Aybars Meriç

Uçakların dini imanı olur mu?

  • Son Güncelleme: 13/03/19 17:12:46
  • 6

Evet, resmen duyabiliyorum yükselen sesleri. “Hayda… Böyle de soru olur mu?” Olur, olur, bal gibi de olur. Sordum ve oldu işte. Uçakların dini imanı olur mu?..

Alışılageldik makine kavramına girmektedir ilk düşünüşte uçaklar. Yani insanın kullandığı bir araç, bir nesne. Dolayısıyla onu kullanan pilotun elbette tanrısıyla kendi arasında özel bir inanç bağı vardır. Ama ilk bakışta sadece uçak değil, her hangi bir makinenin inanca sahip olacağını düşünmek, oldukça “uçuk” görünüyor. Amma madem havacılık sitesinde yazıyoruz ve madem uçuk düşünmek ve zihinsel olarak uçmak tarifi de etimolojik olarak havacılıkla dâhillindeki bir konu kökeninden geliyor, gelin birlikte uçmaya ve geleceğe kanat açmaya başlayalım.

Fakat geleceğe yönelik her yolculuğun mütevazı da olsa bir geçmişten başlaması gerektiğini bilirsiniz. Ben de bilgi ve iletişim sektöründe geçirdiğim ilk yıllarıma dayanan bir anımı paylaşmak istiyorum. Bir şeylerin başlangıcı oldukça önemlidir. 

İz bırakır ve rotasını çizer geleceğin. Çünkü ön yargısızdır, açıktır, alışkanlıklar ve kalıplar henüz oluşmamıştır. Felsefi yaklaşımın ve modern bilimin temellerinin Antik Yunan medeniyetinde atılması misali. (Günümüzün geçerli batı bakış açısıyla.) O zamanın filozofları ve eserlerinin dengi hala çıkmamıştır. Sonra cehaletin en derin sularında yüzmekte olan Arap toplumu mesela. İslam ile birlikte bilgiyle, bilmenin önemiyle tanışmıştır. Bunlar kâfir filan demeden tüm eski yunan dilindeki eserleri Arapçaya çevirmiş, düşünmüş, özümsemiş, heyecanlanmış ve üzerine de bir şeyler katmıştır. İşte o ilk heyecan döneminde çıkan âlimlerin ve ilimsel derinliğin de dengini günümüz İslam dünyasında göremiyoruz. Diyiniz ki bu örnek de hem kendi mesleki hayatım açısından, hem de bilişim sektörünün taze dönem gelişimi açısından benzer bir misal. 

BİR BİLGİSAYAR OYUNU

Şahsen siyah beyaz ekranların yeni renklenmeye başladığı bir dönemde sektöre giriş yaptım. Teknolojiyle birlikte oyunlar da gelişti ve renklendi. O zamanlar yapay zekâ, derin öğrenme, büyük veriyi bırakın internet bile uzağımızdaydı. Bulanık mantık gibi bazı kavramlar tartışılıyor / çalışılıyor olsa da, sıfır ve birlerin dünyası idi bilgisayarlar. Evet ya da Hayır’ın. Oyunlar da elbette tekil bir bilgisayarın kabiliyet yelpazesine göre ve tek bir kullanıcıya yönelik dizayn edilmekteydi. İşte tam o dönemde farklı bir oyun piyasaya çıktı. Creatures. Aslında filmleri de yapılan Gremlins adındaki zamanının bir popüler kültür öğesinden esinlenmişti. Ufak, tüylü yaratıklardan oluşan bir evrene sahip olan oyun, saf saf dolanmakta olan bu naif varlıkların sanal hayatına dokunmanızı ve o bilgisayar içinde yaşayan kültürü şekillendirmenizi sağlıyordu. İçinde farklı bir zekâ parıltısı vardı.

Zaman içinde oyunun ikinci versiyonu çıktı. Hem de zamanın sabit disklerinden kat kat fazla kapasiteli CD formatında. (Tam dolu değildi CD elbette, latife yaptım.) Daha da gelişen müzikler, görseller ve zekâ. Elbette oyun herkese hitap etmiyordu. Bir Wolfenstein, WarCraft, C&C, Civilization, Iron Fist, Doom yada Wing Commander kadar meşhur olamadı. 

AMERİKAN HAVA KUVVETLERİ’NİN İLGİSİNİ ÇEKEN OYUN

Ama kendisine has bir aurası vardı ve çoktan ABD hava kuvvetlerinin ilgisini çekmeyi başarmıştı bu zekâ parıltısı. Oyun takımı ile irtibat kurdular ve oyunun kodlamasal paralelinde bir sanal pilot yetiştirmek amacıyla çalışmalara başladılar. 

Sonuçlar ortaya çıkmaya başladığında oldukça şaşırtıcıydı. Simülasyon oyunlarında creatures pilotlar, gerçek pilotlara karşı savaştılar. Kendilerini beklenenin ötesinde geliştirdiler. İşin hoş tarafı insan pilotlar tarafından sıkıştırıldıklarında, bırakın ölüm kavramını kaybetmenin mutlağa yakın bir ihtimal haline geldiği durumlarda, makinenin görev bilincini bir kenara atarak tüymeye başladılar. Evet, imkânsızlıkla karşılaşınca hayatta kalmayı tercih ediyorlardı. 

Yanlış hatırlamıyorsam 2000 yıllarının hemen sonrasında Creatures 3 oyunu çıktı ve bu serinin son halkası oldu. Fakat oyun da oyunun arkasındaki ekip de çoktan sırra kadem basmıştı. Bu günün arama motorlarında bahsettiğim hikâyeyi bulmanız çok zor. Belki deepweb’de ya da nostaljik yada toplumsal fayda açısından hala açık tutulmayı başaran BBS sunucularında bulabilirsiniz. Bir ihtimal…

(Önemli Not: Üst akıl ipuçları bırakmayı sever. Ama fazla göz önüne de koymaz onları. Gremlins, Creatures gibi kelimeleri havacılık teknolojileriyle birleştirerek arama motorlarında bir aratın. Birkaç sayfa gezecek kadar da sabrınız olsun. Çıkan sonuçları tarihe göre sıraladığınızda, şaşırmanız olasılık dâhilindedir.)

Şimdi teknoloji çok daha fazla gelişti. Belki flip flopları kıracak kadar güçlü quantum computing veya biyolojik / sibernetik bilgisayarlar kapımızda. Artık akıl sadece uçağın değil füzenin de içinde. Ve o füze mutlak bir ölüme doğru süpersonik ya da hipersonik hızla atılıyor. Ya hayatta kalmayı seçerse? Hayır. Biz onu elbette öyle programlamayız. Peki, gelecekte de biz mi programlayacağız? 

İNTİHAR UÇAKLARI

Nedense aklıma şu meşhur kamikaze uçakları geliyor. Biliyorsunuz İkinci Dünya Savaşı’nın nihayete ermek üzere olduğu yıllarda, Japonların bir icadı. Savaş uçağını ağzına kadar yükleyip pilotlu füzelere dönüştürmek. İntihar amacıyla uçurmak ve üstün Amerikan deniz kuvvetlerine zarar vermek. Daha sonra Oka (Kiraz Çiçeği) adında sadece bu amaçla dizayn edilmiş bir roket uçak da yaptılar. Füzenin içindeki zekâ yerine bir an insan olsa diye düşündüm. Aslında geçmişte olmuştu da. Böylelikle tekrar aklıma geliverdi şu soru. Uçakların dini imanı olur mu?

Geçenlerde YouTube üzerinde bir videoya denk geldim. Bilgi, bilmek ve din üzerine oldukça kıymetli, üç saati aşan bir programdı. Orada bazı önemli şeyler aklıma kazındı tabiri caizse. Örneğin insan yazımı bir romanın bile dokuz anlam katmanına sahip olduğundan bahsetmişlerdi. Aynı şekilde kutsal kitabımızın da birçok anlam katmanından oluştuğundan bahis açtılar. Klasik tasavvuf bakış açısıyla yüzünden okunan Mushaf, anlaşılma derinliğine göre sırasıyla Kur’an, Furkan, Ümül Kitap ve Levh-i Mahfuz olarak tabir ediliyordu. Bu anlam ve anlayış katmanları yapısı bende bir farklı düşünceyi uyandırdı. Yine insan yazımı olan kodlama hakkında tabi. Bilgisayarla ilk tanıştığım yıllarda başladığım ve 2003 yılında kalıcı olarak bıraktığım programlama hakkındaki bilgim, merakım ve kişisel maceralarım aklıma geldi. 

Savunma teknolojileri ve askerlik sanatı konusundaki takıntımın başlangıcı, ortaokul yıllarıma dayanır. Bilgisayar bilgimden de hayli eskidir anlayacağınız. Bu nedenle değişimi hem gerçek dünyada hem de kafamdaki geçmiş kurgularda kıyaslayarak yaşama şansına eriştiğimi söyleyebilirim. Bir zamanlar hava kuvvetlerine yönelik alternatif yol haritamda SAKA adını verdiğim bir kavram vardı. Açılımı: Sanal Kanat Adamı. Bu hususta gerekli bilgi ve tecrübe veri tabanını oluşturmak adına, her uçağın içinde bir dâhili ve özel formatta veri kaydedici koymayı düşlemiştim. Geçenlerde bir dostumla muhabbet ederken konu konuyu açtı. Bu can dostumun konuya yaklaşımı çok daha ilginçti. Buna gerek olmadığını çünkü yapay zekânın tahminlerimizin çok daha ötesinde geliştiğini öne sürdü. Onun fikrine göre zaten mevcut olan verileri aktarmayı bırakın, sadece HUD görüntüsü bile yeterliydi. Bir yapay zekâya elindeki 20-30.000 saatlik HUD görüntüsünü izlet. Bunu izlemeyi ve analiz etmeyi bile insan gibi değil, 3-5.000 saatte tamamlayacaktır. Ardından değme savaş pilotuna karşı uçur. Her 100 karşılaşmanın en az 99’unda galibiyeti yapay zekâ alacaktır. Dostumun bilgi ve tecrübeyle yoğrulmuş bu düşüncesi beni yeniden uçuşa sevk etti.

Serinin son makalesi olarak biraz konudan konuya atladığımın farkındayım. Algılamakta ve örüntüyü yakalamakta zorlanmış olabilirsiniz. Kusuruma bakmayın. Çünkü bu kadar geniş ve önemli bir konuyu nasıl anlatacağım hususunda mütereddidim. Lakin bununla birlikte eldeki veriler ışığında ana sorumuza cevap verme sırasının geldiğini düşünüyorum. Bence evet. Uçakların dini imanı olur. Bu gün olmasa bile yakın gelecekte olur. Hatta sizinle aynı olmasa bile, uçaklar kendi aralarında bir din ve iman sistemi geliştirecek kadar akıllanacaklardır. Elbette ki bu yeni uçak dininin de bir iç hiyerarşik yapısını kuracaklardır. 

Serinin nihayetinde bir başka katman yapısından daha bahsetmek isterim. 

  • Bir teknolojiyi satın almayı ve sadece kullanıcısı olmayı seçebilirsiniz.
  • Bir teknolojiyi onun yapılış biçimiyle ve kaynakları ve gerekli araç ve teçhizatlarıyla birlikte satın alabilir, bir başka deyişle teknolojiyi transfer edebilir, onun sahibi olmayı seçebilirsiniz.
  • Bir teknolojiyi sahip olmanın ötesine kadar geliştirebilir, güncelleştirebilir, onun hâkimi olmayı da seçebilirsiniz. 
  • Bir teknolojiyi felsefesinden başlayarak nihai formuna kadar kendiniz yaratabilir, geliştirebilir, onun kaynağı olmayı seçebilirsiniz. 

Gördüğünüz üzere mevcut bir teknoloji ve onun üzerindeki hâkimiyetiniz dahi çeşitli katmanlardan / seviyelerden oluşmaktadır. Fakat günümüz kaosa koşan dünyasında teknolojiyle ilgilenen sadece siz değilsiniz. Ayrıca teknoloji de hızla kendi kendiyle ilgilenme becerisi kazanmak yolunda ilerliyor. Bu durum da bize, daima bir adım ötede olma zorunluluğu getiriyor. Kaostan tekrar düzene koşacak olan yeni bir dünyada kim hayatta kalacak? Ulaşmayı hedeflediğimiz çağın adı bilgi olduğuna göre, bununla ilgilenecek unsurunuzun da akıl olması gerekiyor.

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap