Fatih Yılmaz

ABD’de 11 Eylül sendromu hortluyor mu?

  • Son Güncelleme: 16/08/18 17:22:19
  • 0

Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül saldırılarında yolcu uçaklarının planlı olarak kaçırılıp devasa ve tehlikeli bir silah olarak kullanılabileceğini görmüş ve yaşadığı bu tramvayı uzun süre atlatamamıştı. İç hat uçuşları yapan 4 yolcu uçağı teröristler tarafından kaçırılmış ve ikisi Dünya Ticaret Merkezi’ne, biri Pentagon binasına çarpmış, birisi de boş bir alana düşmüştü.

Yaşanan bu saldırılar sonrası ABD liderliğinde sivil havacılık güvenliği küresel anlamda büyük bir dönüşüme uğradı, yüz milyarlarca dolarlık yatırımla yeni teknolojiler geliştirildi, havalimanlarının güvenliği artırıldı.

Bununla yetinilmedi Şüpheli Yolcu Listeleri (Watchlist) oluşturuldu, saldırılardan iki ay sonra Ulaşım Güvenlik Dairesi (TSA) kuruldu ve bu daire 2002 Şubat’ında havalimanı güvenliğini havayollarından devraldı.

ÖZEL KOKPİT KAPISI

11 Eylül’den sonra alınan güvenlik önlemlerinden biri de kokpit kapılarının izinsiz girişleri engellemek amacıyla güçlendirilmesi oldu. Başta sadece Amerikan havayolları için zorunlu olan uygulama daha sonra TSA tarafından Amerika’ya uçan tüm yabancı havayolları için de uygulanmaya başladı.

2002 yılının Mart ayında ICAO 60 yolcudan fazla taşıma kapasitesi olan uçaklar için kokpit kapılarının güçlendirilmesini standart haline getirdi. Kokpite giriş prosedürleri yenilendi ve havayollarına yeni talimatlar gönderildi.  Kokpit kapıları güçlendirildi, üretici firmalar yeni ürettikleri uçaklarda kapıları standartlara uygun olarak üretmeye başladı.

Özetle 11 Eylül terörist saldırıların ardından havacılık güvenliğinde radikal adımlar atıldı.

BOŞ UÇAK KAÇIRMAK

Ancak geçtiğimiz hafta Cuma günü Seattle Tacoma Havalimanı’nda yaşanan bir olay havalimanı ve uçakların güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.  Horizon Air’de apron işçisi olarak görev yapan Richard Russell, Seattle Havalimanı’ndan Bombardier Q400 tipi boş yolcu uçağını kaçırdı, bir süre uçtuktan sonra denize çakıldı.

Pilot lisansına sahip olmayan birisinin çift motorlu, turboprop, böylesine karmaşık bir teknolojiye sahip uçağı nasıl uçurduğu anlaşılamazken, Russell’in uçağa kimseye görünmeden nasıl girdiği, havalimanından nasıl kalktığı da hala soruşturuluyor.

90 dakika süren uçuş, savaş uçakları eşliğinde Puget Sound'daki Ketron Adası'na düşmesiyle sona ermişti. Uzmanlar, Russell’in kendisinin de söylediği gibi uçağı kontrol etmeyi uçuş simülatör oyunlarından öğrenmesinin mümkün olabileceğini belirtiyor.

Yaşanan bu olay, havalimanlarının ve havayolu şirketlerinin hala üzerinde titizlik durmaları gereken güvenlik protokollerinde boşluklar olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Geçen yıl 47 milyon yolcuya hizmet veren ABD’nin en yoğun havalimanlarından birinde bir apron işçisi hiçbir engelle karşılaşmadan park halindeki bir uçağın motorlarını çalıştırıp, pistten kalkmayı başarması ciddi güvenlik açıkları olduğuna işaret ediyor.

AKROBASİ YAPAR GİBİ UÇTU

Richard Russell’ın uçuşunun son dakikaları, cep telefonu ile çekildi. Bombardier Q400 uçağı ile yaptığı akrobasi hareketleri ise dikkat çekiciydi.

Russell’ın hareketlerini değerlendiren pilotlar, uçağın boş olduğuna dikkat çekerek “Az yakıt ve boş bir uçakla hareketleri yapmak kolay. Ancak buradan görülen Russell’ın yüksel ihtimalle bu hareketleri Flight Simulatör’de çalışmış olmalı’ yorumunu yaptı.

Başta FBI olmak üzere Federal Havacılık Dairesi (FAA), Ulusal Ulaştırma Kurulu (NTSB) bu olayı çok yönlü araştırıyor.

Bakım görevlileri, bagaj çalışanları, apron işçileri, kabin memurları ve pilotlar havayolu personeli olduğu için uçağın bulunduğu alana rahatlıkla girebiliyor. Yani pilotlarla bagaj yükleyicileri aynı tür erişime sahip. Uçağın motorlarının nasıl çalıştırılacağını bilmenin bile başlı başına bir görev olduğuna vurgu yapan pilotlar, apron işçisinin bunu nasıl başardığına hala inanmakta güçlük çekiyor.

Apron işçisinin kokpite girmiş olsa bile uçağı uçurabilmesi için ciddi bir kontrol mekanizmasından geçmesi gerekiyordu. Ayrıca uçağı uçurabilmek için iniş takımlarının nasıl geri çekildiğini, nasıl taksi yapıldığını, pistte nasıl hızlanması gerektiğini bilmek zorundaydı. Richard Russell bütün bunları çok hızlı sürede yaptı. Zira izinsiz taksi yapan bir uçağı gören hava trafik kontrolü durumu anında bildirecek, havalimanı güvenliği ve itfaiye uçağın kalkışına engel olmak için gerekli tedbirleri alacaktı. Koca uçağın taksi yapıp, pistte koşarak havalandığını nasıl olur da hiçbir kontrolörün görmediği ise ayrı bir muamma?

Richard Russell uçağı bir yerleşim yerinin üstüne düşürüp yüzlerce kişinin ölümüne neden olabilirdi ancak o birilerine zarar vermeyi değil uçakla intihar etmeyi seçti. Şimdi otoriteler yaşanan bu olaydan ders çıkararak benzer bir vakaların tekrar yaşanmaması için havalimanında görevli personelin yetki alanları ve çalışma prosedürlerinde ciddi değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Bu önlemlerin başında da uçuş programı olmayan uçakların kokpit kapılarının sürekli kilitli kalması, uçak etrafında görev yapan personelin daha sıkı kontrolden geçirilmesi geliyor.

KARISIYLA KAVGA ETTİ, EVE İNTİHAR DALIŞI YAPTI

Seattle Tacoma Havalimanı’nda Horizon Air’e ait Bombardier Q400 tipi uçağı kaçırıp bir süre uçurduktan sonra denize çakılan Richard Russell olayını şoku atlatılamadan bir başka uçak kaçırma ve intihar vakası daha yaşandı.

Utah eyaletine bağlı Payson şehrinde hakkında tutuklama kararı bulunan bir adam çalıştığı şirkete ait Cessna 525’i çaldı. Deneyimli bir pilot olduğu belirtilen adamın ismi açıklanmazken, uçağı evinin üstünde düşürerek intihar etti. Olay sırasında pilotun karısı ve çocuğunun evde olmadığı bildirildi.

N526CP tescilli Cessna Citation Jet tipi uçağın Vancon Holdings şirketine ait olduğu kaydedildi.

Bu olayda da profesyonel pilotun nasıl uçağı kaçırdığı ve iş jetini evine çakmak istemesi de ayrı araştırılması gereken bir durum...

 

 

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap