Hakan Kılıç

Bugüne kadar kaç yolcu uçağı vurularak düşürüldü?

  • Son Güncelleme: 16/10/17 20:13:07
  • 2

hakan.kilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

https://twitter.com/hkilichsword2

Yazarımız Hakan Kılıç, geçtiğimiz hafta Sovyetler Birliği tarafından düşürülen Kore Havayolları’nın Boeing 747 uçağını yazmıştı. Yazının ikinci bölümünde diğer düşürülen yolcu uçaklarını kaleme alıyor…

BİRİNCİ BÖLÜM

Düşürülen Diğer Yolcu Uçakları

İRAN YOLCU UÇAĞI FLIGHT655

Sovyetlerin dünya sivil havacılık tarihine kara bir leke olarak kaydettiği olaydan sadece 5 yıl sonra her alanda rekabet içinde olan ABD, sanki “siz yaparsınız da biz yapamaz mıyız” dercesine başka bir sivil havacılık faciasına imza attı.

3 Temmuz 1988 tarihinde İran'ın Bandar Abbas Havalimanından Dubai'ye uçmakta olan İran Havayollarına ait 655 uçuşş numaralı Airbus A300B2 tipi bir yolcu uçağı, 274 yolcusu ve 16 mürettebatıyla birlikte, ABD Donanmasına ait USS Vincennes (CG) Krovazörü’nden ateşlenen 2 adet SM-2 füzesi ile vuruldu. Basra Körfezi’nin sularına gömülen uçaktaki 290 yolcu hayatını kaybetti.

Olay anında AEGIS savaş yönetim sistemi ve X-Bant radarlarla donatılmış USS Vincennesİran'ın karasularında idi. İran yolcu uçağı kalkıştan sonra 380 knot'ta 12.000 fit boyunca yükseliyordu ve transponderi açıktı. Ancak Amerikalıların iddiasına göre gemi personeli Airbus A300’ü İran Hava Kuvvetlerine ait F-14 savaş uçağı ile karıştırarak, kendilerine doğru geldiğini sanmıştı. Daha önce BF yazı dizinde anlattığı bu gemi, radarı ve SM füzesi ile uçağı imha etti.

Bana göre;

KAL007’de nasıl ki Rus pilot birçok örneğini gördüğümüz üzere neden uçağın yanına kadar sokulmadı, pilotlara kendini gösterecek kadar hizalarına geçmedi, kendi ışık ve kanat hareketleri ile uluslararası havacılık uyarı işaretlerini yapmadı, gibi sorular soruyoruz.

Aynen öylede devrin en gelişmiş radar sistemine sahip Ticonderoga sınıfı hava savunma/güdümlü füze kruvazörü nasıl olurda koca A-300’ü, F-14 savaş uçağı sanır. Transponder ne işe yarıyor o zaman?

Şu dip notu da vermekte yarar var: Hatırlanacağı üzere USS Saratoga gemisi NATO tatbikatında hava savunma amaçlı 2 Seasparrow füzesi ile Türk Deniz Kuvvetlerine ait Muhavenet Muhribinin köprü üstünü vurmuş, 5 askerimiz şehit olmuş ve gemi kullanım dışı kalmıştı. Yine yanlışlıkla ateşlendiği iddia edilmiş ve ABD tazminat olarak bazı savaş gemilerini Türkiye’ye hibe etmişti. Ancak bu olayda bir net bir şekilde açıklığa kavuşmamış olup ateşleme öncesi kontrol mekanizması vs. uzun detaylara konumuz dışı olduğundan girmeyerek kazanın “yeşil alanda” yani tatbikatın yapılmadığı dinlenme saatinde gerçekleşmiş olması ayrıca enteresan bir bilgi olarak hep hafızamı kurcalamıştır...

A300 kazasından sonra diğer iki ilginç olay ise saldırı emri veren USS Vincennes Kruvazörünün kaptanına (Amiral William C. Rogers) bir yıl sonra Başkan G.Bush tarafından “Legion of Merit” (Liyakat) Nişanı/madalyası verilmesi ve ayrıca tüm suçlamalardan aklanmasıdır.

Diğer enteresan olay ise Kaptan ve eşinin olaydan 8 ay sonra, 10 Mart 1989'da yakınlarındaki bir minibüse monte edilen boru tipi bir bombadan adeta saniyelerle kurtulmuş olmasıdır. FBI’ın araştırdığı olay hala çözülebilmiş değil. Ancak klasik bir İran cezalandırması olduğu yönünde genel kanı var.

PANAM FLIGHT103 (LOCKERBIE FACİASI)

21 Aralık 1988tarihinde (İran uçağından sadece 6 ay sonra) Londra-New York seferini yapan PanAm Hava Yollarına ait Boeing-747 uçağı İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde 30.000 feet’te kargo bölümündeki patlama sonucu parçalanarak düştü. Olayda uçakta bulunan 259 yolcu ve mürettebat ile kasabadan 11 kişi olmak üzere toplam 270 kişi öldü.

Uçağın enkazı kilometrelerce karelik bir alana yayılmıştı. 3 yıldan fazla süren parça toplama faaliyetinden sonra uçak bir hangarda toplandı. Bir iskelet üzerinde yeniden inşa edilen uçağın kargo bölümünde bir patlama olduğu tespit edildi.

Kapsamlı araştırma ve bilimsel incelemeler sonucu bombanın hangi bavulda olduğu anlaşıldı. Bombanın içine saklandığı şey bir radyo kasetçalar/ teyp idi.Çünkü bulunan parçalar içindeki bazı elektronik devrelerin direk bomba etkisi ile zarar gördüğü tespit edildi.

Bu elektronik devrelerin izi sürüldüğünde Toshiba marka bir kasetçalara ait olduğu tespit edildi. Bu markanın bu modelinin Avrupa’da nerelerde satıldığı araştırıldığında satılan yerler içinde en şüphelisi Malta adası çıktı. Teröristler Malta adasında aldıkları bir kasetçalara bombayı yerleştirmişti. Ancak bavul Frankfurt’tan yapılan aktarmada uçağa alınmıştı ama bavulun sahibi uçağa hiç binmemişti.

Bu durumda bavulun sahibi Check-in yapıp uçağa binmemiş oluyordu ki, havacılık yasaları gereği ”Yolcu-Bavul Eşleşmesi” zorunlu idi. Yolcu uçağa binmediği sürece bavulu uçağa alınmaması gerekiyordu. Yani bavulun uçağa yüklenmesinin temel şartı sahibinin de uçakta olması idi.

Ancak PanAm103’de bu kurala uyulmamıştı. Federal Soruşturma Bürosu, uzun yıllar süren araştırmalar sonucu bir ipucu daha buldu. Olay yerinde bulunan bir bez parçasında bombanın yapımında kullanılan bir kimyasala rastlanıldı. Bez parçasındaki etiketten Malta’da üretilen bir tekstil ürününe ulaştılar. Kıyafetin satıldığı mağazayı buldular ve mağaza sahibi kıyafeti kime sattığını hatırladı.

Bu kişi bir Libyalı uçak teknisyeniydi. Libyalı uçak teknisyenini ve bir istihbarat subayını tutukladı. Uçağa bomba koyanların Libyalı olduğu anlaşılınca İskoçya Libya’dan tazminat istedi. Libya, olaydan sorumlu tutulan iki vatandaşını teslim etmemekte direndi ve BM ambargosuyla karşılaştı.

Davanın sanıkları olan Libya Gizli Servis ajanı AbdelBaset Ali el Megrahi ile El Emin Halife Fehime, bomba dolu valizi uçağa koymak suçundan yargılandılar. Bombalı valizin uçağa konması emrini kimin verdiği ise bilinmiyor. 1999 yılında suçluları teslim etmeye razı olan Libya’nın üzerindeki ambargo askıya alındı. 2002 yılında Libya, sabotajın kendi gizli servislerinin işi olduğunu kabul ederek ölenlerin ailelerine 10 Milyon USD tazminat ödedi. İskoçya mahkemesi Fehime’yi suçsuz buldu, Megrahi ise ömür boyu hapse mahkûm oldu.

Prostat kanseri olduğu ve 3 aylık ömrü kaldığı için 2009 yılında serbest bırakılan Megrahi, Libya’ya dönüşünde kahraman gibi karşılandı ve birkaç ay sonra öldü. Megrahi’nin salıverilmesinden sonra İngiliz medyasında kararın yanlışlığı ve arka plânı üzerine yazılar çıktı; BP şirketinin İngiliz hükümeti desteğiyle Libya açıklarında denizde petrol arama anlaşması yaptığı,1 Milyar USD tutarındaki bu ticari imtiyaz karşılığı Megrahi’nin serbest bırakıldığı iddia edildi.

 

Amerikan tarafı ise olayın arkasında Amerikan gemisi tarafından düşürülen Flight655’in intikamını almak isteyen İran yönetimi olduğunu savundu.

Uzun yıllar süren dava süreci tamamlandığında ise, yolcu uçağa binmediği halde bavulu uçağa yükleyen PanAm kusurlu bulundu ve milyarlarca Dolar tazminata mahkum edildi. Bu davanın sonuçlanmasıyla beraber PanAm iflas ettiğini açıkladı.

FÜZE İLE VURULAN DİĞER YOLCU UÇAKLARI

17 Temmuz 2014 tarihinde Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapan Malezya Havayolları'na ait Boeing 777 yolcu uçağının düşürülmesi sonucu 298 kişi hayatını kaybetti. Hollanda Güvenlik Kurulu yaptığı açıklamada füzenin, uçağın kokpitine yarım metreden daha yakın bir mesafede infilak ettiğini duyurdu.

Seyir yüksekliği olan 33 bin feette uçan Malezya’nın MH17 sefer sayılı uçağı, Doğu Ukrayna üzerinde iken Rus yanlısı ayrılıkçılar daha önceki günlerde ateş açtıkları Ukrayna kargo uçaklarına benzettikleri 777 yolcu uçağına BUK hava savunma füzesi ateşleyerek düşürdü.

Şu ana kadar anlattığım olaylardan dışında kalan diğer saldırıları Hürriyet Gazetesi’nde ki bir haberden alıntı yaparak sıralamak istiyorum.

-22 Eylül 1993: Gürcistan'ın başkenti Tiflis'de Gürcü askerleri taşıyan Tu-154 uçağı, Suhumi havaalanına inerken düşürüldü, çok sayıda kişinin öldüğü olayın sorumluluğunu Abhaz ayrılıkçılar üstlendi.Uçak yolcuları her ne kadar askerler olsa da uçak bir (sivil) yolcu uçağı idi.

-21 Eylül 1993: Gürcistan yönetimine karşı savaşan Abhaz ayrılıkçıların bulunduğu, Suhumi bölgesi açıklarındaki bir tekneden ateşlenen ısıya duyarlı füze, Tu-134 tipi uçağı vurdu. Uçaktaki 25 kişi ölürken, saldırıyı üstlenen olmadı.

-2 Eylül 1998: Angola'da hükümete karşı savaşan Angola'nın Tam Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik (UNITA) örgütü, ülkenin kuzeydoğusunda Antonov-26 tipi askeri kargo uçağını düşürdü, uçaktaki 24 kişi öldü.

-16 Ağustos 1986: Sudan Havayolları'na ait yolcu uçağı Sudan'ın Malakal kentinden kalktıktan kısa süre sonra hükümete karşı savaşan militanların fırlattığı yerden havaya füzeyle düşürüldü, uçaktaki 60 yolcu öldü.

-20 Şubat 1986: Irak savaş uçakları, İran'ın başkenti Tahran'dan Ahvaz'a giden İran Havayolları'na ait yolcu uçağına saldırdı, havada infilak eden uçaktaki 49 kişi öldü.

-4 Eylül 1985: Afganistan Havayolları'na ait AN-24 uçağı Afganistan'ın güneyindeki Kandahar kentinden havalandıktan kısa süre sonra füzeyle vuruldu, uçaktaki 52 kişi öldü.

-8 Kasım 1983: Angola'nın Lubango kentinden kalkan Boeing 737 tipi yolcu uçağı kısa süre sonra yere çakıldı. Uçaktaki 130 kişi öldü. UNITA, uçağı bir füzeyle vurduğunu iddia ederken, hükümet uçağın teknik arıza nedeniyle düştüğünü savundu.

-3 Mayıs 1982: İki İran savaş uçağı Kıbrıs Rum kesiminden İran'ın başkenti Tahran'a uçan Cezayir'e ait uçağa saldırdı, aralarında Cezayir Dışişleri Bakanı'nın da bulunduğu uçaktaki 14 kişi öldü.

-12 Şubat 1979: Zimbabve'de Kariba'dan havalandıktan sonra hükümete karşı mücadele veren militanlar tarafından düşürülen uçaktaki48 kişi öldü.

-21 Şubat 1973: İsrail savaş uçakları yere inmeye zorladığı Libya Havayolları'na ait uçağa ateş açtı. İsabet alarak Sina Çölü'ne düşen uçaktaki 106 kişi öldü.

-27 Temmuz 1955: İsrail havayolları El Al'ın Paris-Tel Aviv seferini yapan uçağı, uçuşa yasak Bulgaristan hava sahasına girdikten sonra bir füzeyle düşürüldü, uçaktaki 58 kişi öldü.

İki bölümlük yazı dizimi burada sona erdi. Daha iç açıcı konuları ele alacağımız başka bir gerçek havacılık hikâyesinde görüşmek üzere.

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap