Uğur Cebeci

Ne korkunç bir gündü…

  • Son Güncelleme: 11/09/19 05:54:12
  • 1

Saat 08.46 New York’taki Dünya Ticaret Merkezinin kuzey kulesine Boeing 767 uçağı çarpıyor. Amerikan Havayolları AA11 uçuş sayılı uçak saatte 700 km hızla 110 katlı gökdelenin 92. Katından içeri giriyor. Üst katlardakiler mahsur kalıyor. Saat 09.03 United 175 sefer sayılı uçak saatte 870 km hızla güney kulesine çarpıyor. 77 ve 85. kat arasına giriyor. Kurtarılma umuduyla insanlar çatıya çıkıyor. İlk uçaktaki 101 kişi ikinci Boeing 767 uçağındaki 65 yolcu ve mürettebat anında hayatlarını kaybediyor. Sonra Washington’da bir uçak Pentagon’a dalıyor ardından bir başkası boş bir araziye düşüyor. Ölüm saçan dört uçak dünyanın dönüşünü durduruyor.

11 Eylül 2001.

New York Manhattan.  42. Cadde olamayacak kadar geniş cadde. Grand Central İstasyonun üzerindeki Grand Hyatt Otelindeyim. 36. Kat. 

Tam 18 yıl önceydi…

Her zamanki gibi dışarıda itfaiye, ambulans sirenleri çalıyor. Kentin normal çığlıkları bunlar. Saatler 09.00’a geldiğinde o çığlıklar yerini kızılca kıyamet bırakıyor. Cama koşuyorum Aşağıdan geçen ambulanslar itfaiyeler beyaz toz içindeler. Yükseklere bakıyorum, kentin üzerine kara bulutlar çullanmış. Doğan günü karartmaya alışıyor. 

Televizyonu açıyorum. İkiz kulelerden birine uçak çarpmış derken ikinci uçağın çarptığını canlı yayında görüyorum. Giyinip iniyorum ve 42’den aşağı Birleşmiş Milletler binasına doğru koşuyorum. Nefes nefese. Hangi taksiye el kaldırsam durmuyor. Tam Türk Evi’nin önüne geldiğimde bir taksi duruyor. Beni Sea Port’a götür diyorum ve aynı anda 100 Dolar uzatıyorum. Hepsi senin diyorum. Pakistanlı şöför ‘Tamam’ diyor.

İkiz Kulelere yakın bir yere ulaşıyorum. Sonra yine koşuyorum. Ve artık her şeyi gördüğüm bir noktaya geldiğimde telefonum çalıyor. Karşımda rahmetli Mehmet Ali Birand ve yayına bağlanıyoruz. Sonraki zamanlar sürekli yayınlar, canlı bağlantılar birbirini izliyor. Ne yazık ki henüz cep telefonunda kamera yok…

ÇOK HAZİN BİR TABLO

Görkemli iki bina çökmeye başlamıştı.  Feryatlar hala duyuluyordu. Ambulansların biri gidip biri geliyordu. Korkunç bir toz bulutu görüşü düşürüyordu. Yakınlarına ulaşmaya çalışanların çaresizliği yürek dağılıyordu. Kimi kucağında çocuğu, kimi bir anne zar zor yürüyor kızının adını haykırıyordu. 

Amerika Birleşik Devletleri de en az onlar kadar çaresizdi. Bütün zamanların en büyük terör olayı ile karşı karşıyaydı. Bush uzun süre olayları Air Force One uçağından izlemişti.  Uçakların havada vurulmalarına karşı çıkılmıştı. Vursalardı çok daha büyük kayıplar olacaktı. 

Artık benimde saçlarım beyazlaşmıştı. Toz bulutu bana da çökmüştü. İşte orada dünyanın en büyük çaresizliğini yaşadım. Hayatımızı kolaylaştıran o uçaklar birer felaket aracı olmuşlardı. Terörün güçlü silahı haline gelmişlerdi. Ne olup bittiğini tam olarak anlamak bir zaman aldı.  Bu arada Washington’da bir Boeing 757 uçağının Pentagon’a girdiği bir başkasının 125 mil güneyde bir araziye düştüğü-düşürüldüğü bilgileri ulaştı. 

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

 
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kokpit Aero

Yorum Yap