobasi gösterileri yaptı. Kutucuoğlu'na uçuş yaptığı ülkelerde sayısız şeref plaketi ve madalya verildi. Kutucuoğlu, uçuş kariyerinde 2 büyük kaza atlattı. 
Fransa'da Hitler'in gözde pilotu Anny Rich ile planörde gerçekleştirdiği bir gösteri sırasında, kalkış sırasında düştü. Ölümden döndü. 

KARA YILAN DAVULU BIRAKMADI

Bir gün yurt içi uçuş gösterileri için Kastamonuna giderler. “Halk toplanmış, davul zurna eşliğinde eğlenirken, biz de gösteri uçuşu için hazırlıklar yapıyoruz. Uçuş yapmamızı bekleyenler bizi ilgiyle izliyor. Bu sırada bölge halkından ‘Kara Yılan’ lakabıyla tanınan bir davulcu beni göstererek ‘Ben bununla uçacağım.’ dedi. Ne yaptıysak dinletemedik, elindeki davulu ile geldi ve uçağa bindi. Kendisi davuluyla uçaktan, zurnacı ise yerden halkı coşturdu. Yıllar sonra evimin önünde birileri davul, zurna çalıyordu. Düğün var sandım. Meğer ‘Kara Yılan’ Ankara’ya gelmiş. Davulu çalan oymuş.” 

PARAŞÜTLE ATLAYAN İLK YUNANLI

Birçok ülkeye göreve giden ve gittiği yerlerde Türkiye’yi başarıyla temsil eden Kutucuoğlu, Yunanistan’da da bulunmuş. Bu ülkeden ayrılırken arkasında ilginç olaylar ve anılar bırakmış. En ilginçlerinden birini de Yunanistan'da yaşamış. Burada geçirdiği günleri ise şöyle anlatıyor: “1954 yılında Yunanistan’da paraşütle atlayan kimse yoktu. Yunanlı bir subayın, bizlerle birlikte atlayış yapmasına karar verdiler. O subay yanıma gelerek bana, ‘Ben senin yüzünden atlıyorum. Bir Türk kadını atlar da, Yunanlı atlayamaz mı?’ dedi. Ama ilk defa atlayacak olmasından dolayı sesi titriyordu. Uçağa bindik; ancak kapının önüne geldiğinde durdu. Arkasından itip atlamasına yardımcı oldum. Kendim de o atlayışta yaralandım.” Kutucuoğlu, öğrenci değişim programı kapsamında Sabiha Gökçen’den sonra Amerika’ya ilk gidenlerden biri. Amerika’da büyük bir ilgiyle karşılaşan Edibe Kutucuoğlu, “Türk-Amerikan Derneği’ne üye olan tek Türk bendim. Türk olmam ve cesaretim herkesin ilgisini çekmişti.” Amerika’nın ardından birçok ülkeden davet aldığını anlatan Kutucuoğlu, Hollanda’da yaptıkları gösteriyi zamanın kraliçesi de izlediğini söylüyor. 

AĞIR BİR KAZA

Usta pilot, 1 Nisan 1957'de eğitim sahasında uçuş yaparken, kendisinin ardından havalanan öğrencisinin yaptığı bir hata sonucu yere çakıldı. Ciddi şekilde yaralanan Edibe Kutucuoğlu, havacılık kariyerine veda etmek zorunda kaldı. 

Edibe Subaşı Kutucuoğlu, 2011’de hayatını kaybetti… Son günlerini huzurevinde geçirdi…

Not: Bilgiler için Yasemin Gezeroğlu'na teşekkür ederiz.

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap